Derslere başlarken yeni gelen öğrencilere herhangi bir rahatsızlıkları olup olmadığını sorduğumda çoğunlukla “fıtık” cevabını alıyorum. Bel fıtığı, boyun fıtığı, bel ağrısı ya da sırt ağrısı en yaygın olan rahatsızlıklar. Masa başı hastalıkları diyebilir miyiz? Deriz...
Bu tür özel bir sağlık durumunuz varsa, ideal olan birebir ders almanız ve tercihen yoga terapi uzmanı olan, deneyimli bir eğitmenin kişisel ihtiyaçlarınıza göre uyarlanmış bir program hazırlamasıdır, çünkü birine çok iyi gelen bir hareket, bir başkası için zorlayıcı olabilir. Grup derslerinde eğitmen gerekli uyarıları yapar, ama kendinize dikkat etme sorumluluğu çoğunlukla sizdedir. Bu nedenle, omurganızda, amortisör görevi gören diskler zarar gördüyse, yani fıtığınız varsa, yoga yaparken uymanız gereken bazı bazı genel önerileri burada paylaşmak istiyorum:
- Dizleriniz bükülü değilken, yani bacaklarınız düz iken 90 dereceden fazla öne eğilmeyin, yani derin öne katlanmaları yapmamalısınız.
- Oturarak yapılan öne eğilme hareketlerinden kaçının.
- Sırtınızı yuvarlamayın, bu da bel bölgesine basınç uygular.
- Yaptığınız herhangi bir poz ağrı, karıncalanma veya uyuşukluğa neden oluyorsa o asanadan çıkın, devam etmeyin.
- Bedeninizin içinde yaşayan sizsiniz. O yüzden kendinize kulak verin, bedenin bilgeliğine güvenin ve kesinlikle kendinizi zorlamayın.
Yoga doğru duruşu desteklediği için, bilinçli olarak uyguladığınızda, fıtık yaşadığınız bölgenin yeniden zedelenmesini önler, karın ve sırt kaslarını güçlendirerek bu alanlardaki stresi ve gerginliği azaltır.
Yazıya son vermeden, boyun fıtığı konusunda da spesifik bilgiler eklemem gerekirse, öncelikle yürürken telefonunuza bakmayı bırakın derim! Başın ağırlığı göz önüne alındığında, boynun hiç doğal olmayan bu pozisyonda ne kadar gerildiğini anlayabilirsiniz. Omuz açan, kürek kemikleri çevresini rahatlatan hareketler boyun bölgesini rahatlatacaktır (Gomukhasana kollar, elleri geride kenetleyerek öne katlanmak, blok kullanarak omuzları açmak gibi...) Mümkün olduğunca omuzlarınızı kulaklardan uzaklaştırarak geriye yuvarlayın. İyi bir duruş, boyun bölgesini özgürleştirir. Çeneyi hafifçe ense köküne doğru çekin, başı geriye atmak da gerginliğe yol açıyor. Kısacası, hep omurganın en doğal halini araştırıyoruz. Hem mat üzerinde, hem de günlük hayatta bunu hatırlayabilirsiniz.
İyi hafta sonları!
omurga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
omurga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ocak 2020 Cuma
29 Ocak 2018 Pazartesi
Yogaya yeni başlayanlar ve ayaktaki pozlar
Günaydın. Bugün ayaktaki pozların etkilerinden söz etmek istiyorum ve özellikle yogaya yeni başlayanların bu yazıyı sonuna dek okumasını diliyorum. Özellikle başlangıç seviyesindeki derslerde savaşçıdan trikonasana’ya, parsvakonasa’dan ağaç pozuna pek çok ayaktaki poza yer veririz. Neden mi?
Çünkü ayaktaki pozlar bacakları güçlendirir ve her şey temelden başladığı için yeni başlayanların omurgalarına özgürlük kazandıracak sağlam bir temel kazanmalarını isteriz. Bunu bir binanın temelleri gibi de düşünebiliriz. Ayaklardan ve hatta ayak kemerlerinden başlayan sağlam bir temel, omurga sağlığı için esastır. Bildiğiniz gibi aslında hangi asana içinde olursak olalım, aslında hep omurga boyunca ilerleyen “sushumna” kanalı üzerinde çalışıyoruz.
İster dizlerin büküldüğü (1.savaşçı ve parsvakonasana gibi), ister bacakların düz kullanıldığı (3. savaşçı, tirkonasana gibi) asanalar olsun, ayakta uygulanan tüm yoga pozları genel olarak vücudun kuvvetini artırır. Başlangıç derslerinde ayaktaki pozlar üzerinde dikaktle durulmasının bir sebebi de, bu asanalarda yeni başlayan birinin kendini sakatlama riskinin düşük olmasıdır (ters duruşlar için ise aynı şeyi söyleyemeyiz).
Dersin başlangıcında ayaktaki pozlarla çalışırız, çünkü çoğunlukla kök çakraya hizmet eden bu pozlar, kaslardaki kan akışını canlandırarak bedeni ısıtır. Ayrıca yeri gelmişken belirtelim, bu pozlar bacak mesafesi çok açık olmadığı ve beli sıkıştırmayacak bir hizalanmayla yerleşildiği sürece hamileler için de uygundur. Ayaktaki pozlar, omuz ve bacak ve kalça eklemlerindeki haraket kabiliyetini güvenle artırır. Ayrıca dersin ilerleyen aşamalarında uygulanacak daha ileri seviye bir poz için de bedenin hedef bölümlerini hazırlar.
Ayaktaki pozlar doğru uygulandığında, leğen kemiği çevresi kasları üzerinde çalışarak, bacaklar üzerinde konumlanan leğen kemiğinin doğru bir şekilde hizalanmasına ve omurganın doğal kıvrımları içinde sağlıklı bir şekilde uzamasına yardımcı olur. Ayaktaki pozlar doğru uygulanmadığında ise dizler, arka bacak kasları hamstring’ler, kasıklar, omuzlar, hatta bel ve boyun bölgesi bile risk altında olabilir. O nedenle bana sorarsanız youtube ile yogaya başlamak çok iyi bir fikir değil. En azından temel duruşları hakkıyla öğrenene kadar iyi bir eğitmenle çalışmanızı öneririm.
Şişman, zayıf, hamile, yaşlı, bir kaza ya da sakatlık geçirmiş olan herkes, kısacası nefes alabilen her beden yoga yapabilir, ancak tabii ki pozların kişinin ihtiyacına göre adapte edilmesi koşuluyla! Vücudun doğru hizayı bulması ve belli noktalara gereksiz yük binmemesi için sandalye, blok, duvar, battaniye gibi destekleyici unsurlar kullanılabilir.
Gördüğüm kadarıyla yeni başlayanlar genellikle bir an önce instagram’da gördüğü ters ve “havalı görünen” duruşları yapma konusunda aceleci oluyor. Yoga’nın görünen değil görünmeyene bir yolculuk olduğunu anlatmak pek kolay değil, bunu kişi ancak kendi deneyimiyle ve hazır olduğunda anlıyor. Yine de yogaya yeni başladıysanız neden ayaktaki pozları sabırla uygulamanız gerektiğini elimden geldiğinde anlatmaya çalıştım. Bu yazıyı yogaya yeni başlayan ya da başlamayı düşünen ama çekinen tanıdıklarınızla paylaşırsanız sevinirim. Çünkü yoga ne başüstü durmak ne de esnek olmakla ilgili; yoga aslında nefesi özgürleştirmekle ilgili...
İyi haftalar.
Çünkü ayaktaki pozlar bacakları güçlendirir ve her şey temelden başladığı için yeni başlayanların omurgalarına özgürlük kazandıracak sağlam bir temel kazanmalarını isteriz. Bunu bir binanın temelleri gibi de düşünebiliriz. Ayaklardan ve hatta ayak kemerlerinden başlayan sağlam bir temel, omurga sağlığı için esastır. Bildiğiniz gibi aslında hangi asana içinde olursak olalım, aslında hep omurga boyunca ilerleyen “sushumna” kanalı üzerinde çalışıyoruz.
İster dizlerin büküldüğü (1.savaşçı ve parsvakonasana gibi), ister bacakların düz kullanıldığı (3. savaşçı, tirkonasana gibi) asanalar olsun, ayakta uygulanan tüm yoga pozları genel olarak vücudun kuvvetini artırır. Başlangıç derslerinde ayaktaki pozlar üzerinde dikaktle durulmasının bir sebebi de, bu asanalarda yeni başlayan birinin kendini sakatlama riskinin düşük olmasıdır (ters duruşlar için ise aynı şeyi söyleyemeyiz).
Dersin başlangıcında ayaktaki pozlarla çalışırız, çünkü çoğunlukla kök çakraya hizmet eden bu pozlar, kaslardaki kan akışını canlandırarak bedeni ısıtır. Ayrıca yeri gelmişken belirtelim, bu pozlar bacak mesafesi çok açık olmadığı ve beli sıkıştırmayacak bir hizalanmayla yerleşildiği sürece hamileler için de uygundur. Ayaktaki pozlar, omuz ve bacak ve kalça eklemlerindeki haraket kabiliyetini güvenle artırır. Ayrıca dersin ilerleyen aşamalarında uygulanacak daha ileri seviye bir poz için de bedenin hedef bölümlerini hazırlar.
Ayaktaki pozlar doğru uygulandığında, leğen kemiği çevresi kasları üzerinde çalışarak, bacaklar üzerinde konumlanan leğen kemiğinin doğru bir şekilde hizalanmasına ve omurganın doğal kıvrımları içinde sağlıklı bir şekilde uzamasına yardımcı olur. Ayaktaki pozlar doğru uygulanmadığında ise dizler, arka bacak kasları hamstring’ler, kasıklar, omuzlar, hatta bel ve boyun bölgesi bile risk altında olabilir. O nedenle bana sorarsanız youtube ile yogaya başlamak çok iyi bir fikir değil. En azından temel duruşları hakkıyla öğrenene kadar iyi bir eğitmenle çalışmanızı öneririm.
Şişman, zayıf, hamile, yaşlı, bir kaza ya da sakatlık geçirmiş olan herkes, kısacası nefes alabilen her beden yoga yapabilir, ancak tabii ki pozların kişinin ihtiyacına göre adapte edilmesi koşuluyla! Vücudun doğru hizayı bulması ve belli noktalara gereksiz yük binmemesi için sandalye, blok, duvar, battaniye gibi destekleyici unsurlar kullanılabilir.
Gördüğüm kadarıyla yeni başlayanlar genellikle bir an önce instagram’da gördüğü ters ve “havalı görünen” duruşları yapma konusunda aceleci oluyor. Yoga’nın görünen değil görünmeyene bir yolculuk olduğunu anlatmak pek kolay değil, bunu kişi ancak kendi deneyimiyle ve hazır olduğunda anlıyor. Yine de yogaya yeni başladıysanız neden ayaktaki pozları sabırla uygulamanız gerektiğini elimden geldiğinde anlatmaya çalıştım. Bu yazıyı yogaya yeni başlayan ya da başlamayı düşünen ama çekinen tanıdıklarınızla paylaşırsanız sevinirim. Çünkü yoga ne başüstü durmak ne de esnek olmakla ilgili; yoga aslında nefesi özgürleştirmekle ilgili...
İyi haftalar.
3 Aralık 2015 Perşembe
Her şey özgürlük için
Tadasana (dağ)’dan Trikonasana (üçgen)’ya, Parsvakonasana (yan açı)’dan Virabhadrasana (savaşçı)’lara, ayaktaki pozların uzun bir listesi var yogada. Her biri bedenin farklı bölgelerine yoğunlaşıyor olsa da, ayaktaki pozların öğrettiklerini bazı başlıklar altında toplayabiliriz. Ayaktaki pozlar bedene köklenmeyi, topraklanmayı, hiza bulmayı, dengeyi öğretiyor. Daha güçlü ayak ve bacaklarla yere daha sağlam basıyor, alt ve üst beden ilişkisini fark etmeye başlıyor ve daha dayanıklı oluyoruz. Ve böylece güçlü bir alt beden ile omurgayı özgürleştiriyoruz. Zaten tüm asanalar bir anlamda omurgayı uzatmak ve nefesi özgürleştirmek üzerine kurulu. Yani her şey özgürlük için...
Etiketler:
ayaktaki pozların öğrettikleri,
dağ,
dayanıklı,
denge,
farkındalık,
güç,
hiza bulmak,
köklenmek,
omurga,
özgürlük,
Parsvakonasana,
savaşçı,
Tadasana,
trikonasana,
üçgen,
Virabhadrasana,
yan açı
20 Ocak 2015 Salı
OMURGANIN DOĞAL KIVRIMI
![]() |
| Image: Dr James Buddle, Melbourne |
Omurganın doğal kıvrımını bularak pozlara girmek başka bir şey;
Çünkü yoga matıma daha büyük bir heyecanla çıkıyorum son 3 gündür, sanki bedenimin bana anlatacağı çoook şeyler var ve ben bugüne kadar onu hep susturmuşum gibi.
Çünkü asanalarda 'omurgamın doğal kıvrımını koruma' hissi, sadece omurgamı değil, ruhumu da özgürleştiriyor sanki. Tabii bu çok büyük bir cümle, öyle kolay ve birdenbire olmuyor bu işler biliyorum ama, en azından bir çıkış yolu sanki, kendimle en azından birazcık da olsa daha samimi bir ilişki kurmak adına. Omurganın doğal haline saygı duyarak asanalara girme bilinci, aslolan özüme saygı duyarak hayatı karşılamayı hatırlatıyor ve bu çok güzel. Her kimsem o olarak, kendi sınırlarımın izin verdiği ölçüde, doğal halime saygı duyarak ve özenle yaşamak. En azından niyet etmek buna...
Tekrar edip durduğum ezberi bozmak ve gerçeğe bakmak, her 'an'ı yeniden keşfetme sorumluluğu içinde... Başka bir şey olacağım diye kendimi itip kakıp hırpalamak ve o pozdan bir diğerine ve o halden bir diğerine, o rolden bir diğerine sürüklemek yerine (matın üzerinde ve dışında) olduğum yerden başlama hissi. Bir samimiyet durumu, insanın kendisiyle kurduğu.
Hem heyecan verici, hem de çok zor. İtiraf ediyorum, aynı duyguya Chuck Miller'ın derslerine girdikten sonra da kapılmıştım ama adını tam koyamamıştım. Sadece bu yüzleşmeyle gelen müthiş bir moral bozukluğu hatırlıyorum, hatta galiba bir ders sonrası ağlayarak işe gitmiştim. Nedense daha sonra bu farkındalığı pratiğime yansıtamadım, yeniden en uca gideyim, en çok açılayım, yapabileceğimin sınırlarına gideyim derdine düştüm - bedenim bana haykırsa da duymayarak belki de. Alışkanlığa sığındım yani matta ve hayatta.
Şimdi bu yüzleşme, ikinci kez, yine moralimi bozuyor, bozmuyor desem yalan (ve hatta bedenin kendini korumak için hissizleşmesi bilgisi canımı acıtıyor), ama yine de merak ediyorum şimdi matın üzerinde olacakları. Bir çocuk gibi ellerimi kavuşturarak çenemin altında, izlemek için sabırsızlanıyorum bu sürecin içinde bulacaklarımı. Bir yandan böyle büyük cümlelerin EGO'nun işi olduğunu da biliyorum. Adımlar çoook naif ve ufak zira bu yolculukta.
-----
My search for the natural curve of the spine is a big step in my yoga journey...
Etiketler:
awareness,
beden,
Chuck Miller,
confrontation,
dinlemek,
doğal,
ego,
ezber,
farkındalık,
kıvrım,
mey elbi,
natural,
omurga,
respect,
samimiyet,
saygı,
sınırlar,
sincerity,
spine,
yüzleşme
27 Mayıs 2014 Salı
geriye eğilirken..
Tüm geriye eğilmelerde asıl amacımızın omurgayı uzatmak olduğunu hep akılda tutmak gerek. Neden mi? Geriye eğilme pozlarında eğilme hareketi, boyun omurlarının desteği ile bel omurları sayesinde gerçekleşiyor (Bu iki bölüm, omurganın en fazla hareket kabiliyetine sahip bölümleri). Geriye eğilen omurganın sadece bükülmeye değil, aynı zamanda uzamaya ihtiyacı var, çünkü bedenin ön kısmı kısalarak sırt bölgesinde alan açmadığında, bel çukurundaki omurlar birbirini sıkıştırabiliyor. Bu nedenle geriye eğilmelerde tıpkı dik otururken olduğu gibi dik omurga hissini hatırlayarak omurgayı uzatmak, bedenin ön kısmını kısaltarak, bel bölgesini rahatlatmak gerek.
(Ref: CoreWalking Program)
Etiketler:
backbend,
bel,
bel çukuru,
geriye eğilme,
omurga,
omurlar,
sırt,
urdhva danurasana
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

