şefkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şefkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2019 Çarşamba

DÜZENLİ MEDİTASYON YAP, BEYNİN GENÇ KALSIN


UCLA’daki araştırmacılar, meditasyon yapan bireyleri meditasyon yapmayanlarla kıyasladıklarında meditasyon yapanların beyinlerinin, 50’li yaşların ortasında, neredeyse on yıl daha genç olduğunu buldular. Araştırma halen devam etmekle birlikte size düzenli meditasyon yapmak için ilham vereceğini düşünerek bağlantıyı paylaşıyorum.

Meditasyonun faydalarıyla ilgili birçok bilimsel çalışma var. Şefkat meditasyonunun beyni değiştirdiği, mindfullness (farkındalık) meditasyonunun beyindeki gri maddeyi artırdığına dair akademik çalışmalar da bulunuyor. İlgilenenler olursa onları da paylaşırım.

3 Kasım 2018 Cumartesi

Bir Yaşam Dili Şiddetsiz İletişim

Nedendir bilinmez, bu aralar Şiddetsiz İletişim'e merak sardım. O yüzden Açık Radyo'da bu konuda bir program başlayacak olması beni çok sevindirdi. Şiddetsiz İletişim'i aratınca Türkiye'de karşınıza çıkan ilk isim olan Vivet Alevi, programın ilk konuğuymuş. Kaçırmamak için takvimime kaydettim bile! Siz de nedir, ne değildir öğrenmek isterseniz haftaya Cuma, yani 9 Kasım 2018'de saat 14.00'te "Bir Yaşam Dili Şiddetsiz İletişim" programını Açık Radyo'da dinleyebilirsiniz. 

12 Ocak 2016 Salı

Kadınlar ve Ashtanga Yoga


fotoğraf: planetashtangayoga.com

fotoğraf: planetashtangayoga.com
Ashtanga Yoga Gurusu Sri K Pattabhi Jois’in kızı Saraswathi Rangaswamy ile yapılan bir röportajı okudum. Sharat, Pattabhi Jois´in stüdyosunda haftanın 6 günü ders veriyor. Bu uzun metnin tümünü çeviremedim ama kadınlarla ilgili birkaç cümleyi paylaşmak istedim, çünkü sanırım kimi zaman doğurgan doğamızı, hormonlarımızı ve bedenimizin ihtiyaçlarını unutarak bedenlerimizi gereğinden fazla zorlayabiliyoruz. 

Sharat, kadın ve erkeklerin fiziksel olarak farklı olduğunu hatırlatıyor. “Kadınlar her ay menstrüasyon oluyor ve hamile olma ve doğum yapma becerisine sahip. Kadınlara uygun olmayan bazı asanalar var ama bunlar sayıca çok değil. Düzenli bir pratiğe sahip olmak önemli ama dinlenmeyi de ihmal etmemek gerek. Kadınlar tüm gününü çalışarak geçirdikten sonra evi ve ailesiyle ilgilenmek durumunda olabiliyor. Erkekler çoğunlukla işlerine odaklanarak dinlenebiliyor. Bence çok çalışan ve sonra gelip ev ve ailesiyle ilgilenen kadınların Primary (Birinci) Seriyi yapması yeterli. Uzunca bir süre düzenli pratikten sonra, Intermediate (Orta) da yapabilirler. Bazı kadınlar Advanced (İleri) seviyelere de geçebiliyor ama bunun gerekli olduğunu düşünmüuyorum. Birinci Seri (Primary Series) kendimizi topraklanmış ve güçlü hissetmemizi sağlıyor” diyor. 

Menstrüasyon döneminde yoga yapmak konusundaki düşünceleri ise şöyle: “Ağrı ya da fazla kanamaya bağlı olarak bazı kadınlar için bu günlerde uygulama yapmak çok zor. Çoğu kadın çok çalışıyor ve aslında dinlenmeye ve bu üç günü sakin geçirmeye ihtiyaç duyuyor. Bu çok önemli! Kanamanın en fazla olduğu ilk üç gün güçlü bir asana pratiği yapmak vücut için pek de iyi değil. Salamba Sarvangasana ya da Sirsasana yapmamalılar. Burada, Hindistan’da Brahman geleneğine göre kadınlar bu üç gün boyunca dinlenir, yemek yapmaz, hatta mutfağa adım bile atmaz. Diğer kadınlar onun için pişirir, o sadece yemek yer ve bol bol uyur.”

Hayatınızda size yemek yapacak biri ya da 3 gün uzun uzun dinlenecek vaktiniz var mı bilmiyorum ama sadece bu olasılığı anımsayarak menstrüasyon döneminde kendinize biraz daha şefkatli davranabilirsiniz. Hatta aslında kendinize her gün şefkatli davranabilirsiniz!

Röportajın tamamı için: http://www.planetashtangayoga.com/Saraswati_Interview.html

19 Mart 2015 Perşembe

Yoga tüm evrenime yayılıyor

YogaŞala Nişantaşı, Mysore, 17.03.2015
FOTOĞRAF: Beyza Yiğitcan
Yoga ile esneyen sadece bedenim değil. Yoga ile bedenim farklı enlemlerde uzarken zihnim de yeni boyutlar keşfediyor; bedenim esnedikçe farkındalığım da evrenin farklı uçlarına doğru uzanarak genişliyor, ben bedenimle sınırlı kalmıyorum; sınırlı kalmadıkça da bedenimin merkezinden başlayarak her şeyi daha çok seviyorum. Belki daha çok seviyorum demek yanlış, aslında zaten içimde olan sevgiyi daha çok fark ediyorum diyelim. Duyarlılıkla bedenimi anlıyor, bedenimi sevdikçe kendimi; kendimi sevdikçe zamanımı paylaştığım tüm insanları; sonra evimi, çiçeklerimi ve yaşadığım yeryüzünü daha çok seviyorum. Sevdikçe daha duyarlı oluyorum. Bedenimi güzel gıdalarla beslemek istiyorum, yakınımdakilere şefkat taşıyor içimden ve bu dünyayı kirletmeye kıyamıyorum. Yoga, matın üzerinden başlayarak evrenime yayılıyor. O benim öğretmenim ve her gün ondan öğrenmeyi seçiyorum.

6 Mart 2015 Cuma

IŞIĞI YANSITIN

KARANLIĞI EMEN SÜNGER DEĞİL, IŞIĞI YANSITAN AYNA OL


Çoğumuz hayatımızda böyle durumlarla karşılaşıyoruz. Karşınızda sevdiğiniz bir insan oturuyor, size sıkıntılarından, yaşadığı sorunlardan bahsediyor; siz de ona yardım etmek için anlattığı tüm hikayeleri sabırla ve dikkatle dinliyor, yorum yapıyorsunuz. Ama zihinleri o kadar olumsuz bir yerde ki, hangi argümanla karşısına çıkarsanız çıkın, yavaş yavaş siz de onunla birlikte aşağı doğru çekildiğinizi hissediyorsunuz. Gabrielle Bernstein anlattıkları, tavırları ve düşünceleriyle üzerinizde olumsuz etkiler yaratan bu insanlar karşısında nasıl pozitif kalınabileceğini şöyle anlatıyor:

Bana düşen, olumsuzluğu emmek, olumsuzlukla mücadele ederek savaşmak değil; benim görevim kendi merkezimi korumak ve özüme bağlı kalmak, ki bu da şefkatin, ışığın, yargısızlığın olduğu alanda kalmak demek. Pek bir şey söylemeye, yorum yapmaya, savaşmaya gerek yok; sadece sakin olun, içinizdeki dengeyi koruyun. Siz kendi merkezinizde sağlam bir şekilde durdukça, o kişinin yumuşadığını, sakinleştiğini göreceksiniz. Karanlığı çeken bir sünger değil; ışığı yansıtan bir ayna olun. 

Pırıl pırıl bir hafta sonu olsun!

Gabrielle Bernstein’I izlemek ve bu içeriği onun dilinden dinlemek için buraya tıklayın

13 Ocak 2015 Salı

incinmişliklerimizi görmek

Image by @andrea_corina_romo
Pek çok kez çalışma şansına sahip olduğum ve yakında yeniden Türkiye'ye gelecek olan Hart Lazer "Her birimiz birer savaşçıyız, hislerden kaçınmak için arkasına saklandığımız kalıpları koruruz. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaralanmışlığımızın savunmasızlığını hisettiğimiz anda ise reaksiyonlar devreye girer. Kalıplar çoğunlukla görev, onur, sadakat ve disiplinle ilişkilidir. Bunlar ara sıra cesaret kisvesi altında görünseler de, derin bir inceleme karşısında paramparça olurlar" diyor.

Kırgınlıklarınızla, incinmişliklerinizle yüzleşmek ve kendinize derinden temas etmek istiyorsanız, Hart Lazer’la tanışmanızı öneririm. Şubat 2015’te yine burada olacak. Bedenin neleri hatırladığı, nasıl da sakladığı ve şefkatle nasıl yumuşadığını ve kendine derinden bakmanın ne demek olduğunu çok iyi bilen ve deneyimleten bir uzman. Yollarını gözlüyorum. Ondan öğrendiklerimin bir tutamını seanslarıma aktarabiliyorsam kendimi şanslı sayarım…

Yogaşala sayfasından kopyaladığım 'Hart Lazer ile 360° Yogaterapi' atölye çalışmasının detaylarını aşağıda bulabilirsiniz. 


360 Yoga Terapi, YogaŞala Nişantaşı


(20-22 Subat, 2015) Yoga pratiği ile kronik ağrılarla başetmek 
Bu modülde Hart, ağrının sinir sistemi ve müsküloskeletal sistem (kemik, kas, bağ, tendon ve eklemlerin oluşturduğu, vücut şeklinin korunmasını ve hareketi temin eden kas-iskelet sistemi) ile ilişkisi, sinir sistemin ağrıya nasıl cevap verdiği gibi kronik ağrılarla başetmenin temel yolları deneyimletilecektir.

Bu modüldeki diğer konular:
- Kalça, kasık, alt bel, boyun ve omuzlar, siyatik, bel bölgesindeki ve dizlerdeki baskılar ve önleme yolları
- Pozlarda incinmeyi önleyici temel teknikler ve varyasyonları
- Yoga fizyolojisi, ağrının anatomisi, müsküloskeletal katmanlarda ağrıyı iyileştirmek için zihnin ve görselleme tekniğinin kullanımı

( 27 Subat – 1 Mart 2015) Yoga pratiğinde sıklıkla karşılaşılan sorunlar ve çözümleri  
Yoga uzmanları ve yoga yapanlar, yoga pratikleri sırasında çeşitli bedensel limit ve gerginliklerle karşılaşırlar. Asana, pranayama ve meditasyonun yanlış anlaşılması ve kullanılmasından kaynaklanan sorunlar da yine yoga pratiğinin kalitesini derinden etkiler. Bu sorunlardan hareket edilerek hazırlanan 4. Modül’de:

-Kendinizin veya danışanlarınızın bedenlerindeki limitleri anlayıp, bu limitlerle nasıl çalışılacağı,
-Gergin noktaları gevşetme ve güçlendirme teknikleri,
-Bedeni 'limitli ve sorunlu' durumdan çıkaracak çözümler (asana ve terapiler) paylaşılacaktır.

*Tüm seviyedeki katılımcılara açıktır.
*Atölye  için sadece nakit ödeme alınabilmektedir.
*İptallerde ücret iadesi mümkün değildir.
*Gerekli katılım sağlanamadığı takdirde atölye iptal olacak ve ücretler iade edilecektir.
*4 modülü tamamlayan tüm katılımcılar 100 Saatlik Yogada Uzmanlaşma Belgesi alacaklar.
*Bu çalışma; modül modül veya tüm modüller birlikte alınabilir.
*Tüm modüller alındığı takdirde, alınan saatler Yogada Uzmanlaşma Programı’na eklenir.


Etkinlik Saatleri: Cuma: 19:00- 21:00 // Cumartesi & Pazar: 9:00-17:00
Etkinlik Yeri: YogaSala Nişantaşı

Etkinlik Ücreti:
Tek modül : 720 TL

HART LAZER

United Yoga Montreal'in kurucularından Hart, yoga uzmanlarının mentoru olarak Yoga dünyasında tanınır. Uzun seneler Ramanand Patel ile Iyengar, Ashtanga gibi pek çok farklı stili pratik eden Hart, her stilin faydalı ve eksik kalan yönlerini deneyimledikten sonra disiplinlerüstü bir yaklaşımla asana mekanikleri ve yoga bilgilerini geliştirme teknikleri üzerinde engin bir deneyime sahip olmuştur. Hart, Yoga ve travmanın bedendeki etkisini çok boyutlu bakış açısı ile araştırmaya devam etmektedir.

25 Mart 2014 Salı

BEDENLERİMİZİ ŞEFKATLE BESLEMEK...

BEDENLERİMİZİ ŞEFKATLE BESLEMEK...

Nihayet bugün aysun-the-sütçü’den ilk sütümü almayı başardım! İlham verici tatlı mesajları ve ineklerinden sevgiyle bahseden o birbirinden güzel metinlerinin etkisiyle aylardır peşlerindeydim, ama daha önceleri 5 litrenin altına dağıtım yapamadıklarından ve ben de onca sütü bir haftada bitiremeyeceğimden, heba etmemek için almaya cesaret edemiyordum. Şimdi 1 litrelik ve 2,5 litrelik şişeleri de var ve kapınıza kadar getiriyorlar. Kaynatınca mutfağıma yayılan koku, çocukken annemin her hafta dev tencerelerde kaynattığı litrelerce sütü hatırlattı. Mutfaktaki tanıdık kokular güven hissini tazeliyor, bu kesin!

Sütümü kaynattım, şimdi o soğurken ben de kefir, ev yapımı yoğurt, lor peyniri yapmak ve pastörize edilmemiş bu sütü ılık ılık yudumlamak için sabırsızlanıyorum. Siz de kutu kutu pastörize furyasından uzaklaşıp çiğ sütün doğal tadını hatırlamak ve bedeninizi şefkatle beslemek isterseniz eğer (ki internette UHT sütlerle ilgili kısa bir araştırma zaten sizi buna ikna edecektir), önce aysun-the-sütçü’yü biraz tanımak için bu bağlantılara bir göz atın:

http://aysunthesutcu.blogspot.com.tr/

http://fikirsahibidamaklar.blogspot.com.tr/2009/02/gundonumu-cifligi-8-subat-2009.html

https://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=4384

NOT: Yakında kefir mayası olacak elimde, isteyenlerle paylaşmaya hazırım…