akış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Nisan 2020 Cuma
Yin Yoga El Kitabı
Yin Yoga El Kitabı, Pingala Yayınevi'nden çıkmış. Bernie Clark'ın yazdığı yayının orijinal adı "The Complete Guide to Yin Yoga". Yoganın fiziksel, psikolojik, enerjik boyutlarını ele alan, yin yogaya giriş niteliğinde, güzel bir kitap. Kitabın çevirisi çok iyi, Pınar Üstün'e buradan bir selam gönderelim. Akıcı bir dili olduğu için okuması son derece kolay.
Yoga tarihini anlatan kısa bir özet, asanalar ve birkaç akış önerisi ile tamamlanıyor. Kitapta meridyenler ve enerji akışları hakkında giriş niteliğinde bilgiler paylaşılıyor. Yin Yoga'yı terapötik bir etki yaratmak için nasıl kullanabileceğinizden de bahsediliyor.
Elinizde bu kaynak varsa evde kolaylıkla kendi kendinize yin yoga pratiği yapabilirsiniz. Hem pozların detaylı anlatımları hem de temalı örnek seriler (örneğin omurga, dalak ya da mide meridyeni odaklı) mevcut.
Yazar, bugün YANG yoga pratiğini neden YİN yoga ile dengelememiz gerektiğini paylaşıyor. Okurken kimi zaman bilgi tazeledim, kimi zaman ilham aldım, kimi zamansa yeni bir perspektif kazandım. Sadece kitabı okumak bile zihnimde meditatif bir etki yarattı diyebilirim ve YİN yoga ilgi alanınız olmasa bile YOGA ile ilgileniyorsanız bu kitabı okumanızı önerebilirim.
Ama yayıncıya 2 küçük eleştirim olacak: İlki, resim altı bilgilerinin eksik oluşu. Pratik kullanımda son derece kolaylık sağlayabilecek bu detayı neden atlamışlar anlamadım. İkinci eleştirim ise İNDEKS kısmına yönelik. Kaynakçada sıralanan kelimeler ve temalar İngilizce başlıklara göre bırakılmış; o nedenle de aradığınızı bulmak neredeyse imkansız, çünkü alfabetik sırayı takip etmiyor. Pingala Yayınevi'nin kitabın yeni baskılarında okuyucularını gözetecek bu düzenlemeleri yapmasını dilerim; tabii bu tür yayınları dilimize kazandırdıkları için teşekkürü bir borç bilerek...
Etiketler:
akış,
asana,
bağ doku,
denge,
eklemler,
enerji,
fasya,
kalp,
kitap,
pingala,
pingala yayınevi,
terapi,
yin yang,
yin yoga,
yoga felsefesi,
yoga kitabı,
yoga pratiği,
yoga terapi,
zihin
28 Aralık 2015 Pazartesi
2015'in Son Akışı
2015'in son akışını birlikte yapmak için bu akşam bekliyorum! Hatta zamanımız kalırsa 'savasana'da çakra meditasyonu yaptırma hayalim var. 17.20-18.20 VİNYASA 1-2, YogaŞala Nişantaşı
Etiketler:
akış,
çakra,
meditasyon,
vinyasa,
yogaşala nişantaşı
26 Mayıs 2015 Salı
evren gözlerinin önüne seriliyor
Dr. David Richo'nun "Geçmiş Şimdi Olduğunda" kitabı bir yeni yıl armağanı olarak girdi hayatıma. Okumam uzun bir sürece yayıldı ve iyi ki de öyle oldu. Nasıl olduysa kitabın zamanı, benim hayat akışımla örtüştü ve her ihtiyacım olduğunda yeni bir bakış açısı kazandırarak cevapsız sorularıma yanıt oldu. Gerçek benlik, aktarımlar, çocukluğumuzun tüm hayatımıza yayılan haritası hakkında çok şey öğrendim.
Bugün son sayfasını okurken, bir kitabı daha tamamlamış olmanın huzuru var içimde... Bir de hep hatırlamak isteyeceğim son satırları:
"Sen de ağaçlar ve yıldızlar kadar evrenin çocuğusun; burada bulunmaya hakkın var. Sen açıkça gör ya da görme, hiç kuşkusuz evren gözlerinin önüne seriliyor… Bütün sahtelikleri, angaryaları ve kırık hayalleriyle birlikte hala harika bir dünya bu." MAX EHRMANN
Etiketler:
ağaç,
akış,
aktarım,
çocukluk,
Dr. David Richo,
dünya,
evren,
Geçmiş Şimdi Olduğunda,
gerçek benlik,
hayal,
kitap,
satır,
yıldızlar
28 Nisan 2015 Salı
Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi.
25 Şubat 2015 Çarşamba
Boyun Bölgesiyle Başlıyoruz
Geçtiğimiz hafta sonunu Hart (Lazer) ile dolu dolu geçirdiğimi bilenler, bu akşamki seansa ondan öğrendiklerimi taşıyacağımı kolaylıkla tahmin edebilirler.
Bu hafta akış öncesinde, boyun bölgesindeki problemlere yönelik, başı sağa sola çevirme hareketini kolaylaştıran kısa bir seri ile ısınacağız. Bu seri, boynu hareket ettirmeden, omuz bölgesinde yer alan kaslarda hareket yaratarak boyna hareketlilik kazandırıyor. Bu kolay hareketleri daha sonra evde de uygulayarak boyun bölgeniz üzerinde çalışabilirsiniz. Akşam görüşmek üzere
Bu hafta akış öncesinde, boyun bölgesindeki problemlere yönelik, başı sağa sola çevirme hareketini kolaylaştıran kısa bir seri ile ısınacağız. Bu seri, boynu hareket ettirmeden, omuz bölgesinde yer alan kaslarda hareket yaratarak boyna hareketlilik kazandırıyor. Bu kolay hareketleri daha sonra evde de uygulayarak boyun bölgeniz üzerinde çalışabilirsiniz. Akşam görüşmek üzere
Etiketler:
akış,
baş çevirme,
boyun ağrısı,
seri,
yoga
9 Şubat 2015 Pazartesi
Akışa Teslim Ol
Hart (Lazer) aldığımız eğitim sırasında, bir ara cümle arasında 'Surrender Day (Teslimiyet Günü)' diye bir kavramdan söz etti. Sadece ayda bir ya da haftada bir gün, tek bir gün kendini hayata teslim etme çalışması. Zaten aksini insanın kendine ikna etmesi pek mümkün değil. Nedendir bilinmez, hep hayatın dediği olmasın, benim dediğim olsun diye sonsuz bir çatışma halindeyiz var olanla. Hayatın akışı bundan pek yorulmuşa benzemiyor ama akıntıya karşı yüzen bizlerin bundan bitap düştüğü açık.
Neyse, derken günlerden bir gün ben de bunu denemeye karar verdim. Gece yatarken dedim ki kendime yarın TESLİMİYET GÜNÜM olsun ve her şeye EVET diyeyim. Birisi bana ‘hadi gel, şöyle yapalım’ derse evet, bindiğim otobüs bozulursa o anki alternatife evet, haydi bakalım her şeye evet. Kendi kendime de diyorum ki 'aaa, ben zaten son derece uyumlu bir insanım. Bu benim için hiç de zor olmaz! Ben zaten hayata teslim olarak yaşıyorum.’
Deneyimimi dürüstçe aktarmam gerekirse günün sonunda fark ettm ki, benim her günüm direnç göstermekle geçen müthiş bir eneji kaybıyla sonlanıyor. Her şeye direnç gösteriyorum (Hatta güne 'hayır' ile başladığımı fark etmem bile günün ortalarını buldu. Çünkü, sabah çalar saat beni güne uyandırdığı an güne başlamak yerine, 'hayır' dedim, 'beni bırak daha uyumak istiyorum'.) Uzun lafın kısası günün yarısı, hayatın bana sunduğu teklifleri fark etmemekle geçti, çünkü daha düşünmeden o kadar ani hayır diyordum ki, onun bir seçim olduğunu bile fark etmiyordum. Neyse ki fark edip evet dediklerim de oldu; ki bunlar da normal şartlar altında asla evet demeyeceğim şeylerdi. Mesela grup koşusuna katılan erkek arkadaşım haydi bugün sen de gel dedi (Teslimiyet günü çalışmamdan habersiz). Normal şartlarda yoga yapan insan koşarmıymıştan tutun da ama ben sabah pratiğimi yaptıma uzanan türlü sebeplerle buna evet demek aklımın en küçük köşesine bile uğramayacakken evet dedim. Sonra ne mi oldu? Sadece kendime söylediğim türlü kandırmacaları fark etmekle kalmadım aynı zamanda koşmanın yarattığı o özgürlük hissine bayıldım! Ben spor yapmayı çok özlemişim. Hem ‘Ben yoga yapıyorum, kondisyonum çok iyi’ değilmiş mesela. Koşarken dilim dışarda grubun en arkasındaymışım, egom da bundan hiç memnun değilmiş. Gibi gibi gibi…. Bir gün, sadece tek bir gün bana çok şey öğretti. Öneririm. Bir günününüzü, sadece tek bir gününüzü kendinizden ve tercihlerinizden vazgeçerek yaşayın. Bir arkadaşınız o kafeye değil de bu kafeye oturalım derse ‘peki’ deyin, haydi bu sabah şu yoldan gidelim derse eşiniz ‘yok yol uzar’ demeyin, peki deyin. Her şeye peki deyin. Bakalım neler olcak. (Bu arada ben zaten öyleyim diyenler büyük bir yanılgı içine girebilirler. Deneyin, ne demek istediğimiz anlayacaksınız.)
Nedense BEN dediğimiz sınırların dışına çıkmamak için sıkı sıkıya tutunuyoruz duvarlarımıza. Oysa dışarda kaçırdığımız neler var neler. Hayat var!
Olur da denerseniz, lütfen deneyimlerinizi paylaşın, duymaktan ve dinlemekten ya da okumaktan zevk duyacağım. Bu arada, tabii ki mantığın bir yandan işliyor olacağını kısaca hatırlatmak isterim. Sınırları zorlayayım derken kendimizi göz göre göre ateşe atmak da yok, ona göre.
Bu arada, bu yazıyı neden bugün paylaştın derseniz, bugün de teslimiyet günüm de ondan. Bakalım hayat bana neler gösterecek...
------
Neyse, derken günlerden bir gün ben de bunu denemeye karar verdim. Gece yatarken dedim ki kendime yarın TESLİMİYET GÜNÜM olsun ve her şeye EVET diyeyim. Birisi bana ‘hadi gel, şöyle yapalım’ derse evet, bindiğim otobüs bozulursa o anki alternatife evet, haydi bakalım her şeye evet. Kendi kendime de diyorum ki 'aaa, ben zaten son derece uyumlu bir insanım. Bu benim için hiç de zor olmaz! Ben zaten hayata teslim olarak yaşıyorum.’
Deneyimimi dürüstçe aktarmam gerekirse günün sonunda fark ettm ki, benim her günüm direnç göstermekle geçen müthiş bir eneji kaybıyla sonlanıyor. Her şeye direnç gösteriyorum (Hatta güne 'hayır' ile başladığımı fark etmem bile günün ortalarını buldu. Çünkü, sabah çalar saat beni güne uyandırdığı an güne başlamak yerine, 'hayır' dedim, 'beni bırak daha uyumak istiyorum'.) Uzun lafın kısası günün yarısı, hayatın bana sunduğu teklifleri fark etmemekle geçti, çünkü daha düşünmeden o kadar ani hayır diyordum ki, onun bir seçim olduğunu bile fark etmiyordum. Neyse ki fark edip evet dediklerim de oldu; ki bunlar da normal şartlar altında asla evet demeyeceğim şeylerdi. Mesela grup koşusuna katılan erkek arkadaşım haydi bugün sen de gel dedi (Teslimiyet günü çalışmamdan habersiz). Normal şartlarda yoga yapan insan koşarmıymıştan tutun da ama ben sabah pratiğimi yaptıma uzanan türlü sebeplerle buna evet demek aklımın en küçük köşesine bile uğramayacakken evet dedim. Sonra ne mi oldu? Sadece kendime söylediğim türlü kandırmacaları fark etmekle kalmadım aynı zamanda koşmanın yarattığı o özgürlük hissine bayıldım! Ben spor yapmayı çok özlemişim. Hem ‘Ben yoga yapıyorum, kondisyonum çok iyi’ değilmiş mesela. Koşarken dilim dışarda grubun en arkasındaymışım, egom da bundan hiç memnun değilmiş. Gibi gibi gibi…. Bir gün, sadece tek bir gün bana çok şey öğretti. Öneririm. Bir günününüzü, sadece tek bir gününüzü kendinizden ve tercihlerinizden vazgeçerek yaşayın. Bir arkadaşınız o kafeye değil de bu kafeye oturalım derse ‘peki’ deyin, haydi bu sabah şu yoldan gidelim derse eşiniz ‘yok yol uzar’ demeyin, peki deyin. Her şeye peki deyin. Bakalım neler olcak. (Bu arada ben zaten öyleyim diyenler büyük bir yanılgı içine girebilirler. Deneyin, ne demek istediğimiz anlayacaksınız.)
Nedense BEN dediğimiz sınırların dışına çıkmamak için sıkı sıkıya tutunuyoruz duvarlarımıza. Oysa dışarda kaçırdığımız neler var neler. Hayat var!
Olur da denerseniz, lütfen deneyimlerinizi paylaşın, duymaktan ve dinlemekten ya da okumaktan zevk duyacağım. Bu arada, tabii ki mantığın bir yandan işliyor olacağını kısaca hatırlatmak isterim. Sınırları zorlayayım derken kendimizi göz göre göre ateşe atmak da yok, ona göre.
Bu arada, bu yazıyı neden bugün paylaştın derseniz, bugün de teslimiyet günüm de ondan. Bakalım hayat bana neler gösterecek...
------
Etiketler:
akış,
deneyim,
direnç,
hart lazer,
hayat,
koşu,
sınırlar,
teslimiyet
25 Mart 2014 Salı
kendini akışa bırak
Bugüne kadar hayatın seni hep nasıl ustaca şaşırttığını hatırlayarak, onu kontrol edebildiğin bir şeymiş gibi algılamaktan vazgeç… Kendini akışa bırak. Her an içinden akarak bedenine hayat taşıyan nefes öğretmenin olsun...
YOGA YOLCULUĞUM
2005 yılında Ankara'da katıldığım ilk ders ile başladı yoga yolculuğum. Sonra İstanbul, Yogaşala, Ashtanga, Ken the Rolfer, Ürün Kurtiç, Sandrine Kamhi, Alexis Kiresepi, workshoplar derken 2012 yılında Alexis Kiresepi ile Yoga Alliance 200 saatlik Vinyasa Yoga Eğitmenliği eğitimini tamamladım. 2013 yılında Mey Elbi ile İleri Seviye Hocalık Eğitimi sayesinde nefes ve hareket birlikteliğine odaklanmaya başladım ve sanki her şey yeni bir boyut kazandı.
Mart 2013’te Dr.Neslihan İskit ve Deniz Yılmaz ile Çocuk yogası ve YogaMini Projesi Eğitmenlik Eğitimi’ni, Eylül 2012’de Swami Jyotirmayah ile Nefes Alma Sanatı Atölyesi’ni, Aralık 2012’de Svagito Liebermeister ile Aile Dizimi Eğitmenliği 1. Seviye Eğitimi’ni tamamladım. 2014’te Hart Lazer ile 100 saatlik 'Güvenli Yoga’ Konulu Uzmanlaşma Programı’nı bitirdim. Mart 2015’te tamamladığım Hart Lazer ile 360° Yoga Terapi ile travmaların bedeni nasıl etkilediğini keşfetmeye başladım. Ağustos 2015'te Ajai Alai Asai Okulu Kurucu Eğitmenleri, Sat Sarbat Kaur ve Satmukh Singh liderliğinde, Türkiye'de ilk kez düzenlenen 220 Saatlik Kundalini Yoga ve Meditasyon 220 Saatlik Temel Sertifika Programı’nı tamamladım.
Kelimelerle aram iyi, ama sanırım yine de yogayı neden bu kadar sevdiğimi anlatmak konusunda yetersiz kalacaklar. Belki de bu yüzden eğitmenliğe adım attım, bu deneyimi paylaşabilmek için. Hissettiğim o ki, derslerde zamanın akış hızı değişiyor ve her ders başka bir renk...
Mart 2013’te Dr.Neslihan İskit ve Deniz Yılmaz ile Çocuk yogası ve YogaMini Projesi Eğitmenlik Eğitimi’ni, Eylül 2012’de Swami Jyotirmayah ile Nefes Alma Sanatı Atölyesi’ni, Aralık 2012’de Svagito Liebermeister ile Aile Dizimi Eğitmenliği 1. Seviye Eğitimi’ni tamamladım. 2014’te Hart Lazer ile 100 saatlik 'Güvenli Yoga’ Konulu Uzmanlaşma Programı’nı bitirdim. Mart 2015’te tamamladığım Hart Lazer ile 360° Yoga Terapi ile travmaların bedeni nasıl etkilediğini keşfetmeye başladım. Ağustos 2015'te Ajai Alai Asai Okulu Kurucu Eğitmenleri, Sat Sarbat Kaur ve Satmukh Singh liderliğinde, Türkiye'de ilk kez düzenlenen 220 Saatlik Kundalini Yoga ve Meditasyon 220 Saatlik Temel Sertifika Programı’nı tamamladım.
Kelimelerle aram iyi, ama sanırım yine de yogayı neden bu kadar sevdiğimi anlatmak konusunda yetersiz kalacaklar. Belki de bu yüzden eğitmenliğe adım attım, bu deneyimi paylaşabilmek için. Hissettiğim o ki, derslerde zamanın akış hızı değişiyor ve her ders başka bir renk...
Etiketler:
akış,
eğitmeni,
eğitmenlik,
hoca,
hocalık,
istanbul,
kriya,
kundalini,
kundalini yoga,
meditasyon,
nefes,
vinyasa,
yoga,
yogaşala
Yer:
İstanbul, Türkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



.jpg)