özgür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2015 Pazartesi

Hanumanasana

Hanumanasana adanmışlığı, hizmet etme arzusunu
ve her türlü zorluğu aşma coşkusunu hatırlatıro
Maymun tanrı Hanuman'ın Ramayana destanında anlatılan hikayesi bir bağlılık, adanmışlık ve cesaret örneği… Hikayeye göre Hanuman, Kral Rama'nın kaçırılan eşi Sita'yı bulmak için tüm dünyayı arayarak ona olan bağlılığını sergiler. Hanuman'ın adanmışlığı ve hizmet etme arzusu öyle büyüktür ki, Sita'yı bulabilmek için, Hindistan'dan Sri Lanka'ya okyanusu aşan dev bir adım atar.

Kabul ediyorum, HANUMANASANA kolay bir asana değil; açık harmstring'lere, kuadriseps'lere ve uzun psoas kaslarına ihtyacımız var, ama Hanumanasana'yı sadece bir poz olarak değil, aynı zamanda ondan öğrenebileceklerimizle birlikte yorumlarsak her şey değişebilir. Çünkü HANUMANASANA saflığı, birlik bilincini ve her türlü zorluğu aşma coşkusunu hatırlatıyor. Hanuman dar bakış açılarından kurtulup daha büyük bir şeye hizmet etme arzusuyla özgür olabileceğimizi söylüyor.

Bugün bilinmezliğe doğru dev bir adım atmaya var mısınız? 17.20, YogaŞala Nişantaşı, Vinyasa 1-2

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Neden yoga yapıyoruz?

Yediburunlar Lighthouse - Fethiye
Ürün Kurtiç Eşliğinde Yoga ile Yenilenme Kampı, Eylül 2014
Dinamik Yoga metodunun kurucusu Godfrey Devereux "neden yoga yapıyoruz?" sorusuna şöyle cevap veriyor:

Bence buna bir açıklık getirmekte yarar var. Aslında beden içindeki her bir hücrenin gelişmeye ve büyümeye karşı bir ihtiyaçı vardır. Hepimizin sezgisel olarak büyümeye ve olgunlaşmaya karşı bir dürtüsü vardır.

İçimizde sınırlanmış ve bastırılmış hissettiğimiz zaman kendimizi mutsuz hissederiz. Her insanın içinde daha tam ve özgür olma isteği vardır.

Belki ne olduğumuzu ve kim olduğumuzu tam bilmiyoruz. Belki kendimizi içimizde bastırılmış, karmaşık, tatminsiz hissediyoruz. Ama bu hisler bizi daha tam olmamız için bir yola doğru sürükleyebilir. Buna nasıl cevap veriyoruz?

Kendi içimizde bir cevap bulabiliriz. Hayat bilinç, akıl, ve duyarlılığa bağlı. Bu akıldan faydalanmak için onun dilini öğrenmemiz ve anlamamız gerekiyor. Zeka ile direk bilinçli, metodolojik bir şekilde ilişkiye girmemiz gerekiyor. Yoganın anahtarı hissetmekte yatıyor. Hissetmek bizi zihne karşı koruyabilir. Zihin ile yakınlaşmamız gerekiyor. Ve hissetmek bu ilişkinin anahtarını ve özünü oluşturuyor.

Yoga yaparken hissetmek ile bir ilişki kuruyoruz. Amacı kim olduğumuz ve ne olduğumuz ile yakınlaşmak. Beden, zihin ve ruh bir bütünlük içindeler. Ve bu bütünlüğü deneyimlemek, keşfetmek, anlamak ve onurlandırmak yoga aracılığı ile mümkün olabiliyor. Bu bütünlük içinde ikilik kavramları yok olmaya başlıyor.

Hassasiyet ve duyarlılığı davet ediyoruz. Ve var olan bütünlüğümüze yeniden erişmeye başlıyoruz.

Beden an be an his üretiyor. Bir his hissettiğin zaman artık biliyorsun ki gerçek bir şey ile meşgulsün. Bu şey şimdide oluşuyor, bu şey şimdide burada mevcut. Yoganın beden ve zihin zekâsına erişmekten başka bir gündemi yok. Olan ne varsa yogayı gerçek kılıyor.

Çoğu zaman yüzümüze bir tebessüm ifadesi getiriyoruz. Gülümsememiz gerekmediği halde, bazen yalan söylemek için gülümsüyoruz. Sosyal olarak yalan söylemeye teşvik ediliyoruz. Dürüst olmamaya alışkanlık olarak şartlandırılıyoruz. Duyarlı ve dürüst müyüz araştırmasına yoga aracılığı ile girmeye başlıyoruz. Araştırma içinde doğal olarak daha dürüst olmaya başlayacağız. Hayatın özünde yatan dürüstlük. 

Bedenimize bedenimizi onurlandırarak yaklaşmamız gerekiyor.

Bedenimiz, hayatımızın bir ifadesi ve aynası. Ve hareket etmeye programlanmış. Hareket eylemin temelini oluşturuyor. Sabitlik hareketsizlik demek değildir. Hayat ölüm demek değildir. Hayat ölüm üzerine inşa olmuştur o başka. Sabitlik öldüğün zaman gerçekleşir. Hareket sabitliğe açılan bir kapı aralığı, bir giriş. Hareket vasıtası ile hisler üretiyoruz ve hareket sayesinde hislerimiz ile samimileşiyoruz. Bedenin zekasını onurlandırdıkça aslında hayatı onurlandırıyoruz. Sabitlik sessizliktir. Ve yoga yaptıkça olan ne varsa daha rahat olmaya başlıyoruz. Ve böylece daha özgür ve tam bireyler olmaya başlıyoruz."

NOT: Bu metni aldığımız eğitim esnasında Mey Elbi paylaşmıştı. Üzerinde çevirmenin ismi yazmadığı için ben de paylaşamıyorum maalesef, ama emeğine saygımı buradan iletmek istiyorum. 



25 Aralık 2014 Perşembe

Yeni yılı karşılarken özgür ve hafif hissedin

Dün, 2014’ün son seansında Deepak Chopra ve Oprah Winfrey’in affetmekle ilgili bir meditasyonundan bana ilham veren cümlelerini paylaşmıştım. Yeni bir yıla hafifleyerek girmek ve yüklerimizden kurtulmak bizim elimizde. Dün stüdyoda olamayanlar için buradan da yazmak istiyorum ve yeni yılın özgür ve mutlu geçmesini diliyorum. 

Affetmenin en güçlü tanımlarından biri, ‘geçmiş başka türlü olmalıydı’ tutumunu bir yana bırakmak ve olanı kabul etmektir. Geçmişin gitmesine izin vermek, hem hayatınızı hem de ilişkilerinizi özgürleştirir, çünkü akışa izin vermek bir seçimdir. Acılara tutunmak yerine özgürleşmeyi seçebilirsiniz. Affetmek, özgürlüğe uzanan bir yoldur.

Bağışlamak, taşıdığınız duygusal yükün aslında yüksek benliğin değil, egonun algısıyla şekillendiğini fark etmekle başlar. Ego her zaman adaletin ve intikamın peşindedir; oysaki yüksek benlik bilir ki, evren her tür eylemi yeniden dengeleyecek şekilde uygun zamanı ve uygun yeri bekler. Affetmeye karar verdiğimiz zaman, egonun sınırlı bakış açısından kurtularak, evrenin işlemesine alan açarız. Affetmek bedeni, zihni ve ruhu özgürleştirerek şifa ve sevgiyi seçen cesaret dolu bir adımdır. Acı veren deneyimlere tutunmak, geçmişe takılı kalmaktır. 

Her anı sevgiyle doldurmayı seçin. Sevgi, anda olmaktır. Affetmek, sevme ve sevilme kapasitenizi artırmaktır. Bu süreç bizi gerçek doğamıza yaklaştırır ve ruhsal açıdan gelişmemize yardımcı olur. Geçmişte bağlı duyguları özgür bıraktığımız her seferinde, hayatımıza huzuru davet ederiz. İnsanlar, durumlar, şartlar.. Her şey olması gereken yeri bulur ve o zaman hayat zengin ve değerli bir maceraya dönüşür.