mey elbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mey elbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2017 Pazartesi

Kocabahçe Glamping

Yoga'nın peşinde düştüğüm yollarda masallarla, masal anlatıcılarıyla, ilham verenlerle, kendini gerçekleştirme yoluna baş koyanlarla, kendini arayanlarla, yolun başında olanlarla, uzun süredir yolda olanlarla ve kendin olmuş sananlarla (üzgünüm, gerçekleri konuşuyoruz sinyorita!) tanıştım. Her zaman dediğim gibi böyle kampların en güzel armağanı tanıdığım yeni insanlar, 'aa ne farklı yaşanabiliyormuş bu dünyada' dedirten hayatlar.

Geldiğim yer Marmaris Bozburun'da, kara ulaşımı olmayan bir koy. Özenle tasarlanmış detaylarla dolu tatlı bir yer. Doğa ve konfor çok ustaca bir arada diye bir slogan bile uydurabilirim hatta! Mutlaka göz atın:

Kocabahçe Glamping. Denize o kadar yakın ki burada olmak sanki dev bir gemide olmak gibi. Ama tercihimi sorarsanız, doğada olmaya o kadar para vermek benim gibi bir kampçı için hazmetmesi zor bir durum. Ama çevremde kampçılığa özenip de ay böcek çıkarsa diyenlerdenseniz, lüks kamp arıyorsunuz, burası size göre. Bana sorarsanız ise şöyle; dünya bizim evimiz değil mi, neden içtiğimiz su, çadır kurduğumuz alan onca pahalı olmak zorunda? Böcek çıkacak tabii, doğada biz misafiriz onlara. "İnsan çıktı" diye hayıflanmak daha yerinde olur hatta.

Kamp Mey Elbi ve Elif İşcan'ın birlikte düzenlediği 'vahşi ruh ve yoga' kampı. Kampın detayına çok girmeyeceğim, çünkü hayal ettiğim gibi geçmedi diyerek özetleyeyim. Bazen bazı kavramların içi boşalınca ya da gereğinden fazla anlam yükleyince analitik tarafım isyan ediyor. Neyse, Mey'den öğreneceklerimin sonu gelmiyor, o ayrı.

En son ne zaman bir şeyi ilk kez yaptım? Bu soru belirdi ateş başında bir akşam sohbetinde. Kendini gerçekleştirmek, kendi sorumluluğunu almak, başkalarına ilham olabilmek, hayatı sayılarla okumak... Pek çok konu geldi geçti dört günde, iz bırakanlar bıraktı, bazılarıysa havaya karışıp uçtu, gitti. Kurtlarla Koşan Kadınlar'ı hala almamıştım. Notumu aldım, döner dönmez kütüphaneme ekliyorum. Ne zaman başlarım ne zaman bitiririm, bitirir miyim bilmiyorum ama adını çoktandır duyduğum bu kitapla burada tanıştım diyelim.


Bugün dönüş yolculuğu başlıyor, vedalar vedalaşmalar. Her veda bir başlangıç ve her başlangıç da bir veda barındırıyor içinde. 

4 haziran 2017














20 Ocak 2015 Salı

OMURGANIN DOĞAL KIVRIMI

Image: Dr James Buddle, Melbourne
‘Omurganın doğal kıvrımını bulmak’ terimini ilk kez sevgili hocam Mey (Elbi)’in derslerinde duymuştum. Giderek içime, bedenime ve sonra dilime yerleşen ve daha sonra sık sık kendi derslerimde de kullanmaya başladığım bu yaklaşım ilk aşamalarda üzerimde sarsıcı bir etki bırakmıştı. O zaman, yani Kasım 2012’de bu hislerimi Mey’le paylaşmıştım. Aklıma düştü, sizlerle de paylaşmak istedim, kim bilir belki bir kıpırtı yaratır kalbinizin omurgaya en yakın yerlerinde... 

Omurganın doğal kıvrımını bularak pozlara girmek başka bir şey;
Çünkü yoga matıma daha büyük bir heyecanla çıkıyorum son 3 gündür, sanki bedenimin bana anlatacağı çoook şeyler var ve ben bugüne kadar onu hep susturmuşum gibi.

Çünkü asanalarda 'omurgamın doğal kıvrımını koruma' hissi, sadece omurgamı değil, ruhumu da özgürleştiriyor sanki. Tabii bu çok büyük bir cümle, öyle kolay ve birdenbire olmuyor bu işler biliyorum ama, en azından bir çıkış yolu sanki, kendimle en azından birazcık da olsa daha samimi bir ilişki kurmak adına. Omurganın doğal haline saygı duyarak asanalara girme bilinci, aslolan özüme saygı duyarak hayatı karşılamayı hatırlatıyor ve bu çok güzel. Her kimsem o olarak, kendi sınırlarımın izin verdiği ölçüde, doğal halime saygı duyarak ve özenle yaşamak. En azından niyet etmek buna...

Tekrar edip durduğum ezberi bozmak ve gerçeğe bakmak, her 'an'ı yeniden keşfetme sorumluluğu içinde... Başka bir şey olacağım diye kendimi itip kakıp hırpalamak ve o pozdan bir diğerine ve o halden bir diğerine, o rolden bir diğerine sürüklemek yerine (matın üzerinde ve dışında) olduğum yerden başlama hissi. Bir samimiyet durumu, insanın kendisiyle kurduğu.

Hem heyecan verici, hem de çok zor. İtiraf ediyorum, aynı duyguya Chuck Miller'ın derslerine girdikten sonra da kapılmıştım ama adını tam koyamamıştım. Sadece bu yüzleşmeyle gelen müthiş bir moral bozukluğu hatırlıyorum, hatta galiba bir ders sonrası ağlayarak işe gitmiştim. Nedense daha sonra bu farkındalığı pratiğime yansıtamadım, yeniden en uca gideyim, en çok açılayım, yapabileceğimin sınırlarına gideyim derdine düştüm - bedenim bana haykırsa da duymayarak belki de. Alışkanlığa sığındım yani matta ve hayatta.

Şimdi bu yüzleşme, ikinci kez, yine moralimi bozuyor, bozmuyor desem yalan (ve hatta bedenin kendini korumak için hissizleşmesi bilgisi canımı acıtıyor), ama yine de merak ediyorum şimdi matın üzerinde olacakları. Bir çocuk gibi ellerimi kavuşturarak çenemin altında, izlemek için sabırsızlanıyorum bu sürecin içinde bulacaklarımı. Bir yandan böyle büyük cümlelerin EGO'nun işi olduğunu da biliyorum. Adımlar çoook naif ve ufak zira bu yolculukta.


-----

My search for the natural curve of the spine is a big step in my yoga journey...

12 Haziran 2014 Perşembe

her yerde yoga


Artık Türkiye'nin de HD kalitesinde yayın yapan, yeni bir online yoga merkezi var: yogaUNI. Bu internet sitesine kayıt olarak evinizde, ya da tatile gittiğinizde, istediğiniz yerde, istediğiniz saatte pratiğinize devam edebilirsiniz. Ashtanga, vinyasa, yin, restoratif yoga, yoga terapi… Canınız o gün hangisini istiyorsa. 


Uzman listesi harika: Eğitmenlik stilimde parmak izleri olan sevgili Hocam Mey Elbi, ilk eğitimimi aldığım Alexis Gulliver, çocuk yogası eğitimi aldığım ve sadece sesini duyduğumda bile dinginleştiğim Neslihan İskit ve hepsini ayrı ayrı önermekte bir an bile tereddüt etmeyeceğim arkadaşlarım. Haydi! http://yogauni.com/

Bu girişimin kurucuları olan Nesteren ve Alexis YogaUni'yi şöyle anlatıyor:

YogaUni'yi kurmaya karar verdiğimizde, aklımızda sağlıklı yaşam'ın herkes için erişilebilir olmasi gerekliliği vardı. Hayatımızın çeşitli dönemlerinde, bir değişiklik yapıp yeni bir yön çizmeye niyet ederiz, ama günlük koşuşturmacalar ve alışkanlıklar bu değişikliği kalıcı kılmayı engeller. YogaUni'yi kullanması kolay, ve sizleri daha doyurucu bir yaşama doğru attığınız adımlarda destekleyecek şekilde oluşturmayı hedefledik. Herkesin, yaşı, mevcut sağlık durumu ya da iş hayatı ne olursa olsun, istedikleri anda, bulundukları yerde ve ihtiyaç duydukları kapsamda Yoga, Pilates ve Fitness çalışmalarını içeren geniş yelpazede bir site'ye sahip olmalarını istedik. Diyet ve egzersiz ile nasıl daha bilinçli bir yaşama ulaşılabileceği konusunda bir bilgi kaynağı olmanın yanında, gittikçe mobilize olan dünyada, herkesin kendi hız ve seviyesinde egzersiz yapabileceği, pratiğini uygulayabileceği bir ortam oluşturmayı hedefledik. Kendilerini, hem ailenin bir parçası gibi hissederken, hem de fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarına uygun çalışmaları seçme imkanı sağlamaya çalıştık.

YogaUni ismi bizim için çok özel. Bu isme ulaşmak uzun zaman aldıysa da, kapsamı ve bizler için önemli olan ideallere dair farklı göndermeleri bu ismi bizim için mükemmel kıldı.

YogaUni, Yoga ve İngilizce'deki Unity kelimelerinin birleşimidir. Uyumlu, bütünleştirici ve birleştiricidir. Zihin ve bedenlerimizdeki zıt güçlerin birliği ve uyumu arayışı ve çalışmasıdır.

YogaUni, Yoga ve Universal kelimelerinin birleşimidir. Evrensel ve kucaklayıcıdır. Heryer'de bulunur, herkes içindir ve her şeyi içerir.

YogaUni, Yoga ve Community kelimelerinin birleşimidir. Birliktelik ve cemiyet'tir. Benzer tarzları, yaşam görüşlerini paylaşan bireylerin, kendi ihtiyaçlarına uygun egzersiz, uzman veya stil seçtiği bir ortamdır, yaşamlarını en doyurucu şekilde yaşamak isteyenlerin oluşturduğu her geçen gün genişleyen bir topluluktur.

Son olarak, YogaUni'de, kurumsal yaşamın içinde tam zamanlı yer alan, çalışan kişiler ile onların kendilerinden başkalarının ihtiyaçları ile yüklü programlarına duyduğumuz empati ile, onlara, kendileri ile olan ilişkilerini kuvvetlendirebilecekleri bir fırsat sunmak istedik. Biraz yoga ve sağlıklı yaşam egzersizi ile herkesin daha doyurucu ve daha mutlu bir hayat süreceğine inanıyoruz.

20 Mayıs 2014 Salı

Yeniden doğmak istiyorsan

Sevgili hocam Mey Elbi'den…


Bütün olmak istiyorsan
eksik olmana izin ver. 
Doğru olmak istiyorsan 
eğri olmana izin ver
Dolu olmak istiyorsan
boş olmana izin ver
Yeniden doğmak istiyorsan 
Ölmene izin ver
Sana herşeyin verilmesini istiyorsan
Her şeyi bırak.


Tao Te Ching

26 Mart 2014 Çarşamba

beş vayu


Bir süredir yogayla haşır neşirseniz, VAYU diye bir şey çalınmış olmalı kulağınıza... Ya da belki PRANA?

Yogada adını sık sık duyduğumuz PRANA’yı evrensel enerji ya da yaşam enerjisi olarak adlandırabiliriz. Yoga yaparken dikkatimizi PRANA’ya odakladığımızda, hem zihnimiz hem de bedenimiz canlanır ve bizlere daha yüksek bir bilincin kapıları açılır. Yoga geleneği, PRANA’nın beş farklı fonksiyonunu tanımlamış ve bunlar VAYU olarak bilinir. VAYU’yu rüzgar ya da enerji akışı olarak çevirebiliriz. Vücudun farklı bölgeleriyle ilişkili olan beş VAYU, birbirleriyle uyum içinde çalıştıklarında sağlıklı bir beden ve zihin ile benzersiz yeteneklerimizi keşfedebilir, anlamı ve amacı olan bir hayat yaşayabiliriz.

PRANA VAYU (Hava) – Yukarı giden enerji. Nefes alışla ilgilidir. Diyaframdan yukarı bölümle, akciğer ve kalple ilişkilidir.

APANA VAYU (Toprak) – Aşağı giden enerji. Nefes verişle ilgilidir. Doğumu ve menstruasyonu da kapsayan boşaltımla ilgili konuları kapsar.

SAMANA VAYU (Ateş) – Bilgeliğin yattığı yer olan ve ikinci beyin olarak da bilinen sindirim sistemiyle ilişkilidir. Bağırsak, mide gibi organları kapsar. Dönüşüm ve değişimi simgeler.

VYANA VAYU (Su) – Kan dolaşımı, lenf sistemi gibi tüm dolaşım sistemi ile ilişkilidir.

UDANA VAYU (Eter/Boşluk) – İfade ve konuşma gibi konularla ilgili olan boğaz bölgesiyle ilişkilidir.

Yarın, bu beş VAYU’nun yoga pratiğinde nasıl karşılık bulduğunu paylaşacağım, takipte kalın

(Referanslar: Mey Elbi’nin ders notları ve http://media.himalayaninstitute.org/pdf/yi_5_prana_vayus.pdf)