ışık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ışık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2015 Cuma

IŞIĞI YANSITIN

KARANLIĞI EMEN SÜNGER DEĞİL, IŞIĞI YANSITAN AYNA OL


Çoğumuz hayatımızda böyle durumlarla karşılaşıyoruz. Karşınızda sevdiğiniz bir insan oturuyor, size sıkıntılarından, yaşadığı sorunlardan bahsediyor; siz de ona yardım etmek için anlattığı tüm hikayeleri sabırla ve dikkatle dinliyor, yorum yapıyorsunuz. Ama zihinleri o kadar olumsuz bir yerde ki, hangi argümanla karşısına çıkarsanız çıkın, yavaş yavaş siz de onunla birlikte aşağı doğru çekildiğinizi hissediyorsunuz. Gabrielle Bernstein anlattıkları, tavırları ve düşünceleriyle üzerinizde olumsuz etkiler yaratan bu insanlar karşısında nasıl pozitif kalınabileceğini şöyle anlatıyor:

Bana düşen, olumsuzluğu emmek, olumsuzlukla mücadele ederek savaşmak değil; benim görevim kendi merkezimi korumak ve özüme bağlı kalmak, ki bu da şefkatin, ışığın, yargısızlığın olduğu alanda kalmak demek. Pek bir şey söylemeye, yorum yapmaya, savaşmaya gerek yok; sadece sakin olun, içinizdeki dengeyi koruyun. Siz kendi merkezinizde sağlam bir şekilde durdukça, o kişinin yumuşadığını, sakinleştiğini göreceksiniz. Karanlığı çeken bir sünger değil; ışığı yansıtan bir ayna olun. 

Pırıl pırıl bir hafta sonu olsun!

Gabrielle Bernstein’I izlemek ve bu içeriği onun dilinden dinlemek için buraya tıklayın

9 Mayıs 2014 Cuma

neden yoga?

Neden yoga yaptığımın cevabı her gün değişebilir.  Bugün bu soruya cevabım şöyle bir şey:

Yoga tatil sabahlarının dinginliğini taşıyor bedenime. İçimden kuşlar havalanıyor, öylesi bir hafiflik... Nefesimde Akdeniz rüzgarının yumuşaklığını, çam ormanlarının kokusunu hissediyorum; iklimin tenimi yumuşatması gibi...

Bir çilek, bir ağaç ya da bir elma nasıl var oluştan gelen bir güzelliğe sahipse ve başka hiçbir şeye dönüşmesi gerekmiyorsa, onu görüyorum kendimde. Gerçek güzelliğimi; hiçbir şeye dönüşmesi gerekmeyeni, olduğu haliyle en mükemmel olanı...

Nefesin aydınlattıığı bir ışıkla bakıyorum kendime ve her hücremi seviyorum: Parmaklarımı, kollarımı seviyorum; hem de beni tanımlamadığını bilerek; ruha sahip bir beden değil, bedene sahip bir ruh olarak. Özümde bir sazın, bir çimenin yeşilinde gizli hayatın özü var. Bu engin hayat bilgisi zihnimin sınırlarını aşıyor. Bedenin bilgeliğine teslim olmak böyle bir şey işte. Bir çiçek biliyorsa ne zaman açacağını, bir bebek biliyorsa ne zaman doğacağını, bedenim de kelimelere ihtiyaç duymadan biliyor hayatın özünde saklı olanı.