16 Aralık 2014 Salı

bisiklet ve yoga

İki büyük aşkım bir arada: bisiklet ve yoga! 


Birkaç hafta önce tanıştığım Pınar Pinzuti'nin Bisiklet Gezgini'ndeki konuşması, bana yollara düşmek konusunda büyük bir ilham kaynağı olmuştu. Bugün BisikletYoga'yı anlatan bir yazı paylaşmış o güzel kalemiyle... Paylaşmadan edemedim. 

Yoga eğitmenliğinin ilk adımını attığını haber veriyor. Yolu açık olsun, özgürlük tutkusu ve samimiyetiyle nice ruhlara ışık tutacağına eminim... 


Yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz

10 Aralık 2014 Çarşamba

Engellerimiz aslında bizim öğretmenlerimiz mi?


'GİTTİĞİN YOLDA ENGELLER YOKSA, BİL Kİ YANLIŞ YOLDASIN!' 

Doğa Okulu, Aralık 2014, Seferihisar, Eski Orhalı Köyü

Geçtiğimiz hafta sonunu Doğa Okulu'nda geçirdim. Oradaki köye yerleşen doğa tutkunlarının, doğanın kendisiyle ve tüm diğer insanlarla kurduğu mütevazi ilişkilerden çok etkilendim. Sadece yazılı değil, sözlü kültürü de korumanın peşindeler. Sohbet sırasında Güven Eken, köyün çobanı ile yürürken çobanın ağzından dökülen bir cümleyi aktardı “Gittiğin yolda engeller yoksa, bil ki yanlış yoldasın.” 

Doğa Okulu - Seferihisar, Eski Orhalı Köyü, Aralık 2014

Bu bana Patanjali’nin 8 basamaklı yoga yolundaki üçüncü niyama olan TAPAS’I hatırlatıyor; yani önümüze çıkan zorlukları büyümek için potansiyel bir alan olarak görmek. Yogiler hayattaki zorluklar sayesinde çeşitli bağımlılıklarımızdan (bu olumsuz bir düşünce kalıbı da olabilir) kurtulabileceğimizi, çünkü o deneyimi acı verici kılan şeyin aslında bizim yaklaşımımız ya da algımız olduğunu söylüyor. Çünkü aslında bize acı veren ya da hayatımızda "zorluk" olarak nitelendirdiğimiz şeyler, durumun kendisinden değil, kendi ezber düşünce modellerimizle yönelttiğimiz bakış açımızdan kaynaklanıyor. Bunu anlamaya başladığımızda, daha doğrusu fark etmeye başladığımızda bu anlar bizi büyümeye ve olgunlaştırmaya taşıyan deneyimlere dönüşüyor... Tabii ki izin verebilirsek. 

Her asana, bunu deneyimlemek için müthiş bir alan açıyor bizlere. Bugün ‘asana’ların arasında nefesimizle akarken bunu araştırıyor olacağız. Karşıma çıkan zorluklarla büyüyebilir miyim? Akşama görüşmek üzere!
Zeytinyağı Yamaklık Okulu II, 5-7 Aralık 2014



Zeytinyağı Yamaklık Okulu II, 5-7 Aralık 2014

Doğa Okulu, işte o yukarıda görünen beyaz bina. Bir zamanlar Eski Orhanlı Köyü'nün ilkokul binasıymış....



9 Aralık 2014 Salı

meditasyon, beyin fizyolojisini değiştiriyor

Harvard Üniversitesi ve Sienna Üniversitesi'nden bilim adamları yakın zamanda yaptıkları araştırmalar sonucunda meditasyonun anksiyete ve depresyonda azalma gibi olumlu değişikliklere neden olabilecek şekilde kişinin beyin fizyolojisini değiştirebilecek kadar güçlü olduğunu ortaya koymuş. Gündelik hayat koşuşturmacası içinde zor olabiliyor, biliyorum. Ben de kimi zaman meditasyon için hayatımda alan açmakta zorlanıyorum ama kendimle başbaşa kaldığımda, her zaman buna değiyor. Tam metni güvenilir kaynaklardan okuyabilirsiniz: http://www.huffingtonpost.com/2014/11/11/meditation-reduces-stress-harvard-study_n_6109404.html 

8 Aralık 2014 Pazartesi

Spiritüel Sohbetler

Dr. Wayne W Dyer'ın HAY HOUSE RADIO'da Deepak Chopra ile spiritüellik üzerine gerçekleştireceği canlı sohbeti yakalamak isterseniz, hemen şu adrese gidin: http://www.hayhouseradio.com Yaklaşık 40 dakika içinde başlıyor! 

4 Aralık 2014 Perşembe

Bırak anlar seni yakalasın

Boyhood filminde şöyle bir cümle geçiyor: "Hep 'anı yakala' derler ya? Bilemiyorum, ben tam tersini düşünüyorum. Bu anlar bizi yakalıyor." 

Bence güzel bir algılama şekli. Anın seni yakalamasına izin verebilir misin? Hep şimdideymiş gibi...

1 Aralık 2014 Pazartesi

Zeytinyağı Yamaklık Okulu II 5 - 7Aralık‏

Bu hafta sonu uzun olacak, 3 günlüğüne Seferihisar'daki Doğa Okulu'na gidiyorum. Yolculuğun her hali güzel, hele ki adımlar doğaya doğru ise... Matım ve uyku tulumum da benimle olacak, mütevazi bir yolculuk bu, doğadan öğrenmeye gidiyorum. Ayvalık'ta geçen uzun yazların tatlı bir yan etkisi olarak aşığı olduğum zeytin ağaçlarıyla kucaklaşacağım, onları dinleyecek, zeytin tanelerinin serüvenine tanıklık edeceğim.  Doğa Okulu'ndan Raziye İçtepe, o kadar güzel bir mail ile önden karşıladı ki bizi, belki gelecekte size de ilham verir, siz de bir çalışmaya katılırsınız oralarda diye düşünerek blogumda yayınlamak için izin istedim kendisinden. Evet, metin şöyle: 


Binlerce yıllık masallarda, hikayelerde hep onun adı geçer. Efsaneleri anlatılırken hep ölmezağacı diye anılır, çünkü ne zaman ölüm yaklaşsa hemen dibinden bahar kokulu bir sürgün verir ve hayat kaldığı yerden devam eder. Zamana inat zamansızlığın kanıtı; zeytin ağacı. Yüzyılları kabuğunda saklayan zeytin ağacı, meyvesiyle canlıları beslemiş, yağıyla karanlığı aydınlatmış, şifasıyla Anadolu mutfağının vazgeçilmezi olmuş. Bilgeliğin, barışın, sağlığın ve yeniden doğuşun simgesi; zeytin ağacı.

Yoğun başvurular nedeniyle Zeytinyağı Yamaklık Okulu’nun ikincisini düzenliyoruz. Katılımcılarımızla ilk gün Orhanlı Kocaköy’de bulunan Doğa Okulu araştırma binasında buluşacağız. Daha sonra Urla’da bulunan 2600 yaşındaki tarihi Klazomenai yağhanesini ziyaret edeceğiz. Zeytinyağının kadim döngüsüne 2600 yaşında olduğu bilinen ve en eski zeytinyağı işliği olarak tanımlanan Klazomenai’de şahit olacağız. O dönemlerde insanların zeytinyağını nasıl elde ettiğini gözlemleyeceğiz. Akşam üzeri Doğa Okulu’na geri döneceğiz. Akşam yemeğimizi yerken tarih boyunca zeytin ve zeytinliklerin önemi üzerine sohbet edeceğiz.

Kursumuzun ikinci günü, sabah kahvaltısını yaptıktan sonra köydeki geleneksel bir zeytinliğe gideceğiz. Zeytinlikte hasadın nasıl yapıldığını görüp biz de işin bir ucundan tutacağız. Zeytin hasadımız akşama kadar devam edecek. Zeytin ağacının dibi nasıl açılır, ağaca zarar vermeden zeytin nasıl toplanır gibi konuları kökleri yüzyıllardır bu coğrafyada olan köylülerimiz anlatacak. Akşam yemeğini yerken gün içinde yaşadıklarımızı tartışacağız.

Kursumuzun üçüncü günü ise hasat edilen zeytinin, taşbaskı zeytinyağı fabrikasında yağ haline gelişini izleyeceğiz. Taşbaskının önemini ve geçmişini konuşacağız. Fabrikadaki çalışmamızdan sonra, zeytinliklerin doğa ve insan için önemi hakkında sohbet edeceğiz. Zeytinliklerin azalmasıyla ortaya çıkabilecek sorunlar üzerinde konuşacağız. Kurs boyunca yaşadığımız deneyimlerden yola çıkarak genel bir değerlendirme yaptıktan sonra vedalaşacağız.


Değişimin Ustaları


Masis Aram Gözbek, Boğaziçi Caz Korosu
Aysun Sökmen, 8BİN100
Itır Erhart, Adım Adım
Geçtiğimiz Cuma günü “BRAND IS YOU 2014, Değişimin Ustaları” konferansındaydım. Marka ve yoga pek de uyumlu iki kelime gibi görünmüyor diyebilirsiniz. Birincisi şu evrende birbiriyle temas halinde olmayan hiçbir şey yok, her şey bir başka hikayenin parçası ama nedense genellikle her şeyi izole etmek konusunda ustayız. İkincisi öyle konuşmalar dinledim ki, bir yoga seansından çıkmışçasına kalbim açıldı, içim derin bir sevgiyle doldu ve dünyaya ve diğer insanlara değer katmak için yapılabilecek ne çok şey, atılabilecek ne çok adım var diye düşündüm ve bunları paylaşmak boynumun borcu oldu. Ve son olarak da hatırlatmak istedim ki bizler bu gezegeni paylaşıyoruz, yeryüzüne ve diğerlerine karşı sorumluluklarımız var ve bence yoga yapmak bu sorumluluğu bilmektir. Bu nedenle benim için en çarpıcı olan ve neden yoga yaptığımızla çok da ilgili olan birkaç konuşmanın bendeki izlerini paylaşmak isterim.

Şahika Ercümen ile başlayalım. Şahika, çocukken astım hastası olduğunu ve dışarıdaki hayattan ve neredeyse nefesinden uzak geçen yıllardan Dünya Serbest Dalış Rekortmenliği’ne uzanan hikayesini anlattı. “Benim için hayat ilk nefesimi aldığımda değil, ilk nefesimi tuttuğum zaman başladı” derken nefesin değerini anlamaktan ve aldığı her nefesi onurlandırmaktan söz etti. Hatırlanası bir cümle değil mi? 

Sonra, her hafta taze çiğ sütüyle bizleri besleyen Aysun Sökmen samimi bir sunum yaptı. Kırsala göçerek inekleriyle bir çiftlik yaşamını seçen ve böylece her hafta evimize pastorize olmamış, GDO’suz taze çiğ  süt ulaştıran bu harika kadın, 8bin100 projesi (bu projeyi onun izniyle daha sonra blogumda ayrı bir sayfa olarak yayınlayacağım) ile gelecek nesillere nasıl bir dünya bırakmak istediğini anlattı ve toprağın yorgunluğunu, tükenmişliğini ve yeryüzünü dinlemezsek belki de 10 yıl sonraki bir marka konferansında oksijen maskesi tasarımlarını tartışacağımızı hatırlattı. Kırsalda yaşamak isteyenlere ya da en azından bunu denemek isteyenlere bir daveti var...  

Benim en çok etkilendiğim sunumlardan biri de Duygu Kayaman’ın ‘Hayal Ortağım Projesi’ydi. Çocukken görme yetisini kaybeden ve o günden sonra hep kendi gerçeğini kabul ederek ilerleyen bu genç kadın, görme engellilerin, bazı servislere ücretsiz ulaşabilmesini sağladığı hayal ortağım projesi ile dünya çapında bir ödüle layık görülmüş. Egosu küçük, kalbi büyük biri ve zaten konuşmasını da şu şekilde özetleyebileceğim vurucu bir paragrafla bitirdi: Benciller kendi küçük dünyalarında yalnızdır ama birlikte hayal kurabilen insanlar dünyayı değiştirebilir. 

Itır Erhart’ın sunumda Nelson Mandela’dan alıntı yaptığı gibi “Başkaları için bir şeyler yapmazsam, kendime zarar vermiş olurum.”

28 Kasım Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi’nin o enfes kampüsünde, ‘Brand is You 2014 Değişimin Ustaları’ konferansında çok şey öğrendim, bu kısa yazı ile aldığım ışığın bir kısmını paylaşabildiysem ne mutlu!