doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2016 Salı

Kadınlar ve Ashtanga Yoga


fotoğraf: planetashtangayoga.com

fotoğraf: planetashtangayoga.com
Ashtanga Yoga Gurusu Sri K Pattabhi Jois’in kızı Saraswathi Rangaswamy ile yapılan bir röportajı okudum. Sharat, Pattabhi Jois´in stüdyosunda haftanın 6 günü ders veriyor. Bu uzun metnin tümünü çeviremedim ama kadınlarla ilgili birkaç cümleyi paylaşmak istedim, çünkü sanırım kimi zaman doğurgan doğamızı, hormonlarımızı ve bedenimizin ihtiyaçlarını unutarak bedenlerimizi gereğinden fazla zorlayabiliyoruz. 

Sharat, kadın ve erkeklerin fiziksel olarak farklı olduğunu hatırlatıyor. “Kadınlar her ay menstrüasyon oluyor ve hamile olma ve doğum yapma becerisine sahip. Kadınlara uygun olmayan bazı asanalar var ama bunlar sayıca çok değil. Düzenli bir pratiğe sahip olmak önemli ama dinlenmeyi de ihmal etmemek gerek. Kadınlar tüm gününü çalışarak geçirdikten sonra evi ve ailesiyle ilgilenmek durumunda olabiliyor. Erkekler çoğunlukla işlerine odaklanarak dinlenebiliyor. Bence çok çalışan ve sonra gelip ev ve ailesiyle ilgilenen kadınların Primary (Birinci) Seriyi yapması yeterli. Uzunca bir süre düzenli pratikten sonra, Intermediate (Orta) da yapabilirler. Bazı kadınlar Advanced (İleri) seviyelere de geçebiliyor ama bunun gerekli olduğunu düşünmüuyorum. Birinci Seri (Primary Series) kendimizi topraklanmış ve güçlü hissetmemizi sağlıyor” diyor. 

Menstrüasyon döneminde yoga yapmak konusundaki düşünceleri ise şöyle: “Ağrı ya da fazla kanamaya bağlı olarak bazı kadınlar için bu günlerde uygulama yapmak çok zor. Çoğu kadın çok çalışıyor ve aslında dinlenmeye ve bu üç günü sakin geçirmeye ihtiyaç duyuyor. Bu çok önemli! Kanamanın en fazla olduğu ilk üç gün güçlü bir asana pratiği yapmak vücut için pek de iyi değil. Salamba Sarvangasana ya da Sirsasana yapmamalılar. Burada, Hindistan’da Brahman geleneğine göre kadınlar bu üç gün boyunca dinlenir, yemek yapmaz, hatta mutfağa adım bile atmaz. Diğer kadınlar onun için pişirir, o sadece yemek yer ve bol bol uyur.”

Hayatınızda size yemek yapacak biri ya da 3 gün uzun uzun dinlenecek vaktiniz var mı bilmiyorum ama sadece bu olasılığı anımsayarak menstrüasyon döneminde kendinize biraz daha şefkatli davranabilirsiniz. Hatta aslında kendinize her gün şefkatli davranabilirsiniz!

Röportajın tamamı için: http://www.planetashtangayoga.com/Saraswati_Interview.html

28 Eylül 2015 Pazartesi

Natarajasana'ya Doğru

Doğum-yaşam-ölüm döngüsünün kozmik çarkı SAMSARA'nın merkezinde dans eden SHIVA NATARAJA bize de tüm değişimlerin ortasında, kendi merkezimizde denge içinde kalıp, açık bir kalple neşe saçmayı öğretebilir mi? Korkusuzca ve özgürce…

Evet, bugün geriye eğilmeler yapıyoruz! 17.20'de Vinyasa 1-2 için YogaŞala Nişantaşı Stüdyosu'nda buluşmak üzere 

21 Nisan 2015 Salı

gerçeğe bakma anı

Richard Freeman, the mirror of yoga kitabında sıklıkla ölüm kavramından söz ediyor. "Bu çoğu insanı, yoga geleneğinin son derece kötümser ya da depresif olduğu sonucuna götürebilir; çünkü öğretilerde sıklıkla hepimizin doğum, yaşlılık, hastalık ve ölüme tabi olduğundan bahsedilir" diyor. Hatta en organik besinlerle beslensek, çok düzenli yoga yapsak da hepimizin öleceğini ve muhteşem başarılarımızı yıllar sonra hiçkimsenin hatırlamayacağını hatırlatıyor. Geçiciliğin doğasını anlamaya bir davet bu aslında. Anlamak ve anladıkça özgürleşmek. 

Şimdi bu güzel bahar günü, bu ölüm konusu da nerden çıktı diyeceksiniz… Bildiğiniz gibi Hart Lazer dilimden düşürmediğim, çok değerli bir hocam. Son ziyaretinde bize önerdiği bir meditasyonu son günlerde uygulamaya başladım. Meditasyon, şu cümleleri zihinde çevirerek etkilerini hissetmek üzerine: "Her şey değişir, hiçbir şey aynı kalmaz. Ölümümün ne zaman olacağı belirsiz ama öleceğim kesindir. Bu akşam eve dönemeyebilirim (everything changes, nothing stays the same. the time of my death is uncertain, but my death is certain. I might not go home tonight.)" Bu meditasyonun yaşattığı deneyim bırakın bana kalsın, zaten daha yolun başındayım. Ama dün BBC'de "Butan’daki mutluluğun sırrı ölümü düşünmek" haberini okuyunca, bu değerli isimler pek de boşa konuşmuyorlar diye düşündüm ve oturdum klavyenin başına. 

Meditasyon, kendini kandırma değil, gerçeğe bakma anı olmalı. Çünkü gerçeği görmek, anlamak kabul etmek, en büyük şifa… 

BBC Dergi'deki yazıyı okumak isterseniz tıklayın