savasana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
savasana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2021 Pazar

YogaŞala'da Eric Powell ile 'Slow Flow Vinyasa'


Eğer YogaŞala öğrencisiyseniz Eric Powell adını programda görmüşsünüzdür. Eğer gördüyseniz ve hiçbir dersine katılmadıysanız bu yazı sizin için. YogaŞala öğrencisi değilseniz aynı zamanda sizin için. Hatta İstanbul’da değilseniz bu yazı aynı zamanda sizin için. 

Eric Powell, YogaŞala İstanbul’un tüm şubelerinde ve ZOOM’da “Yumuşak Akış” olarak Türkçeleştirebileceğim “Slow Flow Vinyasa” dersleri veriyor. Ashtanga, Iyengar, Hatha stillerinin tümünü ayrı ayrı seven biri olarak, ben Eric’in stiline bayılıyorum. Her katıldığım derste -ister Zoom üzerinden kendi evimde ister stüdyoda olsun- dersleri büyük bir şükran duygusu ve kendime verdiğim şu söz ile tamamlıyorum: “Eric’in İstanbul’daki varlığı bir armağan ve kesinlikle hiçbir dersini kaçırmamalıyım.”

Çünkü her dersi kah bandhaları eforsuzca keşfettiğim, kah verdiği ufacık bir detayla tanıdık bir duruşun içinde yeni bir boyut deneyimlediğim ve derinleştiğim, kah bir anda söze dökülmeyen yoga felesefesine vakıf olduğum bir zaman dilimi. 

Eric ders verirken size yoganın felsesefesini anlatmıyor, ama o sakin kelimeleri ve esprileriyle bu bilgeliği tattırıyor. Az sayıda asana uygulatıyor ve hemen hemen her duruşu ve akışı 3 defa tekrarlıyoruz. Acele yok, hareket oburluğu yok. Bu esnada nasıl becerdiğini anlamadığım bir şekilde Eric hem ekrandakilere, hem sınıftakilere tek tek temas ediyor. Ve hep bir şekilde gülümsetiyor ve biliyoruz ki gülmek çok faydalı!

Dediğim gibi, Eric’in seansları bir armağan ve özellikle Pazar 11 derslerinin yeri apayrı. Bunun bir reklam olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü zaten dersinde yer bulmak zor, hatta bir yandan yazıyor bir yandan bunu kendime niye yapıyorum diye sorguluyorum. Adanmış mysore uygulayıcıları, eski ve yeni YogaŞala öğrencileri, eğitmenler ve hatta ABD’deki zaman dilimi denk geldiğinde Zoom’dan katılan NY’taki öğrencileri… Hepimiz aynı sayfadayız, bekleriz.

Her dersten sonra kendimi hizalanmış, topraklanmış ve yeni bir şey öğrenmiş hissediyorum. Yogaya yeni başlamış ya da çok yol almış olabilirsiniz, yine de Eric’le ders yapmanın size iyi geleceğini düşünüyorum. Bandhaları ve asanaları bu kadar kolay, bu kadar tatlı tatlı anlatan ve tüm bu eforsuzluk içinde tüm kaslarınızı çılgınca çalıştıran uzman sayısı pek azdır. Bence o bir büyücü. 

Savasana’ya vardığınızda ise sizi nefesinizle baş başa bırakıp aradan çekiliyor. Eric New York'ta değil de aramızdayken bu fırsatı kaçırmamalısınız. 


25 Ocak 2018 Perşembe

Çakra sesleri ile şifa

Dün akşam dersimizi sürpriz bir çalışmayla kapattık. Cenk Güçbilmez de bizimleydi, ‘savasana’mıza farklı bir boyut kattı. Seslerle çoğaldık, azaldık, sınırlarımıza baktık, dirençlerimizi hatırladık ve sessizliğimizde buluştuk. Bütün o çanaklarını, hem de bu karlı günde, taaa karşı yakadan buralara taşıdığı için kendisine ve havaya aldırış etmeden gelen tüm öğrencilere minnettarım. Çakra sesleri ile şifalanmanın tadı başka. Haber vereyim, Cenk ile yepyeni çalışmalar tasarlıyoruz, ilgileniyorsanız takvimlerinizde yer açın şimdiden.

25 Aralık 2017 Pazartesi

Kendi Yoga Pratiğini Geliştirmek

Kendi kendinize yapabileceğiniz kısa yoga dersleri için Hart Lazer’dan öğrendiğim basit bir reçeteyi paylaşmak istiyorum bugün. Diyelim ki o gün derse gitmeye vaktiniz yok; ya da bir başka sebeple evde kendi kendinize pratik yapmak istiyorsunuz ve sadece 15-20 dakikanız var; ya da evde pratik yapma aşamasına geçmek istiyor ve buna kısa denemelerle başlamak istiyorsunuz. Bir bakalım neler yapabilirsiniz (her maddede belirtmiyorum ama ‘savasana’ların en az 5 dakika olması önerilir):

• 15 dakika güneşe selam serileri + savasana
• En sevdiğiniz yoga pozu + en nefret ettiğiniz yoga pozu + savasana
• Sirsasana + sarvangasana + halasana + setu bandha sarvangasana+ viparita karani
• 4- 5 ayakta duruş + sarvangasana + savasana

Yukarıdaki 15-20 dakikalık çalışmalarla başlayarak yavaş yavaş kendi pratiğinizi geliştirebilir ve zamanla kendi başınıza, kafanız karışmadan daha uzun yoga dersleri yapmaya başlayabilirsiniz. Böylece pratiğiniz tatile ve gittiğiniz her yere sizinle gelir; kendi kendinizin hocası olur, kendi ihtiyaçlarınıza göre ilerlersiniz. Tüm deneyimlerinizi tuttuğunuz bir günlüğünüz de olursa, ne ala! 

Hart Lazer’ın kendi pratiğini geliştirmek üzerine kaleme aldığı şu yazı, eminim herkese yol gösterecektir: http://yogasala.com/blog/kendi-yoga-pratigini-gelistirmek

Yeri gelmişken paylaşayım; daha uzun pratiklere geçtiğinizde ise ister öne eğilme, ister geriye eğilme, ister ters duruş odaklı bir ders olsun, her pratiğe Iyengar'ın tavsiyesi şu 6 duruşu eklemeyi bir alışkanlık haline getirin ve hem fiziksel hem de enerji boyutunda etkisini gösterebilmesi için, her pozda 5 dakika kadar kalın: 

Sirsasana (Başüstü Duruş; tabii özellikle de boyun bölgesinde bunu uygulamaya engel bir durumunuz yoksa)
Salamba Sarvangasana (omuz duruşu – destekli yapmanız önerilir) 
Halasana (saban duruşu)
Setu Bandha Sarvangasana (yarım köprü duruşu – destekli de olabilir)
Viparita Karani ( Destekli Ters Duruş ) 
Savasana ( Ceset Duruşu )



20 Mart 2017 Pazartesi

Aylaklığa Övgü

Oto Pilot, Andrew Smart, Nail Kitabevi
Geçen hafta bir kitap çıktı karşıma, şöyle bir göz attıktan 5 dakika sonra çantamdaydı: OTO PİLOT. Aylaklığa övgü olarak özetleyebileceğim kitabın kapağında ”hiçbir şey yapmamanın bilimi ve sanatı” yazıyor. Tembelliği övüyor diye burun kıvırdığınızı görür gibiyim, ama bu son derece akademik bir çalışma. Yazarı bir bilim insanı. Nörobilim ve psikoloji perspektifinden bakarak 21. yüzyılın her gün biraz daha unutturduğu eylemsiz olma halini ve onun esas potansiyelimizle ilişkisini anlatıyor.

Öğrenme ve dinlenme ilişkisini okuduğumda, yoga derslerindeki son dinlenme pozu “savasana”nın kıymetini -bedenim biliyor ama- bilişsel olarak da kavradım. O yüzden kitaptan yaptığım alıntı, türlü mazeretlerle savasana’da kalmamayı tercih eden öğrencilere gelsin!

Kendi bilinçaltını keşfetmenin çoğu insan için ürkütücü bir deneyim olabileceğinden bahseden Smart şöyle yazmış: “Kim bilir; belki de bilinçaltınızda, orada bırakmayı tercih edeceğiniz pek çok şey gizlidir: Kayıtsız kalmak adına, yoğun bir iş programıyla bastırdığınız bu rahatsız edici şeyler durduk yere bilincinize girmek için kapıyı çalıyor mu hiç? İşkolik teriminin müşterek anlamı, insanların sürekli çalışarak duygusal acılardan kaçındıkları için aylaklık ve hareketsizliği katlanılmaz bulmalarıdır.” OTO PİLOT, Andrew Smart, Nail Kitabevi


Gün içinde oradan oraya koşuyorsanız, elinize telefonu alıp hızla twitter ve facebook’a bakıp, oradan instagram’a atlayıp ışık hızıyla işinize dönüyorsanız, hafta sonlarını ve her planlanmamış zaman dilimini boş kalacak endişesiyle tıka basa doldurup dans derslerinden turlara, resim kurslarından yoga kamplarına, şarap tadımlarından spor etkinliklerine türlü türlü etkinliklerle donatıyorsanız, hayatta çok ciddi bir şeyi ve nimetlerini fena halde kaçırıyor olabilirsiniz. Hemen durun. Elinizdeki etkinliği usulca yere bırakın. İç gözlem, duygusal deneyimler ve kendi üzerine düşünmenin önemini hatırlayın. Sonra ister meditasyon yapın, ister bir ağacın gölgesinde bulutları kovalayın…

11 Nisan 2016 Pazartesi

Kamboçya'da Yoga Tatili

Kamboçya Siem Reap'tan bildiriyorum. Şu anda saat 23:38 ve hava 28 derece! Hart Lazer ve onun hocası Ramanand Patel'in birlikte düzenledikleri bir 'yoga tatili'ndeyim. Sabaha meditasyonla başlıyoruz, ardından asana pratiği. 4 saate yayılan bu çalışmalarla ilgili paylaşabileceğim ilk gün izlenimini özetlemem gerekirse: Az çoktur (less is more). Sadece 4 asanayı hakkını vererek yaptıktan sonra girdiğim 'savasana'nın derinliklerini keşke kaydetme ve paylaşma imkanım olsa... 

Gün, dünyanın dört bir yanından yoga eğitmenleriyle tanışmak, paylaşmak, farklı dillerde aynı dili konuşmak, biraz şehri koklamak, biraz bisiklet, biraz da masaj şeklinde devam etti. Ulaşım ise hep 'tuktuk'la, bu sıcak havada rüzgarı hissetmek müthiş! Bakalım ilerleyen günler neler getirecek. 
(9 Mart 2016)

United Yoga Siem Reap


Navutu Dreams, Siem Reap

United Yoga, Siem Reap

Tuktuk


United Yoga, Siem Reap

Navutu Dreams, Siem Reap

27 Ekim 2015 Salı

Ashtanga Yoga Shala Barcelona

Stüdyo, plaja yakın bir binada yer alıyor
Değişikliklerin ortasında yoga yapmak, benim için köklenmek demek. Onun için gittiğim her yerde ya bir stüdyo buluyorum kendime, ya da matımı otel odasının ortasına serip başlıyorum uygulamaya.

2 gündür yeni bir yoga evim var Barcelona’da: Ashtanga Yoga Shala Barcelona. Sabahları çalan saatime “iyi de yatak sıcak, tatilde sayılırım, ama neden?” diye tepki versem de, artık bir alışkanlık haline getirmeye çalıştığım şekilde o kritik anlarda kendimi dinlemeyip kendimi yataktan atıyorum. Henüz hiç pişman olmadım ve keşke uyusaydım dediğim olmadı. Atalet karadelik gibi, oradan hızla uzaklaşmak gerek.

Pencereden Barcelona gökyüzünü
ve sokaklarını görmek mümkün

Burada da süreç aynı şekilde işliyor. Kendimi yataktan attıktan sonrası kolay. Hızlıca hazırlanmak ve evden çıkmak. Sabahın karanlık saatlerinde evdeki herkes uyurken (Burada geçireceğim günler için airBNB’den bir oda kiraladım), sadece evin kedisi Linda kocaman yeşil gözleriyle beni izliyor. Saatler ben buradayken geri alındı ve kış saatlerinde mysore’a uyanmak, gün aydınlanmadan uyanmak demek. 

Karanlık Barcelona sokaklarında yürüyerek stüdyoya ulaşıyorum. Sanırım dünyanın her yerinde Yoga Stüdyoları adım attığı anda “ev” hissini yaşatıyor insana. Henüz iki gündür öğrencisi olduğum bu stüdyoya hızla alıştım. Matımı serip seriye başlıyorum. Kimi zaman enerjik, kimi zaman daha yorgun hissediyorum ama ‘savasana’ya ulaştığında gerçek evimdeyim işte. Zihnim dingin, kelimelerim durgun ve tanımsız bir hafiflik içinde hayata teslim oluş... Onca çaba, efor, çalışma... Her şey bu an için aslında; bu hatırlama anı için, gerçeği kucaklamak için. 

Barcelona’dan şimdilik bu kadar...   Yarın da tesadüfen önünden geçtiğim Kundalini Yoga Stüdyosu’nun detaylarını paylaşacağım. 

Dönerek çıkılan merdivenler
sizi giriş kapısına ulaştırıyor
Stüdyo, eski bir binada yer alıyor
Ahşap kapıları, yüksek tavanıyla çok sıcak 
Stüdyoyu süsleyen yogi heykeller

Stüdyoda Guruji'nin fotoğrafı asılı


Her yerde irili ufaklı fotoğraflar var
Stüdyoda sabahın erken saatleri



Savasana için sessiz ve daha karanlık
olan arka stüdyoya geçiliyor
Shiva da stüdyoyu süsleyen
heykeller arasında

Kapı kolu

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Yiannis'le Ruha Dokunmak

Biraz önce Yiannis Andritsos’un YogaŞala Maslak şubesi’ndeki çalışmasından çıktım. Bu akış sonrası aklımda uçuşan sözlerden kimi buraya yansıyacak, bazıları ise korkarım sadece bana kalacak.

Nasıl bittiğini anlamadığım o iki saatin bir yerinde Yiannis “Sometimes mind doesn’t want anything, but we are spirits (Bazen zihin hiçbir şey yapmak istemez, ama biz ruhuz)” dedi.

Gerçekten de kimi zaman yoga yapmak ya da hareket etmek çok zor geliyor. Hatta itiraf etmem gerekir ki, Yiannis’in bugünkü çalışmasına katılmak için son ana kadar kararsız kaldım ve kendimi biraz itmem gerekti. Zihnim 2 saatlik derin bir çalışmaya katılmamak için her türlü mazereti özenle sunuyordu önüme: Yol yorgunusun, daha yeni ders verdin, Yiannis daha buralarda, başka gün gidersin, hem zaten açsın…

Neyse ki zihnimi dinlememeyi başardım.  Eminim sizin de farklı mazeretleriniz vardır ve umarım siz de onlara kulak asmaz ve Yiannis’le tanışma ve çalışma fırsatını yakalarsınız. Çünkü sadece stüdyoda yaratığı o atmosfer bile son derece ilham verici. Kendisi de öyle; acelesizlik, varlığın özünden gelen güven ve pürüzsüz neşe. Seçtiği kelimelerdeki, ses tonundaki samimiyet, yumuşaklık… Onunla tüm asanaların birer araca dönüştüğünü hissettim ve Savasana’da her zaman gittiğimden daha derin bir yerlere gittim, tarifi zor bir gevşeme ve rahatlık...

Savasana’da hareketsizce yatarken Yiannis “ruhun yogaya ihtiyacı yok, gelişmeye, öğrenmeye, başka bir şey olmaya ihtiyacı olmadığı gibi” diyordu.

İyi ki bu çalışmaya katılmışım, çünkü Yiannis akışlarıyla kaygıların olmadığı bir yere götürüyor. Stüdyodan çıktığımda hafif çiseleyen yağmurla yaşamın içinde süzülür gibi yürüyordum, bu deneyimden ağzımda kalan tadı nasıl kelimelere dökeceğimi düşünerek…

Yani diyeceğim o ki, canınız istemese de yoga yapın, çünkü ruhun hiçbir şeye ihtiyacı yok ama bizim “ruh”larımızın varlığını hatırlamaya ihtiyacımız var. Beden tutkusuyla bunu unutsak da bizler ruhu olan bedenler değil, bedeni olan ruhlarız…

Yiannis’in programıyla ilgili daha detaylı bilgi için:




25 Mart 2014 Salı

ölmeden önce ölmek

"'Yaşadığım hayatı değiştirmeye kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?' diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli" diyor MEVLANA. 

Bana göre her dersin sonunda hareketsizce kaldığımız SAVASANA pozu, bize her an yepyeni bir yaşama doğabilme ihtimalini hatırlattığı için de çok değerli...

ashtanga ile bedenin doğasına uyanmak

 
15 Kasım 2013
Bu sabah 'ashtanga led class’ın sonunda savasana’da yatarken, doğada, sessizlik içinde, durgun suyun üzerindeki bir teknede uzanmış gibi hissettim kendimi. 

Sanki martılar uçuyordu üzerimde, görmesem de gökyüzünün mavisini içimde hissettim. Zihnim öyle dingin, bedenim öyle gevşekti ki… Ken’in söylediği mantralarla bilincimin farklı katmanları dalgalandı. İşte her şey bu an için di mi? İstanbul’un orta yerinde de olsam, bedenime doğaya ait olduğunu hatırlatmak.