ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2015 Salı

İlişkilerin ABC’si

Krishnanada’nın İlişkilerin ABC’si kitabında üç halkaya bölünmüş korkudan meditasyona giden yolun haritasından bahsediyor. Bu haritaya göre en dış katman, korunduğumuz, bizi kalkan gibi koruyan bir katman. Bu, duygularla, özellikle de canımızı acıtan ve aslında derinden hatırladığımız duygularla yüzleşmekten kaçtığımız, kendimize ve başkalarına gerçek anlamda dokunmaktan kaçındığımız bir alan. Bu kalkan sayesinde, savunma mekanizmaları ile sevginin yerine korkuyu koyuyoruz. İşte ilişkilerdeki çatışmalar, tam olarak iki kişinin gerçeğe dokunmayan, esneklikten uzak bu katmanlarının sürtüşmesinden kaynaklanıyor. Bir alt katmana indiğimizde, duygularla karşılaşıyoruz. İz bırakmış, canımızı acıtan ve hala orada duran yaşanmışlık izleri. Krishnanada buraya kırılganlık katmanı diyor. Çoğu insan buraya bakmaya hiç cesaret edemiyor ve bir hayat boyu en dış katmanına sıkı sıkıya sarılarak yaşıyor. Belki güvende (yüzeysel), ama mutlak bir tatminsizlik duygusu içinde… En alt katmana ulaşmayı başardığımızda ise varlığın özü ile karşılaşıyoruz. İşte Krishnanada bu alana meditasyon merkezi diyor. Spontanlığa alan açtığımız, gerçek güzelliğimizle hayatı karşıladığımız, yargısızca ve kimliklerden uzak şekilde, salt varoluşun büyüsüyle sarıldığımız bir alan…

Hangi katmanda yaşadığınızı söyleyebilir misiniz samimiyetle kendinize? Çünkü ancak var olan neyse onu kabul ettiğimiz zaman, onunla tanıştığmız zaman dönüşüm başlıyor.

25 Aralık 2014 Perşembe

Yeni yılı karşılarken özgür ve hafif hissedin

Dün, 2014’ün son seansında Deepak Chopra ve Oprah Winfrey’in affetmekle ilgili bir meditasyonundan bana ilham veren cümlelerini paylaşmıştım. Yeni bir yıla hafifleyerek girmek ve yüklerimizden kurtulmak bizim elimizde. Dün stüdyoda olamayanlar için buradan da yazmak istiyorum ve yeni yılın özgür ve mutlu geçmesini diliyorum. 

Affetmenin en güçlü tanımlarından biri, ‘geçmiş başka türlü olmalıydı’ tutumunu bir yana bırakmak ve olanı kabul etmektir. Geçmişin gitmesine izin vermek, hem hayatınızı hem de ilişkilerinizi özgürleştirir, çünkü akışa izin vermek bir seçimdir. Acılara tutunmak yerine özgürleşmeyi seçebilirsiniz. Affetmek, özgürlüğe uzanan bir yoldur.

Bağışlamak, taşıdığınız duygusal yükün aslında yüksek benliğin değil, egonun algısıyla şekillendiğini fark etmekle başlar. Ego her zaman adaletin ve intikamın peşindedir; oysaki yüksek benlik bilir ki, evren her tür eylemi yeniden dengeleyecek şekilde uygun zamanı ve uygun yeri bekler. Affetmeye karar verdiğimiz zaman, egonun sınırlı bakış açısından kurtularak, evrenin işlemesine alan açarız. Affetmek bedeni, zihni ve ruhu özgürleştirerek şifa ve sevgiyi seçen cesaret dolu bir adımdır. Acı veren deneyimlere tutunmak, geçmişe takılı kalmaktır. 

Her anı sevgiyle doldurmayı seçin. Sevgi, anda olmaktır. Affetmek, sevme ve sevilme kapasitenizi artırmaktır. Bu süreç bizi gerçek doğamıza yaklaştırır ve ruhsal açıdan gelişmemize yardımcı olur. Geçmişte bağlı duyguları özgür bıraktığımız her seferinde, hayatımıza huzuru davet ederiz. İnsanlar, durumlar, şartlar.. Her şey olması gereken yeri bulur ve o zaman hayat zengin ve değerli bir maceraya dönüşür.