bisiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bisiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2017 Pazar

Fethiye bisiklet festivali

Fethiye, Nisan 2017
Fethiye bisiklet festivalinden selamlar. Bu rüzgarlı akşamüstü sizinle paylaşmak istediğim şey, katılımcılardan birinin tişörtünde yazıyordu: BORN TO BE REAL, NOT PERFECT / Mükemmel olmak için değil, gerçek olmak için doğdu #vrksasana #bisiklet #yoga

23 Mart 2017 Perşembe

Bisikletle tek başına yollarda


Ipsala’dan Selanik’e 2 hafta – bisikletle tek başına



Beni yogi olarak tanıyor olabilirsiniz ama aslında ben bisikletli bir yogiyim. Bisiklet son 3-4 yıldır hayatıma yayılan büyük bir tutku. Bol bol pedallıyor, bisikletli arkadaşlarımla zaman geçirmeye doyamıyor ve sık sık yolları düşlüyorum. Geçen sene, ilk kez tek başına yola çıkmaya karar verdiğimde Şubat ayı civarıydı. Kampçılık, bisiklet sürmek ve yolda yemek pişirmek gibi konularda geçmiş yıllardan gelen bazı deneyimlerim vardı ama daha önce hiç tek başına bir tura çıkmamıştım. Onun için, bu tamamıyla heyecan verici bir plandı; özellikle de iyi bildiğim şehirlerde bile kaybolma becerilerimi göz önünde bulundurursak!

Kararımı verdikten sonra, geriye rotaya karar vermek ve hazırlığa başlamak kalıyordu. Hepsini kendim taşıyacağım için ihtiyaç listem kısa olmalıydı; ama yine de iyi planlamalıydım, çünkü başımın çaresine ben bakmak zorundaydım. Bisiklet çantaları, tamir aletleri, çadır gibi tüm ihtiyaçlarımı belirledim ve birer birer üzerini çizerek ihtiyaç listesini tamamlamaya başardım. Bir yandan da düzenli antrenmanlar yapıyordum. Neredeyse her hafta sonu bisiklet üzerindeydim ve lastik patlaması veya zincir kopması gibi acil durumlar için de pratik bilgiler edinme peşindeydim. 
Bana cesaret verecek insanlara ihtiyacım vardı, o yüzden bana cesaret aşılayacak insanlarla daha fazla zaman geçirmeye özen gösterdim. Warmshowers (bisikletçiler için couchsurfing benzeri bir web sitesi) aracılığıyla tüm dünyadan bisikletçiler ağırlamaya başladım; tüm bu gezginlere soracak milyonlarca sorum vardı. Onların deneyiminin özüne ulaşmak istiyordum. Bu süreç benim son derece anlamlıydı ve çok şey öğrendim. Bu gezginlerin bana sağladıkları en büyük yardım ise beni cesaretlendirmeleriydi. Hepsi aynı şeyi söylüyordu “tabii ki yapabilirsin!”; hiçbir zaman korkularımdan kaynaklanan karanlık düşüncelerle kalmama izin vermediler. Aynı zamanda Facebook’ta “Bicycle traveling women (Bisikletli gezgin kadınlar)” grubuna katıldım ve oradan hikayelerini paylaşan, tek başına seyahat eden cesur gezgin kadınların hikayelerine kulak verdim. 

25 Haziran 2016: Türkiye sınırına yakın bir yere ulaşmak için bisikletimle İpsala’ya giden şehirlerarası bir otobüse bindim ve Yunanistan'a doğru pedal çevirmeye başladım. İlk defa bisikletle ülke sınırlarının dışına çıkıyordum ve bu, ilk andan itibaren muhteşem bir deneyimdi. Günde 40-60 km sürüş yapıyor, köylerden, şehirlerden geçiyor, bir ağacın gölgesinde ya da soğuk bir frappe eşliğinde soluklanıyordum. Her şey bana inanılmaz keyifveriyordu, çünkü hepsini hak ettiğimi hissediyordum. Karşıma çıkan bazı insanlar  beni alkışladı, kimi hiç umursamadı, kimi ise tam bir çılgın olduğumu söyledi. Ama durum şu ki, hayallerinin peşine düştüğün vakit, diğerlerinin ne düşündüğü seni hiç ilgilendirmiyor. Benim için oldukça öğretici bir süreçti. Her yolda, her şekilde yolumu bulabileceğimi anladım ve tur süresince kendimle çok iyi zaman geçirdim. 


İpsala’dan Selanik’e yaklaşık 500 km yol aldım, her gün farklı bir noktada çadır attım. Dünyam genişledi. Yıldızların altında uyudum, muhteşem insanlarla tanıştım, çok kitap okudum, dünyanın ne güzel bir yer olduğunu ve olasılıkların sınırsızlığını hatırladım. Bilinçli olarak telefonumu kapattım. Böylece doğada geçirecek daha çok zamanım vardı ve daha da önemlisi bu şekilde anı yaşamak mümkündü. Bu şartlarda wi-fi bağlantısı bulmak beni sevdiklerimle buluşturan bir armağana dönüşüyordu. Görüp görebileceğim en duru sularda yüzdüm, hayatımın en lezzetli deniz ürünlerini yedim. Taşöz adasına geçmemi engelleyen pasaportumu birkaç günlüğüne kaybetme deneyimim dışında her şey çok kolay ve tatlı ilerledi. 

En sık karşılaştığım soru sıkılıp sıkılmadığımdı. Öncelikle, sıkılacak zaman yoktu. Bu kadar basit bir yaşam modelinde, hayatta kalmak için sürekli bir şeyler yapıyor olmak zorundasın: çadır kurmalı, yemek yapmalı, çamaşır yıkamalı (yanımda sadece iki şort ve tişörtüm vardı) veya bir sonraki günün rotasını planlamalısın. Tadını çıkaracak boş zamanım olduğunda ise bu öyle kıymetliydi ki. Dalgaları izlerken müzik dinlemek ya da yerel biriyle sohbet ederken frappe’mi yudumlamak gibi anlar, turumun unutulmazları. Günlük rutinin aksine basit deneyimlerin tadı bana kendime dair çok şey hatırlattı! Hareketli bir meditasyon gibi geçen iki haftanın sonunda, kendimle o kadar başbaşa kaldıktan sonra, şimdi kendimle daha iyi arkadaş olduğumu hissediyorum.

Yolculuğumun çok daha detaylı versiyonuna biletsizyolculuklar adlı blogumdan ulaşabilirsiniz


Instagram hesabımda biraz geriye giderek o günlerin izlerini sürebilirsiniz: 

#hayalpeşinde #ilkbisikletturum #bisikletleyunanistan #dedeağaçtanselanike #bisikletlikadın #fightforyourdreams #500km #myfirstsolotour #greeceonbike #FromAlexandroupolisToThessaloniki






16 Kasım 2016 Çarşamba

BİSİKLET NEFESİ


No 39 her hafta BİSİKLET NEFESİ başlığı altında Yin, Hatha, Vinyasa yoga dersleri düzenliyor. Bu haftaki konuk eğitmenleri de ben olacağım. Haftanın sonuna doğru yaklaşırken, herkese açık, başlangıç seviyesinde bir hatha yoga dersi yapacağız. 

Etkinlik sayfasında paylaştığım şekliyle sizlere davet mektubum şöyle:

"Yoga benim için bir izin verme süreci. Bedenimi, gerçeğimi, özümü hissetmek için yürüdüğüm bir yol. Bisiklet ise benzer bir tutku, benzer bir yolculuk. Turlarda, bilmediğim insanların bilmediğim topraklarında yol alırken, şehrin üzerime dikte ettiği düşünme hallerinden soyunduğum için, yollarda da benzer bir hassasiyet içinde oluyorum. Yargılara yer olmayan yollarda da olmam beklenen, olmaya çalıştığım kişiye değil de gerçek var oluşuma daha yakınım. Tıpkı matın üzerinde olduğum gibi. Onun için yoga ve bisiklet yan yana duruyor kalbimde. Her iki yolda da hassas olmaktan korkmadan ilerliyorum. İzin veriyorum hayatın bana dokunmasına. 

Onun için sevgili bisikletliler, size teklifim şöyle: Bisiklet sürüyorsanız, gelin bir de bu yoldan yürüyelim bugün. Fotoğraf aldatmasın sizi. Ne ters duruş yapacağız, ne de risk alacağız.
Zamanı unutarak, başlangıç seviyesinde bir yoga dersi yapacağız. 1 saat süren bu akışta, nefes çalışmasıyla beden farkındalığı ve asanalarla (yoga pozları) dikkati yeniden bedene getirerek yavaşlamayı hatırlayacağız; bedenin bilgeliğine alan açıp ondan öğrenmeye izin vererek…

Rahat hareket edebileceğiniz kıyafetler olsun üzerinizde ve yalınayak olmaktan korkmayın yeter…. "


http://yogasala.com/istanbul/tr/ozgun-tanglay 
https://www.facebook.com/ozguntanglay/

9 Ağustos 2016 Salı

Selanik'te Yoga

İki hafta süren bisikletli yolculuğum Selanik'te son buldu. Yolda fırsat buldukça yoga yapsam da stüdyo ortamını ve şöyle uzun bir ders yapmayı özledim. Selanik'te bulduğum birçok yoga stüdyosu yaz döneminde ya da cumadan başlayarak haftasonları kapalı. Sonunda bu sabah programında ders olan 'eyzein yoga center'ı buldum. Bisikletimle, kaldığım hostele 6-8 km uzaklıktaki bu yere geldim. Bisikletimi Ege denizine nazır park ettim; sessiz ve sakin bir köşe keşfetmiş olmanın hafifliğiyle... Saat 10'da başlayan 'hatha yoga' dersi yunanca olduğu için bazen bir bilinmezliğin içinde kaybolmuş olsam da, güzel bir deneyimdi.

Merak edenlere detaylar: Eyzein yoga'nın 2 şubesi var. Şu an benim geldiğim, merkeze yakın konumda olan şube. Adresi: Sofuli 72b. Str./Selanik. Tek girişlik ders ücreti ise 10 euro; yani Türkiye fiyatlarına yakın...
Bisikletle Selanik
Eyzein Yoga Center, Selanik

Eyzein Yoga Center, Selanik


Eyzein Yoga Center, bir liman kentine yaraşır
şekilde deniz kıyısında bis stüdyo


Eyzein Yoga Center, Selanik


Eyzein Yoga Center


Eyzein Yoga Center deniz kenarında


Eyzein Yoga Center Resepsiyon

18 Nisan 2016 Pazartesi

Kadıköy Bisiklet Festivali’nde Yoga


Bu hafta Kadıköy Bisiklet Festivali’nde “yolda yoga” adlı bir atölye çalışması gerçekleştiriyor olacağım. 22 Nisan Cuma, 17:30:18:30 arası Kadıköy Akademi'de. Uygunsanız beklerim...
Neden bisiklet ve yoga derseniz… Bisiklet özellikle arka bacak kaslarını kısaltıyor ve bu zamanla bel ağrısına yol açabiliyor. Yoganın ise bu konuda önerebileceği bazı çözümler var. Yapacağımız kısa uygulama, daha önce hiç yoga deneyimi olmayan katılımcılara özel, başlangıç seviyesinde bir ders olacak. Hadi gelin!

-----
22 Nisan 2016 Cuma, 17:30:18:30
Özgün Tanglay(Yolda Yoga)

Bugün yapacağımız kısa uygulama, yogayla tanışmak isteyip de erteleyen, merak eden ama mata çıkmaya cesaret edemeyen ve “ama ben esnek değilim ki” diyen tüm bisikletçiler için gelsin! 


Nefesle kasları açıp uzattığımız ve daha sonra sürüşlerinizin sonuna ekleyebileceğiniz kısa bir seri çalışacağız. Bu çalışma her seviyeye uygun olacak, özel bir kıyafet gerektirmeyecek ve sandalye ya da duvardan destek alarak çalışacağız; yani esnek değilseniz bunu dert etmenize gerek yok. Nefes alabiliyorsanız yoga yapabilirsiniz. Bir hedeften söz edeceksek, nefesi biraz daha özgürleştirmek diyelim...
----

Kadıköy Bisiklet Festivali Facebook Sayfası
Programın ayrıntıları
Yolda Yoga 


Yolda Yoga Uygulamaları
Bisiklet ve Yoga

1 Eylül 2015 Salı

Esas Zenginlik

Kuzey Ege, Mayıs 2015
 “Esas zenginliği ne kadar çok deneyimlersek, pençemizi o kadar gevşetebiliriz. Bu esas zenginliğe her an ulaşılabilir. Bunun anahtarı kendini bırakmaktır: gökyüzündeki bir buluta kendini bırakmak, gri kanatlı ufacık bir kuşa kendini bırakmak, çalan telefonun sesine kendini bırakmaktır. Oldukları haliyle şeylerin içindeki yalınlığı görebiliriz.” PEMA CHÖDRÖN, Her Şey Darmadağın Olduğunda, ss. 102

Bu yaz okuduğum kitaplardan biri de PEMA CHÖDRÖN’ün “Her Şey Darmadağın Olduğunda” adlı kitabıydı. Hayatın çıkmazlarında, zor zamanlarında yaşanan deneyimlerin nasıl gerçek bir dönüşümün tetikleyicisi olabileceğini anlatıyor. Fark edersek, kabul edersek, izin verirsek…   

(Fotoğraf, Mayıs 2015'te çıktığımız Kuzey Ege bisiklet turumuzdan)

5 Haziran 2015 Cuma

Dünya Çevre Günü

5 Haziran Dünya Çevre Gününüz Kutlu Olsun!

Yogayla uğraşan bireyler olarak, daha yeşil bir dünyaya katkıda bulunmak bizim sorumluluğumuzdur. Çünkü biz biliriz ki, dünya sadece insanların değil, tüm hayvanların, tüm bitkilerin, yaşayan tüm canlıların evidir. 

Tüm tercihlerimizi bizi besleyen yeryüzüne, gezegenimize saygı duyarak yapabiliriz. Mesela gereksiz tüketimden kaçınarak, atıkları geri dönüşüme kazandırarak, hayatın temeli olan suyu tasarruflu kullanarak ve ulaşımda bisikleti seçerek doğal kaynakların korunmasına katkıda bulunabiliriz.  

Her şey daha yeşil bir dünya için! 

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Türkiye'nin Kuzeyinden

Sivrice Sahili'nden Bektaş Köyü'ne doğru çıkarken...
Bisiklet üzerinde geçen üç gün ıhlamur ağaçlarının, hanımeli çiçeklerinin kokusunu; kuş seslerini, ilkbaharın sarısını, yeşilini, hercaisini armağan etti. 

Ege'nin kuzey ucunda, şehrin hızından, gürültüsünden, telefondan uzak bu zaman dilimi; sadece nerede uyusak, ne pişirsek kaygılarıyla hayatın en sade haline geri dönüş haliydi. 

Sivrice Sahili'nden çıkmak da iniş kadar müthiş bir deneyimdi



Bu akşamki 18.30 seansında bizi yola çıkaran da -varsa- bir sonuca taşıyan da bu olacak işte. Bu sadeliği hatırlamak ve onun bize hatırlatacaklarına alan açmak...

16 Aralık 2014 Salı

bisiklet ve yoga

İki büyük aşkım bir arada: bisiklet ve yoga! 


Birkaç hafta önce tanıştığım Pınar Pinzuti'nin Bisiklet Gezgini'ndeki konuşması, bana yollara düşmek konusunda büyük bir ilham kaynağı olmuştu. Bugün BisikletYoga'yı anlatan bir yazı paylaşmış o güzel kalemiyle... Paylaşmadan edemedim. 

Yoga eğitmenliğinin ilk adımını attığını haber veriyor. Yolu açık olsun, özgürlük tutkusu ve samimiyetiyle nice ruhlara ışık tutacağına eminim... 


Yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz

22 Temmuz 2014 Salı

yolda olmak


Myndos-Knidos-Kaunos... İki teker üzerinde sadece mekanlar değil aynı zamanda dönemler arası bir tura çıktık bu yaz. Bisiklet üzerinde olmak, tıpkı yoga yapmak gibi yavaşlama, bakma, görme ve daha fazla farkında olma imkanı tanıyor insana. Bu yolculuğun bana öğrettikleri kelimelere dökebileceklerimin ötesinde; belki gülüşüe, belki bir anlık bakışıma, belki sesimin tonuna yansıyacak bu değişim, belki de bu izler sadece bana kalacak.


Yolda olmak, içimdeki dağlara tırmanmak, 
kendi rüzgarımı fark etmek gibi...
Yolda olmak en temel bilgileri hatırlatıyor insana; mesela suyun ne kadar değerli olduğunu ya da aslında ne kadar azla yetinebildiğimizi... Bisiklet üzerinde taşıdığımız sadece bedenlerimiz değil aynı zamanda tüm kıyafetlerimiz, mutfağımız ve evimiz olduğundan, fazladan yapılan her alışveriş, gereksiz taşınan her eşya; yani geleceğe dönük her türlü kaygı kendi taşıdığım bir yüke dönüşünce, az tüketmenin önemini deneyimle görmüş ve hatırlamış oldum bir kez daha. 


O gece nerede uyuyacağımızı bilmeden; havaya, yolun durumuna, ruh halimize göre ilerledik. Kontrol etme çabasını bırakıp yola teslim olduk. Kimi zaman bir köy evinde konakladık, kimi zaman yıldızların altında, kimi zaman da nar ağaçlarının gölgesinde uykuya teslim ettik pedal çevirmekten bitkin düşen bedenlerimizi.

Kaunos-Dalyan
Doğanın cömertçe sunduklarını yedik, dalından kıpkırmızı karadutlar topladık, akan soğuk sular görünce soluklandık, farklı anlarda bizi selamlayan sincaplar, kaplumbağalar, yengeçler, cırcır böcekleri, çam kokuları eşlik etti akışımıza.  

Tabii insanın doğaya verdiği zarara da tanık olduk. Mesela asfaltta hunharca ezilmiş yılanlar, kanı yola akan bir kirpi, gidip gelen tekerleklerle paspasa dönüşmüş bir kedi ve yolda can vermiş, yavru bir yaban domuzu.

Yolculuğun varış noktası Dalyan oldu. İztuzu plajına varınca ilk olarak deniz kaplumbağaları rehabilitasyon merkezine uğradık. Orada insanın doğaya verdiği yaraları el yordamıyla iyileştirmeye çabalayan insanları görmek, belki de tüm yolculuğun en tüyler ürpertici deneyimiydi benim için.  Havuzlar içinde tedavi gören
İztuzu plajı'nda çalışan DEKAMER gönüllüleri, deniz kaplumbağası 
yumurtalarını kafesle korumaya alıyor
dev deniz kaplumbağaları ve onlara büyük bir özveriyle bakan gönüllüler tanıdım. Sadece otla beslenen bir tür olan yaralı deniz kaplumbağasına denizden ot toplamak için paletlerini alarak dalmaya giden bir gönüllü gördüm mesela, ya da sahil boşalırken ellerinde metal kafeslerle caretta caretta’ların yumurtalarını tilkilerden korumak için yol alan bir başka gönüllü grubuna şahit oldum. Yaklaşık 45 kiloluk bir kaplumbağayı kucağında taşıyan bir başka gönüllünün hikayesini dinledim. Misinalarla kolu kopan, kafasından darbe alan, balıkçı oltaları yutan, zarar gören bu güzel canlılar, bana bir kez daha doğaya karşı sorumluluğumuzu hatırlattı ve bunu paylaşma sorumluluğunu hissettirdi. Biz küçüğüz, ağaçlar büyük ve onlardan öğrenecek çok şey var...



Dekamer'de tedavi gören bir deniz kaplumbağası
Lütfen ürünlerin doğada yok oluş sürelerine göz atın ve aldığınız her nefes kadar attığınız her çöpün de bilincinde olarak yaşayın. Az tüketin, çok üretin!

İyi haftalar










Bu arada DEKAMER'de gönüllü olmak isterseniz: http://caretta.pau.edu.tr/

25 Mart 2014 Salı

biziklet ve yoga

Anlamak için sadece dinlemek gerekiyor. Yoga yapmak, bedeni dinlemenin yollarından biri, bisiklet de yaşamı anlamanın bir yolu belki. Gizem Altın'ın konuşması yaşamı dönüştürme cesareti ve daha doğayla dost bir yaşam konusunda ilham verici:

http://www.youtube.com/watch?v=XZqzOygQ1v8&noredirect=1

bisiklet ve denge


"Hayat bisiklet gibidir, dengeyi kaybetmemek için ilerlemek gerekir." A. EINSTEIN