Tesadüfen keşfettiğim “Top of the Lake” isimli mini dizi aslında bir polisiye olmakla birlikte etkileyici, spiritüel bir boyutu da var. Diziyi izleyeli birkaç ay oldu ama GJ isimli bir nevi “aydınlanmış” diyebileceğim karakterin hayatla ilgili sorulara verdiği çarpıcı cevaplar hala aklımda. Bedenle ilgili sözlerini yoga ile bağlantısından dolayı buraya aktarmak istiyorum, çünkü yogada hep tekrar ettiğimiz bir şeyi, bedenin bilgeliğine teslim olmayı hatırlatıyor:
“Bedenin bilgeliği benzersizdir (there is no match for the tremendous intelligence of the body)”.
İşte bu yüzden bedeni dinlemek, ondan öğrenmek önemli ve yoga bunun için harika bir araç.
bedenin bilgeliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bedenin bilgeliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mayıs 2014 Çarşamba
9 Mayıs 2014 Cuma
neden yoga?
Neden yoga yaptığımın cevabı her gün değişebilir. Bugün bu soruya cevabım şöyle bir şey:
Yoga tatil sabahlarının dinginliğini taşıyor bedenime. İçimden kuşlar havalanıyor, öylesi bir hafiflik... Nefesimde Akdeniz rüzgarının yumuşaklığını, çam ormanlarının kokusunu hissediyorum; iklimin tenimi yumuşatması gibi...
Bir çilek, bir ağaç ya da bir elma nasıl var oluştan gelen bir güzelliğe sahipse ve başka hiçbir şeye dönüşmesi gerekmiyorsa, onu görüyorum kendimde. Gerçek güzelliğimi; hiçbir şeye dönüşmesi gerekmeyeni, olduğu haliyle en mükemmel olanı...
Nefesin aydınlattıığı bir ışıkla bakıyorum kendime ve her hücremi seviyorum: Parmaklarımı, kollarımı seviyorum; hem de beni tanımlamadığını bilerek; ruha sahip bir beden değil, bedene sahip bir ruh olarak. Özümde bir sazın, bir çimenin yeşilinde gizli hayatın özü var. Bu engin hayat bilgisi zihnimin sınırlarını aşıyor. Bedenin bilgeliğine teslim olmak böyle bir şey işte. Bir çiçek biliyorsa ne zaman açacağını, bir bebek biliyorsa ne zaman doğacağını, bedenim de kelimelere ihtiyaç duymadan biliyor hayatın özünde saklı olanı.
Yoga tatil sabahlarının dinginliğini taşıyor bedenime. İçimden kuşlar havalanıyor, öylesi bir hafiflik... Nefesimde Akdeniz rüzgarının yumuşaklığını, çam ormanlarının kokusunu hissediyorum; iklimin tenimi yumuşatması gibi...
Bir çilek, bir ağaç ya da bir elma nasıl var oluştan gelen bir güzelliğe sahipse ve başka hiçbir şeye dönüşmesi gerekmiyorsa, onu görüyorum kendimde. Gerçek güzelliğimi; hiçbir şeye dönüşmesi gerekmeyeni, olduğu haliyle en mükemmel olanı...
Nefesin aydınlattıığı bir ışıkla bakıyorum kendime ve her hücremi seviyorum: Parmaklarımı, kollarımı seviyorum; hem de beni tanımlamadığını bilerek; ruha sahip bir beden değil, bedene sahip bir ruh olarak. Özümde bir sazın, bir çimenin yeşilinde gizli hayatın özü var. Bu engin hayat bilgisi zihnimin sınırlarını aşıyor. Bedenin bilgeliğine teslim olmak böyle bir şey işte. Bir çiçek biliyorsa ne zaman açacağını, bir bebek biliyorsa ne zaman doğacağını, bedenim de kelimelere ihtiyaç duymadan biliyor hayatın özünde saklı olanı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

