zihin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zihin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2021 Çarşamba

Kundalini Yogada 10 Beden

Bugün size 10 bedenden bahsetmek ve hepsini biraz açmak istiyorum. Yogi Bhajan’ın öğretilerinin temelinde de 10 beden yer alıyor ve kundalini yogada 10 beden üzerinde çalışıyoruz; numerolojinin temelinde de bu var; potansiyelimizi, yeteneklerimizi, zorlukları ve hayatta nerede olduğumuzu görebiliyoruz. Gerçekleri sayılarla dekode ederek, bir anlamda şifresini çözerek, onları farklı bir açıdan görebiliriz.


İnsan 10 bedenden oluşuyor: fiziksel beden, üç zihinsel beden ve altı enerji bedeni. Farklı bedenleri, giysi katmanları gibi görselleştirebilirsiniz, fiziksel beden ise, bir ömür boyu üzerimizden çıkarmayacağımız paltodur. Fiziksel beden ile görebilir, dokunabilir ve hissedebiliriz. Ama gözle görmesek de başka bedenlerimiz de var.

1. BEDEN: RUH : alçakgönüllülük, yaratıcılık
Hayatım yaratıcı bir akış içinde ruhumun amacına hizmet ediyor mu?

Ruh beden, 1. bedendir ve içindeki sonsuzluğa bağlanır. Ruh beden güçlü olduğunda, zihinde değil kalpte yaşayabilirsiniz, yaratıcılık sadelikle akar. Bu beden, her şeye ve evrensel gerçekliğe bağlıdır; herkes için bir tohum gibidir. Kişiliğimizi de o taşır. Eğer çok fazla çalışırsak ruhumuzu unuturuz, gerçek amacımızdan saparız. Kararları kalple almak daha iyidir, yoksa bu çok soğuk bir karar olur. Ruh bedene bağlıysanız, orada korku olmaz.

DENGE İÇİN: Kundalini enerjisini yükselt, kalbi aç.

2.3. ve 4. bedenler, zihnin 3 farklı karakteridir.

2. BEDEN: NEGATİF (KORUYUCU) ZİHİN: Sınırlanma, itaat
Tehlikeleri sezebilir miyim? Neleri göz önünde bulundurmalıyım?

Korumak isteyen, tehlikeye hayır diyen ve duruma ilk tepki veren zihin. İdeal olan doğru tehlikeyi görmesidir ama halihazırda hafızamızdan, geçmişten etkileniyoruz, korkularımız var; o yüzden bu zihin çok da güvenilir sayılmaz. Kimi zaman anne babanın içimizde yankılanan sesi de olabiliyor. Çok sadık bir zihin, ruh için çalışıyor ve ruh yolculuğunda onu korumak da görevi. Ama bazen fazla koruyucu olabiliyor; dengede ise yolunuzda faziletle ilerleyebilirsiniz, zayıfsa korkularınız sizi ele geçirebilir.

DENGE İÇİN: Disiplin esastır.

3. BEDEN: POZİTİF (GENİŞLEYEN) ZİHİN: Eşitlik, Pozitiflik
Hayatın önüme sunduğu tüm olanaklara açık mıyım? Onları hayatıma alabiliyor muyum?

Pozitif zihin, her durumdaki ve varlıktaki pozitif özü görür. Güçlü bir irade verir ve gücünü kolaylıkla kullanmana olanak tanır. Doğal olarak oyuncu ve optimist olmanı sağlar. Doğrudan ve güçlü bir iletişim gücü kazandırır. Zayıf olduğu zaman, negatif zihnin etkisi altında kalarak deprefis hale gelebilirsin ya da kafan karışabilir. Kızgın, öfkeli ve toleranssız olabilirsin. Sorumluluk alamadığın için gücünü kullanmaktan çekinirsin.

DENGE İÇİN: Karın bölgesini güçlendir, özgüvenini artır, olumlamalar kulan.

4. BEDEN: NÖTR (MEDİTATİF) ZİHİN: Hizmet, tutku, entegrasyon
Kendime iç bilgeliğimle algılama ve harekete geçme izni veriyor muyum?

İşte kundalini yoga ile güçlendirmeye çalıştığımız zihin… Pozitif ve negatif zihin sözünü söyledikten sonra hep nötr zihin karar veriyor. Denge ile, bilmekle alakalı. Bu bedeni güçlü kişiler, odaklı insanlar olarak görünür, kafaları karışmaz. Nötr zihni zayıf olanlar kararsızlık yaşar; deneyimlerini entegre edemedikleri için hayatta kurban rolünü oynarlar. Seva, ruhani amaç ve verme kapasitemiz yani hizmet etmek bu bedenle ilişkilidir.

DENGE İÇİN: Meditasyon

5. BEDEN: FİZİKSEL BEDEN: fedakarlık, denge, öğretmen
Gücümü ve becerilerimi herkesin iyiliği için kullanıyor muyum?

Fiziksel beden, değişimin temsilcisidir. Fiziksel beden, doğumdan ölüme değişir ve bir saniye bile aynı kalmaz. Vücut esnekse zihin de esnektir; katı düşünceler varsa vücut da katıdır. Fiziksel beden, diğer 9 bedenin kendi rolünü oynadığı bir tapınak gibidir. Sana fedakarlık, vazgeçme kapasitesi verir. Öğretmeni temsil eder ve soyut olanı farklı yaştaki farklı bilinçteki insanlara geçirmene olanak tanır. Hayatın her alanında denge yeteneği verir. 5. Beden karma yerine dharma’yı seçebilendir. 5. Beden zayıfsa açgözlü, hırslı, rekabetçi olursun ve dengeden saparsın. Kendini kelimelerle ifadede zorlanırsın.

DENGE İÇİN: Düzenli egzersiz yap. Öğret.

6. BEDEN: ARCLINE – YAY  HATTI: adalet, koruma, projeksiyon
Hedeflerimi gerçekleştirebilecek miyim? Bunu dürüstlükle mi yapıyorum?

Arcline, yay hattı, manyetik bedenlerden biridir. Aslında bir kulak memesinden diğer kulak memesine uzanır ama her yerdedir. Bu sizin projeksiyonunuz, parlaklığınızdır. … Azizlerde görselleştirilen hare gibi düşünebiliriz. Hipofiz beziyle ilişkilendirilir. Sinir sistemini regüle eder, odaklanmana ve meditasyon yapmana olanak tanır. Bu beden, bağışıklık sistemine tekabül ediyor, neyin, nasıl iyi olduğuna karar vermek ve sisteme alıp almamak. Zihinsel anlamda adaletle alakalıdır, topluma hizmet etmek, sadece kendim için değil herkes için doğru olanı yapmak… 6. Merkezi sezgilerle kendinizi korumak için kullanabilirsiniz, böylece hayatın stresiyle baş ederken kalbinizi kapatmanız gerekmez. Öfke ve egosunu hiçbir şey ayağa kaldıramaz; işte yay hattının gücü de budur.

DENGE İÇİN: 3. Gözü, hipofiz bezini uyandır.

7. BEDEN: AURA: merhamet, güvenlik, sevgi
Evrensel aşkta güvende hissediyor muyum?

Aura, manyetik alandır, renk değiştiren ve etrafımızdaki alan… Düşünceleri takip eder, kadınlarda daha çok genişleyebilir. Yaşam gücünüz için bir kaptır ve bu yaşam gücünü korur. Kalkan gibi pozitifliği çekebilir ve olumsuzlukları püskürtebilir. Eğer aura zayıfsa paranoyak olabilirsiniz, olumsuzluk psişeye fiziksel bedene nüfuz edebilir. Hastalıklar bedene önce auradan girer. O nedenle aurayı güçlü tutmak esastır. 7 affediciliğin sayısıdır. Geçmişi affedince auradaki yaralar iyileşir.

DENGE İÇİN: Meditasyon yap. Doğal liflerden yapılmış beyaz renkli kıyafetleri tercih et.

8. BEDEN: PRANİK BEDEN: Saflık, enerji, korkusuzluk
Hayatı korkusuzca kucaklayabiliyor muyum? Hedeflerimi gerçekleştirecek yeterli enerjiye sahip miyim?

Pranik beden, nefesiniz aracılığıyla, yaşam gücünü ve enerjisini sisteminize sürekli almaya devam eder. Bu, korkusuz, tamamen canlı ve tüm yaratılışla bir olduğunuzu hissetmenizi sağlar. Pranik beden güçlüyse nefes derindir, rahattır. Tüm hastalıklar pranik bedende dengesizlikle başlar.

DENGE İÇİN: Tüm nefes çalışmaları.

 

9. BEDEN: SÜPTİL BEDEN: Sakinlik, incelik, ustalık
Süptil ve hassas mıyım, yüzeysel olanın ötesine geçebilir miyim?

Süptil bedeniniz, hayatın dolaysız gerçeklerinin ötesinde yatan yüce ve ilahi oyunu görmenize yardımcı olur. Süptil beden ve ruh beden karmaşık şekilde bağlantılıdır. Süptil beden, ruhun amacını hiç unutmayan bedendir. Küçük detaylarla değil evrenin amacıyla meşguldür. Süptil beden, ölüm anında ruhu taşıyan bedendir. 9. Beden güçlüyse çok sağlam bir meditatif alanınız vardır. “Casual body” de denir 9. Bedene… 9. Beden zayıfsa huzursuz olabilirsin, çünkü her şeyin olduğu haliyle mükemmel olduğunu fark edemezsin.

DENGE İÇİN: Her tür meditasyon ve 1000 gün boyunca kriya uygulamak.

10. BEDEN: RADYANT/IŞILTILI BEDEN: kraliyet cesareti, asalet
Hayatım cesaret, asalaet ve yaratıcılık örneği mi?

10. Beden titreşimle ve elektromanyetik alan ile ilgilidir. Size maneviyattan gelen asalet ve parlaklık verir. Hayata “ya hep ya hiç” tutumuyla yaklaşırsınız ve %110’unuzu verirsiniz. 10. beden az gelişmişse, çatışmadan korkabilirsiniz. Diğer insanların dikkatinden çekinebilirsiniz, çünkü içsel asaletinizin tanınmasıyla gelen enerji ve sorumluluklardan korkarsınız. 10. Beden, kendine ve diğerlerine dürüst ol, birlik ol ve öğretini yay der.

DENGE İÇİN: Adanmışlık. Saçları kestirmemek.

 

11. BEDENLENME: Paralel uyum: Sonsuzluk
Gerçek benim kimliğim mi? SAT NAM? Sonsuzluğun benim aracılığımla akmasına izin veriyor muyum?

Yogi Bahajan diyor ki “İçinizdeki tanrı ve içindeki insan paralel uyum içindeyse, o zaman 11. Hale gelmişsinizdir.” Burada dualite yok, ilahi vizyon var. İçsel olarak zenginsin, tatmin dolusun. Her yerde tanrıyı görüyorsun. İradenle 10 bedenin oyununu yönetebiliyorsun.

DENGE İÇİN: Nam Simran veya Siri Guru Granth Sahib

 

Yogi Bhajan “Eğer 10 bedenin sen olduğunu anlarsan, bu 10 bedenin farkında olursan ve onları dengeye getirirsen tüm evren seninle dengede olur” diyor. Tüm kundalini yoga dersleri bu 10 beden üzerinde çalışır. Öyleyse disiplinle çalışmaya devam!

15 Mayıs 2021 Cumartesi

MINERVA AKADEMİ İLE NÖROFELSEFE PSİKOLOJİ SEMPOZYUMU


Minerva Akademi ‘nin düzenlediği Nörofelsefe Psikoloji Sempozyumu’ndan merhaba. 15 Mayıs 2021’de başlayan bu sempozyum karantina günlerine denk geldi ve tabii ki online ve Zoom’da. Bugün, sinir bilimi ile ilgilenen nöroloji uzmanı Timur Yılmaz ile birlikteydik. Zihin sağlığı mirası, felsefe, duygular, farkındalık, epigenetik kavramı, bilişsel süreçler, TMS teknolojisi, limbik sistemden ve kalemim onun hızına yetişemediği için notunu alamadığım pek çok konudan bahsettik.

Felsefe ve psikoloji ile giriş yaptık ve Timur Hoca dedi ki, sinir bilimi felsefe ve psikolojiye eşit mesafede durur. Tüm konuşma boyunca elimden geldiğince not aldım ve kalan izleri tematik şekilde gruplayarak özetliyorum:

➕ Düşünceleri hakkında düşünen tek canlı insan. Başka bir deyişle felsefe, insan olmanın gerekliliği ve kanıtı. Sinir bilimi faydalı bir perspektif öneriyor. İnsanın düşüncesi hakkında düşünebiliyor olması, bunu yaparken kullandığı zihin devrelerinin, davranışını değiştirmek, duygularını fark etmek ve kısır döngüleri kırmak konusunda faydası olduğu kanıtlanmış.

➕ İnsanın psikolojisi düzeltilebilir, kurtarılabilir bir şeydir.

➕ Yoga ve pilates gibi esnekliği, dayanıklılığı ve gücü artıran egzersizlerin psikolojik esnekliği de artırdığı kanıtlandı. Kendine sarılmanın öz şefkat üzerinde etkisi var. Kısacası yoga, beden üzerinden zihni etkiliyor.

➕ ”İnsan beyni neden negatife yatkın?” sorusu üzerine klasik yaklaşımda beynin 6 büyük duygu ile çalıştığından söz etti. Mutluluk, heyecan, korku, öfke, tiksinme ve hüzün. Bu 6 duygudan 4’ü negatif. Ayrıca dünya çetin ve zor bir yer insan için. Evrimsel süreci de denkleme kattığımızda düşüncelerin karanlık olma ihtimali daha yüksek. Ama fark edebiliriz. Timur Yılmaz, negatif düşünceleri yakalamamızı ve farkına varmamızı öneriyor.  Öğrenme, farkındalık, anda olmak, niyet, inanç …


➕ Günlük hayata eklenebilecek bir egzersiz önerisi: İnsanlara selam verirken farkındalıkla selam vermek, “nasılsın?” sorusuna otopilottan değil de o anın gerçeğinden cevap vermek. Çünkü nasılsın diye soran kişi bunu limbik sistemden, otomatik bir şekilde sorsa bile, sorusunu farkındalıkla yanıtladığımızda biz farkındalığımız yükselterek karşımızdakini de “an”a çekiyoruz.


➕ Sen farkındalığını ne kadar yükseltirsen senin soyundan gelecek insanlara -epigenetik olarak kanıtlanmış- o kadar değerli bir miras kalıyor. Benim depresyonuma, kaygıma iyi gelecek bir yaşam tarzı seçtiğimde, adımı bile hatırlamayacak nesillere DNA yoluyla daha az epigenetic travma aktarımı yapacağım, daha sağlıklı bir zihinsel örgütlenmenin yolunu açmış olacağım. Bunun soyumuzla devam ettiği kanıtlanmış. Timur Yılmaz’a göre, aydınlanma yolculuğu çok da boşa gitmiş diyemeyiz.

➕ Artık ölçümlerle beyinde neler olduğunu biliyoruz. Örneğin frontal korteks kalınlığı görülebiliyor. Ya da fibromiyaljinin beyinle ilgili olduğu anlaşıldı ve elektromanyetik tedavi şekilleri geliştiriliyor. Sinir bilimin sunduğu bu bilgiler sayesindedir ki örneğin bağımlı birine limbik sistemi susturan, frontal korteksi güçlendiren hobiler, beslenme önerileri ve trapiler önerilebiliyor.

➕ TMS (Türkiye’de TMU olarak biliniyor) teknolojileri artık depresyon, bipolar, hiperaktivite gibi bir çok bozukluğun tedavisinde kullanılıyor. Önümüzdeki 20-30 sene içinde ise oldukça yaygınlaşacak ve kullanım alanı genişleyecek gibi görünüyor.

➕ Beden, zihnin bir uzantısı. Çevremiz de bir anlamda öyle. Etrafımızın nasıl olduğu, beynimizin durumu hakkında bilgi veriyor. Ve unutmamak gerekir ki inancımız değiştiğinde tutumlarımız, duygularla verdiğimiz kararlar ve niyetlerimiz de değişiyor.

➕ Biyolojik olarak 3 milyon yıl önceki atalarımıza çok benziyoruz. Hala. Dünya ne kadar değişirse değişsin, aşk acısı aynı ya da toplumdaki adaletsizlik değişmiyor.

Ben bu konuşmadan şunu anladım ki beslenme, uyku, takviye gıdalar kadar inancımız ve niyetimiz de psikolojimiz üzerinde büyük rol oynuyor ve çözümsüz bir psikolojik çıkmaz söz konusu değil. Yine şunu anladım ki yogaya devam. Zaten özellikle kundalini yoga ile ilgili ve meditasyon ile ilgili pek çok bilimsel çalışma olduğunu biliyorum, hatta şu anda Türkiye’de EEG ölçümleri İstanbul Ümraniye NP beyin hastanesinde yürütülen bir tez çalışması var. Yine bildiğim kadarıyla da Kirtan Kriya üzerinde en çok bilimsel araştırma yapılmış kundalini yoga öğretisi ve sonuçlar çok olumlu. Bu konulardan bahsedince bu bilgileri de not düşmeden geçemedim.

KİTAP ÖNERİLERİ

Nöroloji Uzmanı Timur Yılmaz, felsefe, nörofelsefe, sinir bilimi ile ilgilenenlere pek çok kitap önerisi verdi. Aklımda kalanları sıralıyorum ve Timur Hoca’nın Siddartha’yı sinir bilim perspektifinden incelediği kendi kitabı ile başlıyorum. (Bu arada yakında yeni kitabı da çıkacakmış):

Senin Ruhun Bütün Dünyadır - Uğur Batı ve Timur Yılmaz
Siddartha, Hermann Hesse
Karısını Şapka Sanan Adam, Oliver Sacks
Incognito: Beynin Gizli Hayatı, David Eagleman tarafından yazılan kitap
Benlik Yanılsaması , Bruce Hood

 

24 Nisan 2020 Cuma

Yin Yoga El Kitabı


Yin Yoga El Kitabı, Pingala Yayınevi'nden çıkmış. Bernie Clark'ın yazdığı yayının orijinal adı "The Complete Guide to Yin Yoga". Yoganın fiziksel, psikolojik, enerjik boyutlarını ele alan, yin yogaya giriş niteliğinde, güzel bir kitap. Kitabın çevirisi çok iyi, Pınar Üstün'e buradan bir selam gönderelim. Akıcı bir dili olduğu için okuması son derece kolay.

Yoga tarihini anlatan kısa bir özet, asanalar ve birkaç akış önerisi ile tamamlanıyor. Kitapta meridyenler ve enerji akışları hakkında giriş niteliğinde bilgiler paylaşılıyor. Yin Yoga'yı terapötik bir etki yaratmak için nasıl kullanabileceğinizden de bahsediliyor.

Elinizde bu kaynak varsa evde kolaylıkla kendi kendinize yin yoga pratiği yapabilirsiniz. Hem pozların detaylı anlatımları hem de temalı örnek seriler (örneğin omurga, dalak ya da mide meridyeni odaklı) mevcut.

Yazar, bugün YANG yoga pratiğini neden YİN yoga ile dengelememiz gerektiğini paylaşıyor. Okurken kimi zaman bilgi tazeledim, kimi zaman ilham aldım, kimi zamansa yeni bir perspektif kazandım. Sadece kitabı okumak bile zihnimde meditatif bir etki yarattı diyebilirim ve YİN yoga ilgi alanınız olmasa bile YOGA ile ilgileniyorsanız bu kitabı okumanızı önerebilirim.

Ama yayıncıya 2 küçük eleştirim olacak: İlki, resim altı bilgilerinin eksik oluşu. Pratik kullanımda son derece kolaylık sağlayabilecek bu detayı neden atlamışlar anlamadım. İkinci eleştirim ise İNDEKS kısmına yönelik. Kaynakçada sıralanan kelimeler ve temalar İngilizce başlıklara göre bırakılmış; o nedenle de aradığınızı bulmak neredeyse imkansız, çünkü alfabetik sırayı takip etmiyor. Pingala Yayınevi'nin kitabın yeni baskılarında okuyucularını gözetecek bu düzenlemeleri yapmasını dilerim; tabii bu tür yayınları dilimize kazandırdıkları için teşekkürü bir borç bilerek...


1 Ekim 2019 Salı

Rebirthing 2019 - istanbul


28 Eylül 2019 Cumartesi günü, İstanbul'da Kundalini Yoga yeniden doğum (rebirthing) etkinliğindeydim. Kundalini Yoga Eğitmenlik Eğitimi'ni aldığım hocalarım olan ve AAA Ajai Alai Awakening’in kurucu eğitmenleri Sat Sarbat Kaur ve Satmukh Singh Türkiye’deydi ve onları yeniden görmek, dinlemek ve bu sayede özümü hatırlamak içimi hareketlendirdi. Bu sayede BÜMED’in yeşillikler içindeki muhteşem tesisi ile de tanışmış oldum. 

Rebirtihing 2019 - istanbul
“Ben kimim” sorusuna cevap aradığımız çalışmalara başlamadan önce Satmukh “Hiç anlamama hali içinde yüzebiliriz, çünkü tam da orada aslında mutlu olabileceğimiz bir yer var. İşte o, ben bu evrenin sadece bir aynasıyım diyebilme hali. Kim olduğuna bir konsept yapıştıramazsın. Bu, çocukken o karanlık kilere gitmek istemememek gibi. Hani o iyi çocuk olmazsak gönderildiğimiz yer, canavar var sandığımız yer. Oraya hiç gitmedik, bilinmeyenden işte bu kadar korkuyoruz. Tutamıyoruz, anlayamıyoruz ve canavarlar yaratıyoruz.” dedi. 

Sat Sarbat Kaur ve Satmukh Singh Türkiye'de
Yaptığımız çalışmalar işte o karanlık kilere ve canavara hoş geldin dediğimiz ve böylece aslında onların olmadığını anlamaya davet sunduğumuz bir alanda gerçekleşti. Orası, zihnin cevap hazırladığı değil, kelimelerin kendiliğinden döklüldüğü bir yer. O anda olan, oluveren, öngörülemeyene kucak açılan bir yer. Kulaklarımı dört açıp dinlediğim bir yer. Hani ‘ne diyeceğini biliyorum nasıl olsa’ diyip karşımızdakine şans vermediğimiz zamanlar var ya, bir soru sorsak bile cevabını bilirmiş gibi yaptığımız... İşte bu çalışmada tam tersine, hep yepyeni gözlerle baktım hem karşımdakine, hem de kendime. Kendime etiketler yapıştırmadığım bir yerden, kendime başka şekilde bakmak için bir şans vererek... Yeniden... Yeniden...

Yeniden doğum 2019, bu yıl BÜMED'de gerçekleşti


25 Ocak 2018 Perşembe

Yeni Başlayanlar İçin Meditasyon

Uzun zaman önce basit bir meditasyon tekniğini paylaşma sözü vermiştim. Evet bugün, o gün. Meditasyonu yeni öğrendiğim sıralar, o zamanki hocama ya yanlış yaparsam diye sormuştum, o da “yanlış meditasyon yapamazsın, merak etme” demişti. Ben de aynı güvenle sizi denemeye davet ediyorum, tabii ki tereddüt ettiğiniz her şeyi, her zaman sorabilir, danışabilirsiniz. Burada paylaştığım Hindistan’daki Sivananda Ashram’da öğrendiğim ve oradayken günde iki kez uyguladığımız, yeni başlayanlar için meditasyon olarak da adlandırabileceğimiz, zihne odaklanmayı öğreten bir teknik. Umarım sizler için de faydalı olur. Oradan aldığım ve aşağıdaki meditasyon notlarını çıkardığım inanılmaz faydalı, mor, mini kitapçıkta diyor ki “eğer her gün yarım saat meditasyon yaparsanız, hayatı barış duygusuyla ve spiritüel bir güçle karşılamaya hazır hissedersiniz. Meditasyon, zihin ve sinirler için en etkili ilaçtır.”

NASIL MEDİTASYON YAPILIR?
Öncelikle şunu belirterek başlamalıyım ki günün aynı saatinde, aynı yerde ve düzenli uygulama yapılması önerilir, çünkü düzenli pratik yaptığınızda, zihin yavaşlamaya koşullanır ve böylece daha hızlı bir şekilde meditatif hale geçebilirsiniz. Atmosferin spiritüel güçle dolduğu şafak vakti ve alacakaranlık zamanı idealdir. Tabii modern hayatın gündelik koşuşturmacaları içinde bu ritmi yakalamak zor olabilir, bu nedenle günlük uğraşlarınızı geride bırakarak ve zihni sakinleştirebileceğiniz sizin için uygun bir zaman dilimi seçin. Meditasyon için ayrılmış bir oda ya da belirli bir yer olması iyi olur. Aynı yerde meditasyon yaptıkça yayılan güçlü titreşimler bu alana yerleşecek, huzur dolu saf bir enerji burada hissedilebilecektir. Manyetik titreşimlerden faydalanabilmek için oturduğunuzda yüzünüz Kuzey ya da Doğu yönüne dönük olsun. Omurga düz, boyun uzun halde, vücudunuzda herhangi bir gerginlik yaratmayan hareketsiz, rahat bir oturma şekli seçin. Bacaklarınızı çaprazlayarak oturduğunuzda omurganız dik olamıyorsa, sırtınızı yaslamadan bir sandalyede oturmayı da seçebilirsiniz. Otururken yüzünüz bir duvara yakın olmasın, önünüzde bir boşluk ve alan kalsın. Başlamadan önce, belirli bir süre için zihni sessizliğe davet edin. Geçmişi, şimdiyi ve geleceği yavaşça bırakın.

Yaklaşık beş dakika süresince beyni oksijenle canlandıracak bilinçli ve derin nefesler alıp verin, sonrasında varlığı hissedilmeyen doğal ritmdeki yumuşak nefes akışına dönün. Doğal nefeslerinizde de belirli bir ritim yakalayın; örneğin üç saniye nefes alın, üç saniye nefes verin; çünkü nefes düzene girdikçe, yaşam enerjisi Prana’nın akışı da düzenli olacaktır. Başlangıçta zihin oradan oraya sıçrayacak ve durulmaya direnç gösterecektir. Bu gezinme isteğine izin verin ve onu zorla susturmaya çalışmayın. Zihni sakinleştirmek için ekstra efor sarf ederseniz, bu da meditasyonu engelleyen ek beyin dalgalarını harekete geçirir. Prana’nın akışı ile zihin de zamanla odaklanacaktır.

Zihin için bir odak noktası belirleyin. Doğası gereği entelektüel olan insanlar için bu iki kaşın arasındaki Ajna Chakra olabilir; daha duygusal insanlar ise Anahata (Kalp Çakrası)’na yönelebilirler. Odak noktanızı bir kez belirledikten sonra, bir daha değiştirmeyin. Odak noktasında görsel olarak canlandıracağınız nötr ya da ilham verici bir nesne belirleyin (örneğin bir sembol gibi). Daha sonra buna zihinsel ses titreşimini ekleyin. Eğer bir mantra kullanıyorsanız, onu nefesle koordineli şekilde zihinsel olarak tekrarlayın. Kişisel bir mantranız yoksa, ‘OM’ mantrasını kullanın. Zihinsel tekrar daha etkili olmasına rağmen, eğer bitkin ve uykulu hissederseniz Mantra’yı sesli olarak da tekrar edebilirsiniz. Mantra’yı bir kez belirledikten sonra, değiştirmeyin. Mantranın tekrarı anlamdan bağımsız olarak sesin titreşimi düşüncenin titreşimiyle birleşir ve zihni saf düşüncelere ulaştırır. Pratik yaptıkça dualite kaybolur ve üstün bilinç hali olan Samadhi’ye ulaşılır. Bu uzun bir zaman alacağı için, lütfen sabırla uygulamaya devam edin. Samadhi’de kişi bilen, bilgi ve bilinenin bir olduğu bir mutluluk halinde ulaşır. Bu, süper bilinç hali, aydınlanmış kişilerin ulaştığı yerdir.

Namaste.







20 Kasım 2017 Pazartesi

Meditasyon esnasında dikkat edilmesi gerekenler

Meditasyon esnasında hassasiyetle zihninizi izlerken, dikkatinizi dağıtabilecek bazı durumlar var:

- Hayallare dalmak
- İntikam (geçmişte olan bir olayı yeniden canlandırıp, ‘bir daha olsa şöyle derim, böyle yaparım’ gibi kafada o durumla hesaplaşmak. Oysa ki hatırlamalıyız ki hayat kendini tekrar etmez.)
- Hikaye yazmak (planlamak / geleceği ya da geçmişi düşünmek)
- Yargılamak
Zihninizin bu hallerden biri içinde olduğunu yakaladığınızda bu durumu fark edin ve yeniden nefese, nefesin bedende yarattığı etkilere dönün.
---

As you meditate, you can find yourself out of your body due to the following distractions: Daydreaming, revenge (thinking about an event occurred in the past and taking revenge in mind such as “if it ever occurs again, I will say…”. Sorry, but life never repeats itself!), making story (planning/futuring/pasting not to stay in the body), judging. As you notice that, just name it and come back to your breath.

20 Mart 2017 Pazartesi

Aylaklığa Övgü

Oto Pilot, Andrew Smart, Nail Kitabevi
Geçen hafta bir kitap çıktı karşıma, şöyle bir göz attıktan 5 dakika sonra çantamdaydı: OTO PİLOT. Aylaklığa övgü olarak özetleyebileceğim kitabın kapağında ”hiçbir şey yapmamanın bilimi ve sanatı” yazıyor. Tembelliği övüyor diye burun kıvırdığınızı görür gibiyim, ama bu son derece akademik bir çalışma. Yazarı bir bilim insanı. Nörobilim ve psikoloji perspektifinden bakarak 21. yüzyılın her gün biraz daha unutturduğu eylemsiz olma halini ve onun esas potansiyelimizle ilişkisini anlatıyor.

Öğrenme ve dinlenme ilişkisini okuduğumda, yoga derslerindeki son dinlenme pozu “savasana”nın kıymetini -bedenim biliyor ama- bilişsel olarak da kavradım. O yüzden kitaptan yaptığım alıntı, türlü mazeretlerle savasana’da kalmamayı tercih eden öğrencilere gelsin!

Kendi bilinçaltını keşfetmenin çoğu insan için ürkütücü bir deneyim olabileceğinden bahseden Smart şöyle yazmış: “Kim bilir; belki de bilinçaltınızda, orada bırakmayı tercih edeceğiniz pek çok şey gizlidir: Kayıtsız kalmak adına, yoğun bir iş programıyla bastırdığınız bu rahatsız edici şeyler durduk yere bilincinize girmek için kapıyı çalıyor mu hiç? İşkolik teriminin müşterek anlamı, insanların sürekli çalışarak duygusal acılardan kaçındıkları için aylaklık ve hareketsizliği katlanılmaz bulmalarıdır.” OTO PİLOT, Andrew Smart, Nail Kitabevi


Gün içinde oradan oraya koşuyorsanız, elinize telefonu alıp hızla twitter ve facebook’a bakıp, oradan instagram’a atlayıp ışık hızıyla işinize dönüyorsanız, hafta sonlarını ve her planlanmamış zaman dilimini boş kalacak endişesiyle tıka basa doldurup dans derslerinden turlara, resim kurslarından yoga kamplarına, şarap tadımlarından spor etkinliklerine türlü türlü etkinliklerle donatıyorsanız, hayatta çok ciddi bir şeyi ve nimetlerini fena halde kaçırıyor olabilirsiniz. Hemen durun. Elinizdeki etkinliği usulca yere bırakın. İç gözlem, duygusal deneyimler ve kendi üzerine düşünmenin önemini hatırlayın. Sonra ister meditasyon yapın, ister bir ağacın gölgesinde bulutları kovalayın…

18 Mayıs 2016 Çarşamba

"YENİ"YE DOĞRU

Emre Ertegün, "Yeni"ye Doğru
Son zamanlarda doğada daha fazla zaman geçirmek geliyor içimden, bol bol yola çıkıyorum ve bahara teslim oluyorum. O zamanlarda içimde bir kımıltı oluyor, sanki zihin aradan bir çekilse, ah bir çekilse anlayacağız ki her şey çok basit ve bir yandan kelimelerle sınırlanamayacak kadar engin. Neden yoga yaptığımı, neden ders verdiğimi, her şeyi ama her şeyi sorguluyorum ve başka türlü yaşama olasılıkları üzerine düşünüyorum öte yandan. Birilerine sorarsanız "pişiyorum". Uzun yolculuklar beni çağırıyor. Bu haller içindeyken ve öğrenmeye bu denli açıkken, karşıma çıkan her şeye evet demeyi seçiyorum. Emre Ertegün'ün kitabı da böyle bir zamanda girdi hayatıma, oturdu karşıma. Bir rota sunuyor değil ama sunduğu kendi hikayesi "haydi" diyormuş gibi sanki. 

Geçtiğimiz hafta haritaların Çıralı dolaylarında dolaşınca ne zamandır merak ettiğim Flora Akdeniz Bahçesi'ni ziyaret etme şansım oldu. Samimiyetle kapılarını açan Ayşe ve Selahattin "YENİ"YE DOĞRU kitabının bir kopyasını bana uzatıp "armağan ekonomisi" kavramıyla tanıştırdı beni orada geçirdiğim birkaç saat içinde. Okudukça nedense ben de sizinle paylaşma isteği duydum içimde. Fiyat yerine "ederi yoktur, hediyesi çoktur" yazan bu kitapla tanışmak ve hayata güvenmeyi denemek isterseniz siz de, belki okumak istersiniz. Kitabın facebook sayfası dağıtım noktalarıyla ilgili bilgilere ulaştıracak sizi. 

Olur da bulamazsanız, bana bir mesaj atıverin. Elimden geleni yaparım. Yeter ki aşk olsun, özgürlük olsun… Hayat kısa.  

14 Temmuz 2015 Salı

Fransa'da Kundalini Yoga Kampı


Toprak elementi günü, Domaine Le Martinet, St. Michel Les Portes
2015 yılı hayatıma Kundalini Yoga ve Meditasyon Eğitmenlik Programı’nı getirmiş, Ocak ayında katıldığım ilk kamp ile daha önce ara sıra derslere girmekle yetindiğim bu öğretiye biraz daha yakından bakma fırsatı bulmuştum. 3 kamptan oluşan programın 2.aşaması 4-12 Temmuz 2015 tarihlerinde Fransa Alpleri’nde, doğanın ortasında konumlanmış olan Amrit Nam Sarovar Okulu'nda gerçekleşti. Yoga Şala uzmanlarından Zuhal Özyurt’un düzenlediği bu program sayesinde, Türkiye’den katılan 22 kişilik bir ekiple oradaydık.


Amrit Nam Sarovar, Kundalini Yoga Okulu, FRANSA

Mısır’dan Estonya’ya, İngiltere’den Fransa’ya, Hollanda’dan Almanya’ya ve Ürdün’e kadar dünyanın bir çok ülkesinden gelen yaklaşık 300 kişi ile birlikte dağlarda geçirdiğim bu hafta, belki de hayatımın en uzun haftalarından biriydi. Hem de o denli doğa düşkünü, çadırda kalmayı seven ve zor koşullara dayanıklı olduğunu düşünen biri olmama ya da kendimi böyle algılamama ragmen... Neyse ki zaman dediğimiz şey geçiyor da 4 Temmuz’da başlayan sürecin sonuna kadar gidip 12 Temmuz 2015 tarihine ulaşmayı ve böylece programın 2. modülünü tamamlamayı başardık. 

Dağlarda gerçekleşen bu zorlu eğitim süreci boyunca, her gece yıldızların altında uyuduk. Karta Singh ile zaman kavramının yitip gittiği dersler yaptık. Her sabah bir bilinmezliğe uyanarak teslim olmayı, zor koşulların içinden geçerek yine de var olmayı deneyimledik. Belki de aslında var olmak için hiçbir şeye, hatta neredeyse nefese bile ihtiyacımız olmadığını öğrenecek kadar sınırlarda dolaştık. 
Tüm eğitimlerin yapıldığı büyük çadırın önündeki gölet


KORKULARIN SINIRLARI
Orada 5 elementi günbegün yaşayarak deneyimledim. Toprağı hissettim, suyla bir oldum, ateşin izinden gittim, havayla doldum, boşluğu yaşadım. Her birinin içimdeki karşılığını bularak kendimi başka bir boyutta anladım. “Gerçekten kimim ben?” sorusunun yanıtını ve korkularımın sınırını hiç bu kadar yakından deneyimlememiştim. Bana neredeyse bir ömür gibi gelen tüm bu süreçte Kundalini Yoga’nın oldukça güçlü deneyimler yaşattığına tanık oldum. Bir çok konudaki önyargılarım, değerlerim ve seçimlerim doğanın görüntüleri içinde biçim değiştirirken, ormanın tadını aldım, gökyüzünün sesini duydum. Ve tüm bunları ancak konfor alanımın dışına çıkarak, daha doğrusu bir anlamda zorla çıkartılarak deneyimledim. Zordu, ama iyi ki oradaydım diyorum. 
Amrit Nam Sarovar Kundalini Yoga Okulu, Temmuz 2015


Kundalini Yoga Uzmanlık eğitimi, diğer uzmanlık eğitimlerinden çok farklı. Bunu Pastoral Vadi’de tamamladığımız ilk modülde fark etmiştim ama Fransa’da gerçekleşen ikinci modül sonrası bunu çok daha net bir şekilde anladım. Hatta tam da aynı sebepten zihnimin bu duruma sıklıkla tepki verdiğini samimiyetle söyleyebilirim. 



Tüm katılımcılar için yemeklerin piştiği mutfak kısmı

BAMBAŞKA DENEYİMLER
Kampın ilk günü yanan ateş, son güne dek hiç sönmedi 
Kundalini Yoga Uzmanlık süreci bir eğitimden çok, içinden geçilen bir deneyim. Daha iyi ya da daha kötü diye nitelendiremem, sadece başka bir düzlem diyebilirim. Uykusuz ve yorucu geçen bu bir haftanın sonunda Pazar sabahı saat 4’te uyanıp, virajlı dağ yollarından geçip Grenoble’a, oradan Lyon havaalanına vardıktan ve İstanbul’a uçup eve gelip hafif bir şeyler atıştırdıktan sonra çayımı yudumlarken hızla deneyimimden arta kalan satırları yazmaya başladığımda, evet dedim kendi kendime, kesinlikle tüm yorgunluğuma rağmen çok dinlenmişim ve bazı alışkanlıklarımı St. Michel les Portes yakınlarındaki ağaçların dallarına bırakmışım anlaşılan... 

EVE DÖNÜŞ
İstanbul’a dupduru bir zihin ve sakinleşmiş bakışlarla döndüm. Sonrasını merak ettiğim yeni bir döneme adım atıyormuş gibi hissediyorum. Daha doğrusu her yeni gün içinde bu potansiyeli zaten barındırıyor ve Karta’nın dediği gibi, aslında “her adım ilk adım” ama ve şu anda bu bilince uyanmış gibiyim. Bir anlamda zihnimin “imkansız” dediği sınırları aşmanın yarattığı güvenle şimdi sevdiklerime daha yakın, hayat karşısında daha kararlı ve cesur hissediyorum.

Deneyimlerin en güzeli, bir hafta boyunca doğanın içinde olmak, sessizlikle buluşmak ve para kavramını unutmaktı...
Fark ettiklerime gelince, öğrenmenin sonunun olmadığını, doğanın müthiş bir öğretmen olduğunu ve sınırlarımızın sandıklarımızın çok ama çok ötesinde geçebildiğini söyleyebilirim. Ve artık biliyorum, doğru soruyu sorduğunda, daima cevabı gelecektir…

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Söylemeden geçemeyeceğim...
Dürüst olmak zorundayım. Kundalini yogada daha önce öğrendiğim bazı öğretilerle kimi zaman çelişen kimi zaman örtüşen bilgiler ve bana “iyi ama neden” sorusunu sordurtan, oldukça gereksiz bulduğum bir çok ritüel var. Kundalini Yoga Eğitmenlik Sertifika Programı ile hayatıma Sadhana (sabah 4’te uygulanan pratik), Seva (başkalarına hizmet etme), Japji (bir çeşit ilahi) gibi kavramlar girdi. Hepsi bana hala son derece yabancı ve kabul etmek konusunda hiç de hevesli değilim, özellikle de pratiğin Sih inancıyla yakın bağları beni son derece rahatsız ediyor ve daha uzak bir mesafede durmak istiyorum. Dürüst olmam gerekirse, bunlara uymayı sonuna kadar reddedeceğim ve sorgulamayı da elden bırakmayacağım. Eğitim boyunca da beyaz renk giymek ya da başı kapatmak gibi önerilere kendimi kapattım. Bu da benim için madalyonun diğer yüzü. Ama yine de gerçekleri konuşalım. Kundalini yoga son derece güçlü etkilere sahip ve kesinlikle benzersiz deneyimler yaşatıyor…

Eğer İstanbul'daysanız ve Kundalini Yoga öğrenmek istiyorsanız ve kundalini yoga hareketleri, kundalini yoga mantraları ile ilgili bilgi almak ya da kundalini yoga hocalık eğitimi ile ilgili danışmak istiyorsanız bağlantı kurabilirsiniz. Siz bir adım atın; kundalini yoga istanbul ailesi tüm sıcaklığıyla sizi kucaklasın.


Bir hafta boyunca evim olan çadırımın manzarası...


6 Mayıs 2015 Çarşamba

Neden yoga yapıyoruz?

Yediburunlar Lighthouse - Fethiye
Ürün Kurtiç Eşliğinde Yoga ile Yenilenme Kampı, Eylül 2014
Dinamik Yoga metodunun kurucusu Godfrey Devereux "neden yoga yapıyoruz?" sorusuna şöyle cevap veriyor:

Bence buna bir açıklık getirmekte yarar var. Aslında beden içindeki her bir hücrenin gelişmeye ve büyümeye karşı bir ihtiyaçı vardır. Hepimizin sezgisel olarak büyümeye ve olgunlaşmaya karşı bir dürtüsü vardır.

İçimizde sınırlanmış ve bastırılmış hissettiğimiz zaman kendimizi mutsuz hissederiz. Her insanın içinde daha tam ve özgür olma isteği vardır.

Belki ne olduğumuzu ve kim olduğumuzu tam bilmiyoruz. Belki kendimizi içimizde bastırılmış, karmaşık, tatminsiz hissediyoruz. Ama bu hisler bizi daha tam olmamız için bir yola doğru sürükleyebilir. Buna nasıl cevap veriyoruz?

Kendi içimizde bir cevap bulabiliriz. Hayat bilinç, akıl, ve duyarlılığa bağlı. Bu akıldan faydalanmak için onun dilini öğrenmemiz ve anlamamız gerekiyor. Zeka ile direk bilinçli, metodolojik bir şekilde ilişkiye girmemiz gerekiyor. Yoganın anahtarı hissetmekte yatıyor. Hissetmek bizi zihne karşı koruyabilir. Zihin ile yakınlaşmamız gerekiyor. Ve hissetmek bu ilişkinin anahtarını ve özünü oluşturuyor.

Yoga yaparken hissetmek ile bir ilişki kuruyoruz. Amacı kim olduğumuz ve ne olduğumuz ile yakınlaşmak. Beden, zihin ve ruh bir bütünlük içindeler. Ve bu bütünlüğü deneyimlemek, keşfetmek, anlamak ve onurlandırmak yoga aracılığı ile mümkün olabiliyor. Bu bütünlük içinde ikilik kavramları yok olmaya başlıyor.

Hassasiyet ve duyarlılığı davet ediyoruz. Ve var olan bütünlüğümüze yeniden erişmeye başlıyoruz.

Beden an be an his üretiyor. Bir his hissettiğin zaman artık biliyorsun ki gerçek bir şey ile meşgulsün. Bu şey şimdide oluşuyor, bu şey şimdide burada mevcut. Yoganın beden ve zihin zekâsına erişmekten başka bir gündemi yok. Olan ne varsa yogayı gerçek kılıyor.

Çoğu zaman yüzümüze bir tebessüm ifadesi getiriyoruz. Gülümsememiz gerekmediği halde, bazen yalan söylemek için gülümsüyoruz. Sosyal olarak yalan söylemeye teşvik ediliyoruz. Dürüst olmamaya alışkanlık olarak şartlandırılıyoruz. Duyarlı ve dürüst müyüz araştırmasına yoga aracılığı ile girmeye başlıyoruz. Araştırma içinde doğal olarak daha dürüst olmaya başlayacağız. Hayatın özünde yatan dürüstlük. 

Bedenimize bedenimizi onurlandırarak yaklaşmamız gerekiyor.

Bedenimiz, hayatımızın bir ifadesi ve aynası. Ve hareket etmeye programlanmış. Hareket eylemin temelini oluşturuyor. Sabitlik hareketsizlik demek değildir. Hayat ölüm demek değildir. Hayat ölüm üzerine inşa olmuştur o başka. Sabitlik öldüğün zaman gerçekleşir. Hareket sabitliğe açılan bir kapı aralığı, bir giriş. Hareket vasıtası ile hisler üretiyoruz ve hareket sayesinde hislerimiz ile samimileşiyoruz. Bedenin zekasını onurlandırdıkça aslında hayatı onurlandırıyoruz. Sabitlik sessizliktir. Ve yoga yaptıkça olan ne varsa daha rahat olmaya başlıyoruz. Ve böylece daha özgür ve tam bireyler olmaya başlıyoruz."

NOT: Bu metni aldığımız eğitim esnasında Mey Elbi paylaşmıştı. Üzerinde çevirmenin ismi yazmadığı için ben de paylaşamıyorum maalesef, ama emeğine saygımı buradan iletmek istiyorum. 



13 Mart 2015 Cuma

Om Şifa Seansı


Gelecek Salı günü YogaŞala Etiler, Çarşamba günü ise YogaŞala Bağdat Caddesi’nde saat 18:00’de Swami Vishwachakradharananda (Güney Afrika’dan Dr. Jeeven Reddy) ile Maha Om Şifa Seansı düzenleniyor. Ücretsiz olan bu etkinlik herkese açık. İlgileniyorsanız katılmanızı öneririm. Ben daha önce YogaŞala Maslak şubesinde düzenlendiği zaman katılmıştım ve OM çemberinin içinde eridiğimi, zihnimin sınırlarının genişlediğini hissetmiştim. Denemeye değer.


Eğer katılamayacak olan ama şifa desteği göndermek istediğiniz bir yakınınız varsa adını bu etkinliği düzenleyen Yara (Leite Goulart Ulcay)’ya iletebilirsiniz (ya da benimle paylaşırsanız, ona gönderebilirim)

Etkinlik detayları için tıklayın: 
OM şifalandırma hakkında bilgi almak için buraya tıklayın

9 Mart 2015 Pazartesi

Zihin kandırılabilir, beden asla



görsel: http://3.bp.blogspot.com
Dün hediye gelen kitabımın sayfalarını karıştırırken, önüme çıkan ilk paragraf şu oldu: 
"Çocukluğumuza ilişkin gerçekler bedenimizde birikmiştir; onları bastırabiliriz ama asla değiştiremeyiz. Zihnimiz kandırılabilir, duygularımız yönlendirilebilir, algımız allak bullak olabilir, bedenimiz ilaçlarla oyuna getirilebilir. Ancak beden tıpkı hiçbir uzlaşmayı ve bahaneyi kabul etmeyen o çocuk kadar dürüst bir şekilde, bunların faturasını kesecektir ve biz gerçeklerden kaçınmaya bir son vermedikçe, bize eziyet etmeye son vermeyecektir." Alice Ailler 

(Geçmiş Şimdi Olduğunda, Dr. David Richo, s.165)

6 Mart 2015 Cuma

IŞIĞI YANSITIN

KARANLIĞI EMEN SÜNGER DEĞİL, IŞIĞI YANSITAN AYNA OL


Çoğumuz hayatımızda böyle durumlarla karşılaşıyoruz. Karşınızda sevdiğiniz bir insan oturuyor, size sıkıntılarından, yaşadığı sorunlardan bahsediyor; siz de ona yardım etmek için anlattığı tüm hikayeleri sabırla ve dikkatle dinliyor, yorum yapıyorsunuz. Ama zihinleri o kadar olumsuz bir yerde ki, hangi argümanla karşısına çıkarsanız çıkın, yavaş yavaş siz de onunla birlikte aşağı doğru çekildiğinizi hissediyorsunuz. Gabrielle Bernstein anlattıkları, tavırları ve düşünceleriyle üzerinizde olumsuz etkiler yaratan bu insanlar karşısında nasıl pozitif kalınabileceğini şöyle anlatıyor:

Bana düşen, olumsuzluğu emmek, olumsuzlukla mücadele ederek savaşmak değil; benim görevim kendi merkezimi korumak ve özüme bağlı kalmak, ki bu da şefkatin, ışığın, yargısızlığın olduğu alanda kalmak demek. Pek bir şey söylemeye, yorum yapmaya, savaşmaya gerek yok; sadece sakin olun, içinizdeki dengeyi koruyun. Siz kendi merkezinizde sağlam bir şekilde durdukça, o kişinin yumuşadığını, sakinleştiğini göreceksiniz. Karanlığı çeken bir sünger değil; ışığı yansıtan bir ayna olun. 

Pırıl pırıl bir hafta sonu olsun!

Gabrielle Bernstein’I izlemek ve bu içeriği onun dilinden dinlemek için buraya tıklayın

18 Şubat 2015 Çarşamba

Richard Freeman'ın İlham Almak

Richard Freeman’ın ‘The Mirror of Yoga’ kitabını okumaya ve okudukça yogayı daha derinden anlamaya devam ediyorum. Kelimeleri, bugüne kadar öğrendiğim ve deneyimlediğim her şeyin üzerine tüm boşlukları dolduran bir cila gibi yayılıyor. Bu bilgiden aldığım ilhamı kendi pratiğime ve derslere aktarabilmeyi umuyorum.

Bugün okuduğum bölümü şöyle özetleyebilirim (birebir çeviri değil, bende bıraktığı tat, benim metinden anladığım diyelim):

Asana, rahat oturuş anlamına gelir ve çoğu kişinin uyguladığı gibi kesinlikle bedene eziyet etmek değildir. Rahat bir yastığa yerleşircesine... Zihin ancak o rahatlık içinde sonsuzluğu yansıtmaya başlar.

Yoga, saf bilincin yükselmesine olanak tanıyan bir platform oluşturmaktır.

Photo Credits: http://www.yogateacherstruestories.com/ashtanga-yoga/interview-richard-freeman-on-ashtanga-yoga

1 Nisan 2014 Salı

YOGADA BAKIŞI YÖNLENDİRMEK - drishti


Yoga yaparken zihnin uzantıları olan gözlerimizi nereye odakladığımız önemli. Bunun için Ashtanga Yoga’da her asanada DRISHTI denilen bir yoga tekniği kullanıyor. DRISHTI, gözleri belirli bir noktaya odaklamak anlamına geliyor ve Ashtanga yogadaki her asanada bakış bu belirli 8 noktadan birine yönleniyor.





 

1)      Nasagrai Drishti (burnun ucuna bakış) à yukarı bakan köpek ve ayaktaki öne eğilmelerde kullanılır.

2)      Angusta Ma Dyai Drishti (baş parmaklara bakış) à Virabhadrasana 1 (Savaşçı 1), Urdhva Hastasana’da kullanılır.

3)      Nabi Chakra Drishti (göbek deliğine bakış) à Adho Mukha Svanasana (Aşağı bakan köpek)’te kullanılır.

4)      Pahayoragrai Drishti  (ayak parmaklarına bakış) àOturarak yapılan çoğu öne eğilme pozlarında kullanılır.

5)      Hastagrai Drishti (ellere bakış) à Trikonasana,  Virabhadrasana 1 (Savaşçı 1)’de kullanılır.

6)      Parsva Drishti (yana bakış) à  Oturarak yapılan twist (kıvrılma) hareketlerinde kullanılır.

7)      Urdhva/Antara Drishti  (gökyüzüne doğru yukarı bakış)  à Ardha Chandrasana’da kullanılır.

8)      Naitrayohmadya Drishti  /Broomadhya Drishti (İki kaşın ortasından alna; 3. Göze bakış)  à meditasyonlar, Matsyasana (balık), ters savaşçı pozlarında kullanılır.


DRISHTI konsantrasyon sağlamamıza, hareketi daha eforsuz yapmamıza ve vücuttaki prana (enerji) akışını düzenlememize yardımcı olur.

30 Mart 2014 Pazar

şimdiye dönmek


Günaydın! Bugün Eckhart Tolle'un bir videosunu izledim, bitmek bilmeyen tatminsizlik duygusu hakkındaki konuşmasını şöyle özetleyebilirim:

“Hayatımda bir şeyler yanlış; ben başka bir yerde olmalıyım, başka bir şey yapıyor olmalıyım… Bu kaygılarla başka şehirler, başka işler, başka aşklar peşinde koşarsın asla tatmin olmadan. Hep ‘bu da değilmiş’ diyerek kaçırdığın bir şeydir yaşam ve gerçekten nerede olman gerektiğini ararsın umutsuzca. Bu arayış asla son bulmayacak, ta ki gerçek anlamda, derinlerde evinde olana dek. 


Buna dışarıdan gelecek bir çözüm yok, çözüm senin içinden yükselecek. Eve dön: “şimdi” ye, “şu an”a! Kim olduğunla ilgili sıkı sıkıya bağlı olduğun geçmişteki tüm zihinsel ve duygusal birikimleri bırak, yüzeydeki zihin dalgalanmalarının ötesine geç, derinlere in. İşte o zaman dalgalar okyanusun derinliğiyle bir olur, çünkü o zaman tüm diğer dalgaların da aynı kaynaktan geldiğini bilirsin…” 14 mart 2014


her şey zihinden

Her şey zihinden gelir, zihinden kaynaklanır ve zihin tarafından biçimlenir. 


Pali yasaları, MÖ 250

26 Mart 2014 Çarşamba

kırılgandır beden


Bedenin kırılganlığını, incinebilirliğini, hassasiyetini hatırlatan bir deneyim yaşadım bu hafta. Onun için zihnin değil, bedenin hazır olduğunca ilerlediğimiz bir pratik yapalım diyorum. Nefesin, en sevdiğin şarkıymışçasına dinlemeye hazır mısın? Bugün 18.30 Yogaşala Nişantaşı. Bakalım bedenlerimizin söyleyeceği bir şey var mı bize?

19 Şubat 2014

25 Mart 2014 Salı

meditasyona uygun oturma pozları

 
Meditasyon sukhasana, siddhasana, virasana, vajrasana, ardha padmasana ya da padmasana gibi oturma pozlarından birinde yapılabilir. Önemli olan sırtın ve başın arkadan herhangi bir destek almaksızın dik olmasıdır. Pozda beden dik ama gevşek olmalıdır. Uzanıldığında da omurga dik konumdadır ancak, zihin uzanmayı uyumak ile ilişkilendirdiği için, kolaylıkla uyuyakalınabilir. Bu nedenle uzanarak meditasyon yapmak önerilmez.

nefes ve zihin

"Nefese hakim olan, zihne de hakim olabilir" -  
Svatmarama, Hatha Yoga Pradipika