seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2017 Perşembe

Bisikletle tek başına yollarda


Ipsala’dan Selanik’e 2 hafta – bisikletle tek başına



Beni yogi olarak tanıyor olabilirsiniz ama aslında ben bisikletli bir yogiyim. Bisiklet son 3-4 yıldır hayatıma yayılan büyük bir tutku. Bol bol pedallıyor, bisikletli arkadaşlarımla zaman geçirmeye doyamıyor ve sık sık yolları düşlüyorum. Geçen sene, ilk kez tek başına yola çıkmaya karar verdiğimde Şubat ayı civarıydı. Kampçılık, bisiklet sürmek ve yolda yemek pişirmek gibi konularda geçmiş yıllardan gelen bazı deneyimlerim vardı ama daha önce hiç tek başına bir tura çıkmamıştım. Onun için, bu tamamıyla heyecan verici bir plandı; özellikle de iyi bildiğim şehirlerde bile kaybolma becerilerimi göz önünde bulundurursak!

Kararımı verdikten sonra, geriye rotaya karar vermek ve hazırlığa başlamak kalıyordu. Hepsini kendim taşıyacağım için ihtiyaç listem kısa olmalıydı; ama yine de iyi planlamalıydım, çünkü başımın çaresine ben bakmak zorundaydım. Bisiklet çantaları, tamir aletleri, çadır gibi tüm ihtiyaçlarımı belirledim ve birer birer üzerini çizerek ihtiyaç listesini tamamlamaya başardım. Bir yandan da düzenli antrenmanlar yapıyordum. Neredeyse her hafta sonu bisiklet üzerindeydim ve lastik patlaması veya zincir kopması gibi acil durumlar için de pratik bilgiler edinme peşindeydim. 
Bana cesaret verecek insanlara ihtiyacım vardı, o yüzden bana cesaret aşılayacak insanlarla daha fazla zaman geçirmeye özen gösterdim. Warmshowers (bisikletçiler için couchsurfing benzeri bir web sitesi) aracılığıyla tüm dünyadan bisikletçiler ağırlamaya başladım; tüm bu gezginlere soracak milyonlarca sorum vardı. Onların deneyiminin özüne ulaşmak istiyordum. Bu süreç benim son derece anlamlıydı ve çok şey öğrendim. Bu gezginlerin bana sağladıkları en büyük yardım ise beni cesaretlendirmeleriydi. Hepsi aynı şeyi söylüyordu “tabii ki yapabilirsin!”; hiçbir zaman korkularımdan kaynaklanan karanlık düşüncelerle kalmama izin vermediler. Aynı zamanda Facebook’ta “Bicycle traveling women (Bisikletli gezgin kadınlar)” grubuna katıldım ve oradan hikayelerini paylaşan, tek başına seyahat eden cesur gezgin kadınların hikayelerine kulak verdim. 

25 Haziran 2016: Türkiye sınırına yakın bir yere ulaşmak için bisikletimle İpsala’ya giden şehirlerarası bir otobüse bindim ve Yunanistan'a doğru pedal çevirmeye başladım. İlk defa bisikletle ülke sınırlarının dışına çıkıyordum ve bu, ilk andan itibaren muhteşem bir deneyimdi. Günde 40-60 km sürüş yapıyor, köylerden, şehirlerden geçiyor, bir ağacın gölgesinde ya da soğuk bir frappe eşliğinde soluklanıyordum. Her şey bana inanılmaz keyifveriyordu, çünkü hepsini hak ettiğimi hissediyordum. Karşıma çıkan bazı insanlar  beni alkışladı, kimi hiç umursamadı, kimi ise tam bir çılgın olduğumu söyledi. Ama durum şu ki, hayallerinin peşine düştüğün vakit, diğerlerinin ne düşündüğü seni hiç ilgilendirmiyor. Benim için oldukça öğretici bir süreçti. Her yolda, her şekilde yolumu bulabileceğimi anladım ve tur süresince kendimle çok iyi zaman geçirdim. 


İpsala’dan Selanik’e yaklaşık 500 km yol aldım, her gün farklı bir noktada çadır attım. Dünyam genişledi. Yıldızların altında uyudum, muhteşem insanlarla tanıştım, çok kitap okudum, dünyanın ne güzel bir yer olduğunu ve olasılıkların sınırsızlığını hatırladım. Bilinçli olarak telefonumu kapattım. Böylece doğada geçirecek daha çok zamanım vardı ve daha da önemlisi bu şekilde anı yaşamak mümkündü. Bu şartlarda wi-fi bağlantısı bulmak beni sevdiklerimle buluşturan bir armağana dönüşüyordu. Görüp görebileceğim en duru sularda yüzdüm, hayatımın en lezzetli deniz ürünlerini yedim. Taşöz adasına geçmemi engelleyen pasaportumu birkaç günlüğüne kaybetme deneyimim dışında her şey çok kolay ve tatlı ilerledi. 

En sık karşılaştığım soru sıkılıp sıkılmadığımdı. Öncelikle, sıkılacak zaman yoktu. Bu kadar basit bir yaşam modelinde, hayatta kalmak için sürekli bir şeyler yapıyor olmak zorundasın: çadır kurmalı, yemek yapmalı, çamaşır yıkamalı (yanımda sadece iki şort ve tişörtüm vardı) veya bir sonraki günün rotasını planlamalısın. Tadını çıkaracak boş zamanım olduğunda ise bu öyle kıymetliydi ki. Dalgaları izlerken müzik dinlemek ya da yerel biriyle sohbet ederken frappe’mi yudumlamak gibi anlar, turumun unutulmazları. Günlük rutinin aksine basit deneyimlerin tadı bana kendime dair çok şey hatırlattı! Hareketli bir meditasyon gibi geçen iki haftanın sonunda, kendimle o kadar başbaşa kaldıktan sonra, şimdi kendimle daha iyi arkadaş olduğumu hissediyorum.

Yolculuğumun çok daha detaylı versiyonuna biletsizyolculuklar adlı blogumdan ulaşabilirsiniz


Instagram hesabımda biraz geriye giderek o günlerin izlerini sürebilirsiniz: 

#hayalpeşinde #ilkbisikletturum #bisikletleyunanistan #dedeağaçtanselanike #bisikletlikadın #fightforyourdreams #500km #myfirstsolotour #greeceonbike #FromAlexandroupolisToThessaloniki






1 Şubat 2017 Çarşamba

İtalya'da Yoga

İtalya'da da yogasız kalmadık çok şükür! İşim için geldiğim Torino'da meslektaşlarımdan biri yoga stüdyosu bulmuş, beni de davet etti, toplantı çıkışı dünyanın farklı noktalarından gelen 4 yogini düştük yollara, Torino'nun nefes aldıran geniş meydanlarından geçerek Yoga Sutra Stüdio'ya ulaştık. Şehrin merkezinde, eski bir binada, dev kapılardan geçerek ulaşılan küçücük bir yer. Led Ashtanga dersi olduğu için 'espiro-respiro'larla akışı takip edebildik. Çıkınca içimde bir rahatlık, bedenimde ve ruhumda her zamanki tanıdık derin gevşeme. İyi ki varsın yoga!









11 Nisan 2016 Pazartesi

Kamboçya'da Yoga Tatili

Kamboçya Siem Reap'tan bildiriyorum. Şu anda saat 23:38 ve hava 28 derece! Hart Lazer ve onun hocası Ramanand Patel'in birlikte düzenledikleri bir 'yoga tatili'ndeyim. Sabaha meditasyonla başlıyoruz, ardından asana pratiği. 4 saate yayılan bu çalışmalarla ilgili paylaşabileceğim ilk gün izlenimini özetlemem gerekirse: Az çoktur (less is more). Sadece 4 asanayı hakkını vererek yaptıktan sonra girdiğim 'savasana'nın derinliklerini keşke kaydetme ve paylaşma imkanım olsa... 

Gün, dünyanın dört bir yanından yoga eğitmenleriyle tanışmak, paylaşmak, farklı dillerde aynı dili konuşmak, biraz şehri koklamak, biraz bisiklet, biraz da masaj şeklinde devam etti. Ulaşım ise hep 'tuktuk'la, bu sıcak havada rüzgarı hissetmek müthiş! Bakalım ilerleyen günler neler getirecek. 
(9 Mart 2016)

United Yoga Siem Reap


Navutu Dreams, Siem Reap

United Yoga, Siem Reap

Tuktuk


United Yoga, Siem Reap

Navutu Dreams, Siem Reap

27 Ekim 2015 Salı

Ashtanga Yoga Shala Barcelona

Stüdyo, plaja yakın bir binada yer alıyor
Değişikliklerin ortasında yoga yapmak, benim için köklenmek demek. Onun için gittiğim her yerde ya bir stüdyo buluyorum kendime, ya da matımı otel odasının ortasına serip başlıyorum uygulamaya.

2 gündür yeni bir yoga evim var Barcelona’da: Ashtanga Yoga Shala Barcelona. Sabahları çalan saatime “iyi de yatak sıcak, tatilde sayılırım, ama neden?” diye tepki versem de, artık bir alışkanlık haline getirmeye çalıştığım şekilde o kritik anlarda kendimi dinlemeyip kendimi yataktan atıyorum. Henüz hiç pişman olmadım ve keşke uyusaydım dediğim olmadı. Atalet karadelik gibi, oradan hızla uzaklaşmak gerek.

Pencereden Barcelona gökyüzünü
ve sokaklarını görmek mümkün

Burada da süreç aynı şekilde işliyor. Kendimi yataktan attıktan sonrası kolay. Hızlıca hazırlanmak ve evden çıkmak. Sabahın karanlık saatlerinde evdeki herkes uyurken (Burada geçireceğim günler için airBNB’den bir oda kiraladım), sadece evin kedisi Linda kocaman yeşil gözleriyle beni izliyor. Saatler ben buradayken geri alındı ve kış saatlerinde mysore’a uyanmak, gün aydınlanmadan uyanmak demek. 

Karanlık Barcelona sokaklarında yürüyerek stüdyoya ulaşıyorum. Sanırım dünyanın her yerinde Yoga Stüdyoları adım attığı anda “ev” hissini yaşatıyor insana. Henüz iki gündür öğrencisi olduğum bu stüdyoya hızla alıştım. Matımı serip seriye başlıyorum. Kimi zaman enerjik, kimi zaman daha yorgun hissediyorum ama ‘savasana’ya ulaştığında gerçek evimdeyim işte. Zihnim dingin, kelimelerim durgun ve tanımsız bir hafiflik içinde hayata teslim oluş... Onca çaba, efor, çalışma... Her şey bu an için aslında; bu hatırlama anı için, gerçeği kucaklamak için. 

Barcelona’dan şimdilik bu kadar...   Yarın da tesadüfen önünden geçtiğim Kundalini Yoga Stüdyosu’nun detaylarını paylaşacağım. 

Dönerek çıkılan merdivenler
sizi giriş kapısına ulaştırıyor
Stüdyo, eski bir binada yer alıyor
Ahşap kapıları, yüksek tavanıyla çok sıcak 
Stüdyoyu süsleyen yogi heykeller

Stüdyoda Guruji'nin fotoğrafı asılı


Her yerde irili ufaklı fotoğraflar var
Stüdyoda sabahın erken saatleri



Savasana için sessiz ve daha karanlık
olan arka stüdyoya geçiliyor
Shiva da stüdyoyu süsleyen
heykeller arasında

Kapı kolu