23 Mart 2016 Çarşamba

Cycling Yogi from Turkey


Cycling Yogi From Ipsala to Thessaloniki in 2 weeks
-my first solo tour-


Some of you know me as a yogi and, indeed, I am a yoga lover, but on two wheels. I adore cycling and it has been a growing passion in my life for the last 3-4 years. Visitors of Istanbul would definitely tell you that it is not a bike friendly city, but indeed we have a critical mass here to defend our rights and claim that "we are traffic".


It was around February last year when I decided to go on a bike tour on my own. I had some experience from the former years about camping, cycling and cooking on the roads, but I had never planned a trip on my own before. So it looked like a totally exciting plan, especially considering my abilities to get lost even in the cities I know so well.

After making my decision, it was time to choose the route and begin to get prepared. I first started by making a list of what I need. The list needed to be short as I would carry them all, but still it had to be well designed to match all my needs on the roads as there would be no one to cry to! I bought cycling bags, repair tools, tent and amongst other stuff and began to do regular trainings. I was on bicycle nearly all weekends and trying to learn practical things for emergency cases, such as how to fix a broken chain or a flat bike tire. 
I needed people to encourage me; so I begun to hang out with people who would do that. I would host cyclists from all around the world via warmshowers (it is a website for hospitality exchange for touring cyclists similar to couchsurfing) and I had so many questions to ask those travellers for touring tips.

I needed the nectar of their experience. It was very helpful and I learned a lot; their biggest help was the motivation they provided. They all said “of course you can do it!” and they never let me stay with dark thoughts spreading from my fears.  I also became a member of “Bicycle traveling women”, a Facebook group and read the amazing experiences of those brave women travelling alone.

25TH June 2016: I took a bus to the Turkish border and began to cycle towards Greece. It was the first time that I was leaving my country on my bicycle and my experience was so amazing from the very first moments.

I was cycling 40-60 km a day, through villages, cities; resting under the shadow of a tree or having a cold frappe if I found the opportunity. I was enjoying everything madly because it was so well deserved. Some people thought I was crazy, some applauded me, some didn’t care; but the thing is when you are following your dreams it really doesn’t matter what others think. I learned a lot. I realised that I can find my way anyway. I had great time with myself.

I cycled 500km between Ipsala and Thessaloniki in two weeks, staying in tents at different sites every single day. My world widened. I slept under the stars, met amazing people, read many books, remembered how wonderful the world is and that opportunities are endless. I didn’t activate 3G on purpose, so with limited internet, I had more time to spend in nature; more importantly, to live the moment. When I had wifi connection, it was always like a gift to be able to connect to my loved ones. I swam in the purest waters, I ate the most delicious seafood and despite forgetting my passport at a camping site, which kept me from going to Thassos Island, everything was so smooth and nice.
At the end, I feel like I became a better friend with myself.

Most common question I was coming across was if I’m getting bored. First of all, I didn’t have time to get bored. In such a simple life model, you have to be doing something at all times to survive. I was either putting up my tent, cooking, washing my stuff (as I had just 2 shorts & shirts with me) or planning my route for next day. And when I had time to enjoy, it was always so precious. I remember some moments that I was listening to music while watching the waves or enjoying my frappe while chatting with a local. Totally simple experiences adverse to the daily routine. Totally sweet!

You can find a more detailed version of my experience on instagram if you'd like to know more and if any of you have a tendency to travel on bicycle, I am here to motivate you. I will help you to overcome your fears and share all the knowledge I have. Now I know that nothing can stop me and I am ready to explore the world… 

Please visit my cycling blog for a more detailed version of the tour: biletsizyolculuklar

#fightforyourdreams #500km #myfirstsolotour #greeceonbike #FromAlexandroupolisToThessaloniki #cyclingwoman #TurkishCyclist #Traveller #TurkishWomanCyclist

25 Şubat 2016 Perşembe

okyanus sakinliği

Okyanus kendini sakinleştirebiliyorsa, bunu sen de yapabilirsin. Her ikimiz de hava ve tuzlu suyun karışımıyız.
--


If the ocean can calm itself so can you. We are both salt water mixed with air.

23 Şubat 2016 Salı

108 güneşe selam

Bu cumartesi günü YogaŞala'nın 15. Yılını "108 güneşe selam" etkinliğiyle kutluyoruz. Ben orada olacağım. Hepinizi bekliyoruz. 
Etkinliğin detaylarına yogaşala websitesinden ulaşabilirsiniz 

---

We will be celebrating 15th Anniversary of YogaŞala with "108 Sun Salutation" event. I will be there. We hope to see you all.
Please visit our website for the details

8 Şubat 2016 Pazartesi

saf halimiz

Leslie Kaminoff "Yoga ‘asana’ları yapmak değildir, yoga ‘asana’ların önüne çıkanları yapmamaktır" diyor. Bu bana Mevlana’nın şu sözünü hatırlatıyor: “Senin görevin aşkı aramak değil, sadece aşkla arana koyduğun bariyerleri ortadan kaldırmaktır.”

Çünkü aşk zaten en doğal halimiz… ‘Asana’lar da belki bize bunu hatırlatmak için var. Bugün en saf halinizi hatırlamaya davet ediyorum. Zorlamadan, zorlanmadan; sadece mat üzerinde var olarak….
---
Leslie Kaminoff  says “Yoga is not about doing the asanas—it's about un-doing what's in the way of the asanas,” and it takes me the famous quote by Rumi: “Your task is not to seek for love, but merely to seek and find all the barriers within yourself that you have built against it.”

Love is our true nature and maybe ‘asana’s are there just to remind it to us. I kindly invite you to remember your pure existence. No pushing, no pulling, just existing on the mat…

3 Şubat 2016 Çarşamba

Kişisel keşif yolculuğu

Ücretsiz ve online olarak gerçekleştirilecek bir atölye çalışmasına varım derseniz sizi şöyle alalım. Kişisel keşif yolculuğuyla ilgileniyorsanız denemeye değer. Hem düzenleyenler de tanıdık; merak etmeyin, emin ellerde olacaksınız 



Etkinlik sayfasında yer alan metin şöyle diyor: 

Hayatınızda her şey yolunda mı? Geçmişi hala sırtınızda mı taşıyorsunuz? Peki ya gelecek hakkında ne hissediyorsunuz? Tepkisel davranışlarınızda özgürleşmek ve geleceğinizi kendi gerçekliğinizle yaratmak ve kendi içinizdeki keşfedilmemiş topraklara ulaşmak ister misiniz?

WhitePoint, ücretsiz ve online olarak bu sorularınızın yanıtını bulacağınız yeni bir atölyeye, ‘Varoluş Süreci’ne sizi davet ediyor.


‘Varoluş Süreci’ Michael Brown’un kaleme aldığı aynı isimli kitabı takip ederek gerçekleştirilen 10 haftalık bir içsel keşif atölyesidir.

Atölyeye katılım için iki şeye ihtiyacınız var: KİTAP ve NEFESİNİZ

Katılım için info@wpyasamnaktamiz.com adresine e-mail atarak ya da Facebook sayfamıza mesaj göndererek; Ad, Soyad, telefon numaranızı iletebilirsiniz.


Etkinliğin facebook sayfası için tıklayın

25 Ocak 2016 Pazartesi

Risk almak



"Büyük aşklar ve büyük başarılar büyük riskler taşır. Eğer en iyi haline ulaşmak istiyorsan, risk almak ve yatırım yapmak zorundasın.” Dalai Lama

Bir alıntıyı eski defterlerimden birinin sayfaları arasında buldum. Eksik ya da fazla not almış olabilirim, kaynak gösteremediğim için Dalai Lama tam olarak böyle mi demiştir emin değilim. Ama burada söz edilen yatırımın sevgi, zaman, emek, para veya daha pek çok şey olabileceğini biliyorum. Neye ulaşmak istediğimize bağlı. Ama kesin olan şu ki daha sevgi dolu bir dünya yaratmak için çok daha fazla cesarete ihtiyacımız var.
Sevgiyle dopdolu ve buna ulaşmak için ihtiyaç duyduğunuz cesareti içinizde hissetiğiniz çok güzel bir hafta olsun!


“Great love and great achievements involve great risk. If you want to be your best, you need to risk, you need to invest” Dalai Lama

12 Ocak 2016 Salı

Kadınlar ve Ashtanga Yoga


fotoğraf: planetashtangayoga.com

fotoğraf: planetashtangayoga.com
Ashtanga Yoga Gurusu Sri K Pattabhi Jois’in kızı Saraswathi Rangaswamy ile yapılan bir röportajı okudum. Sharat, Pattabhi Jois´in stüdyosunda haftanın 6 günü ders veriyor. Bu uzun metnin tümünü çeviremedim ama kadınlarla ilgili birkaç cümleyi paylaşmak istedim, çünkü sanırım kimi zaman doğurgan doğamızı, hormonlarımızı ve bedenimizin ihtiyaçlarını unutarak bedenlerimizi gereğinden fazla zorlayabiliyoruz. 

Sharat, kadın ve erkeklerin fiziksel olarak farklı olduğunu hatırlatıyor. “Kadınlar her ay menstrüasyon oluyor ve hamile olma ve doğum yapma becerisine sahip. Kadınlara uygun olmayan bazı asanalar var ama bunlar sayıca çok değil. Düzenli bir pratiğe sahip olmak önemli ama dinlenmeyi de ihmal etmemek gerek. Kadınlar tüm gününü çalışarak geçirdikten sonra evi ve ailesiyle ilgilenmek durumunda olabiliyor. Erkekler çoğunlukla işlerine odaklanarak dinlenebiliyor. Bence çok çalışan ve sonra gelip ev ve ailesiyle ilgilenen kadınların Primary (Birinci) Seriyi yapması yeterli. Uzunca bir süre düzenli pratikten sonra, Intermediate (Orta) da yapabilirler. Bazı kadınlar Advanced (İleri) seviyelere de geçebiliyor ama bunun gerekli olduğunu düşünmüuyorum. Birinci Seri (Primary Series) kendimizi topraklanmış ve güçlü hissetmemizi sağlıyor” diyor. 

Menstrüasyon döneminde yoga yapmak konusundaki düşünceleri ise şöyle: “Ağrı ya da fazla kanamaya bağlı olarak bazı kadınlar için bu günlerde uygulama yapmak çok zor. Çoğu kadın çok çalışıyor ve aslında dinlenmeye ve bu üç günü sakin geçirmeye ihtiyaç duyuyor. Bu çok önemli! Kanamanın en fazla olduğu ilk üç gün güçlü bir asana pratiği yapmak vücut için pek de iyi değil. Salamba Sarvangasana ya da Sirsasana yapmamalılar. Burada, Hindistan’da Brahman geleneğine göre kadınlar bu üç gün boyunca dinlenir, yemek yapmaz, hatta mutfağa adım bile atmaz. Diğer kadınlar onun için pişirir, o sadece yemek yer ve bol bol uyur.”

Hayatınızda size yemek yapacak biri ya da 3 gün uzun uzun dinlenecek vaktiniz var mı bilmiyorum ama sadece bu olasılığı anımsayarak menstrüasyon döneminde kendinize biraz daha şefkatli davranabilirsiniz. Hatta aslında kendinize her gün şefkatli davranabilirsiniz!

Röportajın tamamı için: http://www.planetashtangayoga.com/Saraswati_Interview.html