koşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
koşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2018 Pazartesi

40. İstanbul Maratonu'nda ODTÜMİST ile bağış topluyorum

ODTÜMİST ile hafta sonu Belgrad Ormanı koşularımızdan
Sevgili yogiler, şimdi matta öğrendiklerinizi hayata taşıma zamanı! Biliyorsunuz 11 Kasım'da 40. İstanbul Maratonu var ve her yarışta pek çok sporcu bağış toplamak amacıyla iyilik peşinde koşuyor. Sosyal sorumluluk, koşu ile buluşuyor. Ben de bu sene ODTÜ Mezunlar Derneği adına maddi zorluk çeken ODTÜ öğrencilerine destek olmak için koşacağım.

Benim kampanyamı desteklemeniz şart değil, ama bu maratonda koşan en az 1 arkadaşınıza sembolik bile olsa destek olmanızı öneriyorum ve hatta rica ediyorum. Bu birlik bilinci demek, "ben" değil "biz" perspektifinden dünyaya bakabilmek, ötekini görmek, farkında olmak; yani yogada, mat üzerinde pratiğini yaptığımız pek çok kavramı hayata taşıyabilmek demek. 

Her bir destek bana muhteşem hissettiriyor; adeta kalbim genişliyor. Umarım siz de bu maratonda iyiliğin bir parçası olmak isteriniz. Kampanyalara bağış yapan, sosyal medyada paylaşarak duyulmasını sağlayan ya da sadece iyi niyetlerini paylaşan herkese şimdiden teşekkür ederim.

Kampanya sayfama buradan ulaşabilirsiniz.

ODTÜMİST koşuyor sayfalarıyla bağlantı kurmak için ise topluluğun Instagram, Facebook sayfalarını takip edebilir, sitesini inceleyebilirsiniz. Hatta belli mi olur, bakarsınız gelecek maratonda adımlarımız buluşur, birlikte koşarız! Bu sene kampanya açan tüm koşucular için ise buraya tıklayın lütfen.

21 Eylül 2018 Cuma

Koşu ve Yoga

Bu sene İstanbul Maratonu'nda ODTÜ öğrencilerine burs toplamak için koşacağım. ODTÜ mezunu olmasanız da, bugüne dek hiç koşmamış olsanız da, İstanbul’da yaşamasanız da 2018 İstanbul Maratonu kampanyamızın bir parçası olabilirsiniz. Çok sevinirim, birlikte yürür, birlikte koşar sonra birlikte kutlarız. Hafta sonu antrenmanlarında bize katılmak isterseniz, lütfen çekinmeden bağlantya geçin.

Bu arada ODTUMİST için hazırladığım KOŞU ve YOGA yazısına göz atmak isteyebilirsiniz. Daha çok koşucuların neden yoga yapmaları gerektiğini ve kişisel perspektifimden bu iki disipline fiziksel etkileri açısından nasıl yaklaştığımı anlattım. Hadi yeşil çayınızı alın, yazıma dalın ve ister yoga yapın, ister koşun ama bugün mutlaka hareket edin!


20 Kasım 2017 Pazartesi

İSTANBUL MARATONU

Uzunca bir süredir yoga ile ilgili bir paylaşım yapamıyordum, çünkü vodafone İSTANBUL MARATONU'na hazırlanıyordum! Artık yarışa sayılı günler var ve hazırlık süreci yerini neredeyse dinlenmeye bıraktı ve ben de dedim ki bu süreci paylaşmanın tam zamanı. 
"Neden koşu?" derseniz, bugüne kadar hiç koşmamış biri olarak, daha önce hiç yapmadığım bir şeyi denemek, vücudumun henüz tanımadığım sınırlarını görmek istedim. Farklı bir disipline zihin ve beden olarak tepkimi merak ettim ve sonuçlar hiç de fena değil diyebilirim. Ama itiraf ediyorum, koşu sonrası kısa seanslar ve kimi sabahlar nefes çalışmaları dışında yoga yapamadım ve yogayı büyük harflerle özledim. 
"Neden yarış?" derseniz, cevabım aslında ben yarışmıyorum olacak. Sayılarla ilgilenmiyorum, bunu verilere dökmüyorum, sadece en iyimi ortaya koymak için elimden geleni yapıyorum ve her mesafeyi tamamladığımda gülümsüyorsam, kazanmış hissediyorum. Derdim hiç kimsenin önünde olmak ya da ardında kalmak değil. Gerçekten aklımdan hayalimden geçmeyecek mesafeleri artık hiç durmadan koşabiliyorum ve inanılmaz ama gerçek: Tüm bu değişim sadece 1 ay içinde oldu. Yarış kit'imi bugün aldım ve hayatımda ilk kez 15K koşmak üzere bu pazar gününü bekliyorum.
"Nasıl?" sorusuna geçersek, adidas Runners Istanbul'un #kimdemişkızlaryarışamaz projesi ile diyeceğim. 15 kişilik ekiple birlikte sıkı bir antrenman süreci yaşadık, liseden sonra ilk kez yeniden antrenörüm oldu, gece gündüz her soruma cevap verdi ve ben de hocam ne dediyse uymaya çalıştım. Teşekkürler Filiz Akay! Geçtiğimiz pazar adidasRunners #weekendlongrun'da gruptan koptuğumda yavaş tempoma ayak uydurup beni motive eden ve 10K'yı durmadan koşabileceğimi gösteren iş arkadaşım Aziz Yigit Gokalp'i de es geçemem tabii. 
"Neden seni seçmeliyiz?" sorusuna "çünkü yapabilirim" diye cevap vermiştim. Yüzdük yüzdük sona geldik. Umarım kendimi haklı çıkarırım. Bu pazar günü yapacak daha iyi bir şeyiniz yoksa kalbiniz benimle atsın, heyecanımı paylaşın lütfen!
9 Kasım 2017

9 Şubat 2015 Pazartesi

Akışa Teslim Ol

Hart (Lazer) aldığımız eğitim sırasında, bir ara cümle arasında 'Surrender Day (Teslimiyet Günü)' diye bir kavramdan söz etti. Sadece ayda bir ya da haftada bir gün, tek bir gün kendini hayata teslim etme çalışması. Zaten aksini insanın kendine ikna etmesi pek mümkün değil. Nedendir bilinmez, hep hayatın dediği olmasın, benim dediğim olsun diye sonsuz bir çatışma halindeyiz var olanla. Hayatın akışı bundan pek yorulmuşa benzemiyor ama akıntıya karşı yüzen bizlerin bundan bitap düştüğü açık.

Neyse, derken günlerden bir gün ben de bunu denemeye karar verdim. Gece yatarken dedim ki kendime yarın TESLİMİYET GÜNÜM olsun ve her şeye EVET diyeyim.  Birisi bana ‘hadi gel, şöyle yapalım’ derse evet, bindiğim otobüs bozulursa o anki alternatife evet, haydi bakalım her şeye evet. Kendi kendime de diyorum ki 'aaa, ben zaten son derece uyumlu bir insanım. Bu benim için hiç de zor olmaz! Ben zaten hayata teslim olarak yaşıyorum.’ 

Deneyimimi dürüstçe aktarmam gerekirse günün sonunda fark ettm ki, benim her günüm direnç göstermekle geçen müthiş bir eneji kaybıyla sonlanıyor. Her şeye direnç gösteriyorum (Hatta güne 'hayır' ile başladığımı fark etmem bile günün ortalarını buldu. Çünkü, sabah çalar saat beni güne uyandırdığı an güne başlamak yerine, 'hayır' dedim, 'beni bırak daha uyumak istiyorum'.) Uzun lafın kısası günün yarısı, hayatın bana sunduğu teklifleri fark etmemekle geçti, çünkü daha düşünmeden o kadar ani hayır diyordum ki, onun bir seçim olduğunu bile fark etmiyordum. Neyse ki fark edip evet dediklerim de oldu; ki bunlar da normal şartlar altında asla evet demeyeceğim şeylerdi. Mesela grup koşusuna katılan erkek arkadaşım haydi bugün sen de gel dedi (Teslimiyet günü çalışmamdan habersiz). Normal şartlarda yoga yapan insan koşarmıymıştan tutun da ama ben sabah pratiğimi yaptıma uzanan türlü sebeplerle buna evet demek aklımın en küçük köşesine bile uğramayacakken evet dedim. Sonra ne mi oldu? Sadece kendime söylediğim türlü kandırmacaları fark etmekle kalmadım aynı zamanda koşmanın yarattığı o özgürlük hissine bayıldım! Ben spor yapmayı çok özlemişim. Hem ‘Ben yoga yapıyorum, kondisyonum çok iyi’ değilmiş mesela. Koşarken dilim dışarda grubun en arkasındaymışım, egom da bundan hiç memnun değilmiş. Gibi gibi gibi….  Bir gün, sadece tek bir gün bana çok şey öğretti. Öneririm. Bir günününüzü, sadece tek bir gününüzü kendinizden ve tercihlerinizden vazgeçerek yaşayın. Bir arkadaşınız o kafeye değil de bu kafeye oturalım derse ‘peki’ deyin, haydi bu sabah şu yoldan gidelim derse eşiniz ‘yok yol uzar’ demeyin, peki deyin. Her şeye peki deyin. Bakalım neler olcak. (Bu arada ben zaten öyleyim diyenler büyük bir yanılgı içine girebilirler. Deneyin, ne demek istediğimiz anlayacaksınız.)

Nedense BEN dediğimiz sınırların dışına çıkmamak için sıkı sıkıya tutunuyoruz duvarlarımıza. Oysa dışarda kaçırdığımız neler var neler. Hayat var!

Olur da denerseniz, lütfen deneyimlerinizi paylaşın, duymaktan ve dinlemekten ya da okumaktan zevk duyacağım. Bu arada, tabii ki mantığın bir yandan işliyor olacağını kısaca hatırlatmak isterim. Sınırları zorlayayım derken kendimizi göz göre göre ateşe atmak da yok, ona göre.

Bu arada, bu yazıyı neden bugün paylaştın derseniz, bugün de teslimiyet günüm de ondan. Bakalım hayat bana neler gösterecek...
------

17 Aralık 2014 Çarşamba

adidas ile koşu ve yoga


Bu cumartesi günü benimle koşar mısınız? adidas Running sezonun son koşusunu sadece kadınlar için düzenliyor ve sonra hep birlikte kısa bir yoga seansı yapacağız, ardından kahvaltı... Buluşma noktamız Nişantaşı aşşk kahvesi; koşu mesafesi 3 km olacak. Haydi siz de gelin!

aşşk kahve nerede derseniz, hemen işaret edelim: burada

ve bu da adidas running facebook sayfası





Diğer detaylar şu şekilde: 

Saat:09:00’da aşşk kahve Nişantaşı'nda buluşuyoruz. Herkese pembe kadın tişörtü dağıtılacak.

Saat:09:30’da Maçka Parkı’nda 3k koşuluyor arkasından nefes çalışması ve esneme hareketleri ile 15 dakikalık yoga çalışması yapılıyor.

Saat 10:00’da Aşşk kahve’ye geri dönülüyor, kahvaltı ediliyor. 

#boostistanbul, #adidasparkrun