evren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2021 Pazartesi

Sonbahar Kampı

5-6-7 Kasım’da Zuhal Özyurt’un sonbahar kampına katıldım. GÜVEN temalı bu kampta hem kundalini yoga ve meditasyon yaptık hem şamanik çalışmalar ve aile dizimi ile hayata başka bir yerden baktık. Hep birlikte Yücesan Çiftliği’nde bir çiftlik evinde kaldık. Yücesan Çiftliği, ceviz ağaçları içinde, köyün hafif dışında olduğu için dağlar ve ağaçlarla çevrelendiğiniz ve Sakarya’nın muhteşem doğasını doya doya yaşayabildiğiniz bir yer. İstanbul’a dönerken çantamızda neşe, güven ve yeni dostluklar vardı; tabii bir de ceviz ve ıhlamur!

Zamanın adeta genişlediği, yoğun bir programın ardından bu haftaya çok iyi hislerle, tazelenmiş bir şekilde başlıyorum. Bu haftaki derste Panchatatva yani toprak, su, ateş, hava ve eter, bir diğer deyişle beş element üzerinde çalışacağız. Bütün evren bu beş elementle var, tabii ki bedenlerimiz de. Bu nedenle 5 element, fiziksel ve zihinsel sağlığın dengesi için esas. Kendinizi hafif ve saf hissettirecek bu kriya, enerjinizi de yükseltecek. Beş elementi dengeleyen bir meditasyon ile çalışmamızı tamamlayacağız. Bu güzel yolculuğa hazır olanları 9 Kasım Salı akşamı, YogaŞala Nişantaşı‘nda, kundalini yoga seansına bekliyorum. Odağımız: Prithvi (Toprak), Jal (Su), Agni (Ateş), Vayu (Hava) ve Akash (Uzay).

 











1 Ekim 2019 Salı

Rebirthing 2019 - istanbul


28 Eylül 2019 Cumartesi günü, İstanbul'da Kundalini Yoga yeniden doğum (rebirthing) etkinliğindeydim. Kundalini Yoga Eğitmenlik Eğitimi'ni aldığım hocalarım olan ve AAA Ajai Alai Awakening’in kurucu eğitmenleri Sat Sarbat Kaur ve Satmukh Singh Türkiye’deydi ve onları yeniden görmek, dinlemek ve bu sayede özümü hatırlamak içimi hareketlendirdi. Bu sayede BÜMED’in yeşillikler içindeki muhteşem tesisi ile de tanışmış oldum. 

Rebirtihing 2019 - istanbul
“Ben kimim” sorusuna cevap aradığımız çalışmalara başlamadan önce Satmukh “Hiç anlamama hali içinde yüzebiliriz, çünkü tam da orada aslında mutlu olabileceğimiz bir yer var. İşte o, ben bu evrenin sadece bir aynasıyım diyebilme hali. Kim olduğuna bir konsept yapıştıramazsın. Bu, çocukken o karanlık kilere gitmek istemememek gibi. Hani o iyi çocuk olmazsak gönderildiğimiz yer, canavar var sandığımız yer. Oraya hiç gitmedik, bilinmeyenden işte bu kadar korkuyoruz. Tutamıyoruz, anlayamıyoruz ve canavarlar yaratıyoruz.” dedi. 

Sat Sarbat Kaur ve Satmukh Singh Türkiye'de
Yaptığımız çalışmalar işte o karanlık kilere ve canavara hoş geldin dediğimiz ve böylece aslında onların olmadığını anlamaya davet sunduğumuz bir alanda gerçekleşti. Orası, zihnin cevap hazırladığı değil, kelimelerin kendiliğinden döklüldüğü bir yer. O anda olan, oluveren, öngörülemeyene kucak açılan bir yer. Kulaklarımı dört açıp dinlediğim bir yer. Hani ‘ne diyeceğini biliyorum nasıl olsa’ diyip karşımızdakine şans vermediğimiz zamanlar var ya, bir soru sorsak bile cevabını bilirmiş gibi yaptığımız... İşte bu çalışmada tam tersine, hep yepyeni gözlerle baktım hem karşımdakine, hem de kendime. Kendime etiketler yapıştırmadığım bir yerden, kendime başka şekilde bakmak için bir şans vererek... Yeniden... Yeniden...

Yeniden doğum 2019, bu yıl BÜMED'de gerçekleşti


26 Mayıs 2015 Salı

evren gözlerinin önüne seriliyor




Dr. David Richo'nun "Geçmiş Şimdi Olduğunda" kitabı bir yeni yıl armağanı olarak girdi hayatıma. Okumam uzun bir sürece yayıldı ve iyi ki de öyle oldu. Nasıl olduysa kitabın zamanı, benim hayat akışımla örtüştü ve her ihtiyacım olduğunda yeni bir bakış açısı kazandırarak cevapsız sorularıma yanıt oldu. Gerçek benlik, aktarımlar, çocukluğumuzun tüm hayatımıza yayılan haritası hakkında çok şey öğrendim.

Bugün son sayfasını okurken, bir kitabı daha tamamlamış olmanın huzuru var içimde... Bir de hep hatırlamak isteyeceğim son satırları:

"Sen de ağaçlar ve yıldızlar kadar evrenin çocuğusun; burada bulunmaya hakkın var. Sen açıkça gör ya da görme, hiç kuşkusuz evren gözlerinin önüne seriliyor… Bütün sahtelikleri, angaryaları ve kırık hayalleriyle birlikte hala harika bir dünya bu."  MAX EHRMANN

27 Haziran 2014 Cuma

OM mantrası ve benim için anlamı

Neden OM mantrasını söylüyoruz ve bu ne anlama geliyor? En bilinen, klasik cevabı vermek gerekirse ‘evrenin sesi olduğu için’ diyebiliriz, eski yoga metinlerine uzanarak biraz daha araştırma yoluna gidersek M.Ö. 800-500 yıllarında yazılan Mandukya Upanishad’a bakmamız gerekir.

Metnin ilk paragrafında bu ses ve sembolün arkasında kavramlar şöyle açıklanıyor:“OM hecesi mutlak varlıktır, tüm evrendir. OM, bugüne kadar var olmuş olan, şu anda var olan ve gelecekte var olacak olan her şeydir. Ve OM aynı zamanda geçmişin, bugünün ve geleceğin ötesine geçen her şeydir."

Peki benim için ne ifade ediyor ya da nasıl hislerle buluşuyorum bu mantrayı söylerken derseniz, belki şöyle dökebilirim kelimelere:

Sayılardan ve hesaplardan uzak, matematiğe dökülmemiş bir boşluk. Boşlukta sayı olur mu? Hayır. Sen olur mu, ben olur mu? Olmaz. Eksi artı? Peki ya iyi kötü? Yok. Yargı yok, düşünce yok. Sınırlar yok. Var olmak da yok, yok olmak da... Çünkü o hep olan, hep de olacak olan, hep parçası olduğum bir yer, bir an, bir zaman. Hiçbir kalıba girmeye çalışmadan, her ne isem o olarak var olabildiğim bir gerçeklik. OM bunu hatırlamak demek benim için. OM.


28 Mart 2014 Cuma

AKLIN UYKUSU


Şu sıralar Arter'de Marc Quinn'in bir sergisi var: AKLIN UYKUSU. En üst katta, yoga pozlarını andıran duruşlarda tasvir edilen bronzdan bedenler, evrende enerjinin dönüşümü üzerine yeni bir bakış açısı sunuyor. Beden ve algı, estetik ve kimlik, yaşam ve ölüm hakkındaki düşüncelerinizi yeniden gözden geçirmek isterseniz, 27 Nisan'a kadar İstiklal Cad. No: 211…

2 mart 2013