25 Ocak 2018 Perşembe

Yeni Başlayanlar İçin Meditasyon

Uzun zaman önce basit bir meditasyon tekniğini paylaşma sözü vermiştim. Evet bugün, o gün. Meditasyonu yeni öğrendiğim sıralar, o zamanki hocama ya yanlış yaparsam diye sormuştum, o da “yanlış meditasyon yapamazsın, merak etme” demişti. Ben de aynı güvenle sizi denemeye davet ediyorum, tabii ki tereddüt ettiğiniz her şeyi, her zaman sorabilir, danışabilirsiniz. Burada paylaştığım Hindistan’daki Sivananda Ashram’da öğrendiğim ve oradayken günde iki kez uyguladığımız, yeni başlayanlar için meditasyon olarak da adlandırabileceğimiz, zihne odaklanmayı öğreten bir teknik. Umarım sizler için de faydalı olur. Oradan aldığım ve aşağıdaki meditasyon notlarını çıkardığım inanılmaz faydalı, mor, mini kitapçıkta diyor ki “eğer her gün yarım saat meditasyon yaparsanız, hayatı barış duygusuyla ve spiritüel bir güçle karşılamaya hazır hissedersiniz. Meditasyon, zihin ve sinirler için en etkili ilaçtır.”

NASIL MEDİTASYON YAPILIR?
Öncelikle şunu belirterek başlamalıyım ki günün aynı saatinde, aynı yerde ve düzenli uygulama yapılması önerilir, çünkü düzenli pratik yaptığınızda, zihin yavaşlamaya koşullanır ve böylece daha hızlı bir şekilde meditatif hale geçebilirsiniz. Atmosferin spiritüel güçle dolduğu şafak vakti ve alacakaranlık zamanı idealdir. Tabii modern hayatın gündelik koşuşturmacaları içinde bu ritmi yakalamak zor olabilir, bu nedenle günlük uğraşlarınızı geride bırakarak ve zihni sakinleştirebileceğiniz sizin için uygun bir zaman dilimi seçin. Meditasyon için ayrılmış bir oda ya da belirli bir yer olması iyi olur. Aynı yerde meditasyon yaptıkça yayılan güçlü titreşimler bu alana yerleşecek, huzur dolu saf bir enerji burada hissedilebilecektir. Manyetik titreşimlerden faydalanabilmek için oturduğunuzda yüzünüz Kuzey ya da Doğu yönüne dönük olsun. Omurga düz, boyun uzun halde, vücudunuzda herhangi bir gerginlik yaratmayan hareketsiz, rahat bir oturma şekli seçin. Bacaklarınızı çaprazlayarak oturduğunuzda omurganız dik olamıyorsa, sırtınızı yaslamadan bir sandalyede oturmayı da seçebilirsiniz. Otururken yüzünüz bir duvara yakın olmasın, önünüzde bir boşluk ve alan kalsın. Başlamadan önce, belirli bir süre için zihni sessizliğe davet edin. Geçmişi, şimdiyi ve geleceği yavaşça bırakın.

Yaklaşık beş dakika süresince beyni oksijenle canlandıracak bilinçli ve derin nefesler alıp verin, sonrasında varlığı hissedilmeyen doğal ritmdeki yumuşak nefes akışına dönün. Doğal nefeslerinizde de belirli bir ritim yakalayın; örneğin üç saniye nefes alın, üç saniye nefes verin; çünkü nefes düzene girdikçe, yaşam enerjisi Prana’nın akışı da düzenli olacaktır. Başlangıçta zihin oradan oraya sıçrayacak ve durulmaya direnç gösterecektir. Bu gezinme isteğine izin verin ve onu zorla susturmaya çalışmayın. Zihni sakinleştirmek için ekstra efor sarf ederseniz, bu da meditasyonu engelleyen ek beyin dalgalarını harekete geçirir. Prana’nın akışı ile zihin de zamanla odaklanacaktır.

Zihin için bir odak noktası belirleyin. Doğası gereği entelektüel olan insanlar için bu iki kaşın arasındaki Ajna Chakra olabilir; daha duygusal insanlar ise Anahata (Kalp Çakrası)’na yönelebilirler. Odak noktanızı bir kez belirledikten sonra, bir daha değiştirmeyin. Odak noktasında görsel olarak canlandıracağınız nötr ya da ilham verici bir nesne belirleyin (örneğin bir sembol gibi). Daha sonra buna zihinsel ses titreşimini ekleyin. Eğer bir mantra kullanıyorsanız, onu nefesle koordineli şekilde zihinsel olarak tekrarlayın. Kişisel bir mantranız yoksa, ‘OM’ mantrasını kullanın. Zihinsel tekrar daha etkili olmasına rağmen, eğer bitkin ve uykulu hissederseniz Mantra’yı sesli olarak da tekrar edebilirsiniz. Mantra’yı bir kez belirledikten sonra, değiştirmeyin. Mantranın tekrarı anlamdan bağımsız olarak sesin titreşimi düşüncenin titreşimiyle birleşir ve zihni saf düşüncelere ulaştırır. Pratik yaptıkça dualite kaybolur ve üstün bilinç hali olan Samadhi’ye ulaşılır. Bu uzun bir zaman alacağı için, lütfen sabırla uygulamaya devam edin. Samadhi’de kişi bilen, bilgi ve bilinenin bir olduğu bir mutluluk halinde ulaşır. Bu, süper bilinç hali, aydınlanmış kişilerin ulaştığı yerdir.

Namaste.







Saadet Türköz ile sezgisel masaj ve ses atölyesi

2017’yi güzel bir çalışmayla kapatmıştık. 2018’de katıldığım ilk atölye çalışması da aynı yoldan ilerledi. 6-7 Ocak hafta sonumu Saadet Türköz ile sezgisel masaj ve ses atölyesinde geçirdim. ‘Ses’in de insanın kendi bedenini tanıması, ‘öz’ünü hatırlaması ve kendi ötesiyle bir bağ kurması için çok güzel bir araç olduğunu keşfettim. Saadet harika bir eğitmen. Bir daha Türkiye’ye geldiğinde kaçırmayın derim. Önceki çalışmaları kaçırdım diye endişelenmenize gerek yok; çünkü ne bir başlangıç var, ne de son. Hep ‘an’dayız. Vahşi doğanızı hatırlamayı, içgüdülerinizle buluşmayı unutmayın! 






3 Ocak 2018 Çarşamba

YOGA VE AY

Yoga pratiğinin ayın döngüleriyle bir ilişkisi var, çünkü farkına varsak da, varmasak da bedenlerimiz, hayatın içinde doğanın döngüleriyle devinerek yol alıyor. Diğer dolunaylardan daha parlak ‘Süper Ay’ bizleri daha birkaç gün önce selamlamışken ve muhtemel etkilerini hala bedenlerimizde hissederken, bu konuyu biraz daha derinlemesine paylaşmanın tam zamanı diye düşündüm.

Yoga stüdyolarının programlarına baktığınızda bile, dolunay ve yeni ay günlerinde ‘mysore’ dersi olmadığını, çünkü ashtanga yoga uygulayıcılarının o günlerde bir gelenek olarak pratik yapmadığını görebilirsiniz. Nedeni ise çok basit: Ayın, insan bedeni ve zihni üzerinde güçlü enerjik etkileri var ve bu bilimsel bir şekilde açıklanabilir. Bildiğimiz gibi ayın çekim kuvveti, gelgit olayının oluşmasına sebep oluyor ve ayın etkileri en fazla okyanuslarda kendini gösteriyor. Bedenlerimizin %70’i de sudan oluştuğu için, ayın döngüleri hem fiziksel, hem de zihinsel boyutta insan bedenini de etkiliyor. Madem ki yoga, her şeyden önce bedeni dinleme, kendine dönme çalışması, o zaman yoga programlarımızı duygusal ve enerjisel anlamda da bedenin ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap verecek şekilde düzenlememiz gerekiyor.

Çoğu insan, yeni ay döneminde enerjilerinin çöktüğünü, dolunayda ise yükseldiğini söylüyor. Yoga, her zaman dengeden yana olduğu için, yeni ay dönemlerinde daha dinamik, dolunay dönemlerinde ise daha yatıştırıcı çalışmalarla bedendeki değişen enerjileri dengelemek öneriliyor. 

Madem ki süper dolunayla henüz vedalaştık, bu akşam aya selam serileriyle, daha sade, daha meditatif bir akış yapacağımızı söylemem kimseyi şaşırtmaz sanırım....

25 Aralık 2017 Pazartesi

Kendi Yoga Pratiğini Geliştirmek

Kendi kendinize yapabileceğiniz kısa yoga dersleri için Hart Lazer’dan öğrendiğim basit bir reçeteyi paylaşmak istiyorum bugün. Diyelim ki o gün derse gitmeye vaktiniz yok; ya da bir başka sebeple evde kendi kendinize pratik yapmak istiyorsunuz ve sadece 15-20 dakikanız var; ya da evde pratik yapma aşamasına geçmek istiyor ve buna kısa denemelerle başlamak istiyorsunuz. Bir bakalım neler yapabilirsiniz (her maddede belirtmiyorum ama ‘savasana’ların en az 5 dakika olması önerilir):

• 15 dakika güneşe selam serileri + savasana
• En sevdiğiniz yoga pozu + en nefret ettiğiniz yoga pozu + savasana
• Sirsasana + sarvangasana + halasana + setu bandha sarvangasana+ viparita karani
• 4- 5 ayakta duruş + sarvangasana + savasana

Yukarıdaki 15-20 dakikalık çalışmalarla başlayarak yavaş yavaş kendi pratiğinizi geliştirebilir ve zamanla kendi başınıza, kafanız karışmadan daha uzun yoga dersleri yapmaya başlayabilirsiniz. Böylece pratiğiniz tatile ve gittiğiniz her yere sizinle gelir; kendi kendinizin hocası olur, kendi ihtiyaçlarınıza göre ilerlersiniz. Tüm deneyimlerinizi tuttuğunuz bir günlüğünüz de olursa, ne ala! 

Hart Lazer’ın kendi pratiğini geliştirmek üzerine kaleme aldığı şu yazı, eminim herkese yol gösterecektir: http://yogasala.com/blog/kendi-yoga-pratigini-gelistirmek

Yeri gelmişken paylaşayım; daha uzun pratiklere geçtiğinizde ise ister öne eğilme, ister geriye eğilme, ister ters duruş odaklı bir ders olsun, her pratiğe Iyengar'ın tavsiyesi şu 6 duruşu eklemeyi bir alışkanlık haline getirin ve hem fiziksel hem de enerji boyutunda etkisini gösterebilmesi için, her pozda 5 dakika kadar kalın: 

Sirsasana (Başüstü Duruş; tabii özellikle de boyun bölgesinde bunu uygulamaya engel bir durumunuz yoksa)
Salamba Sarvangasana (omuz duruşu – destekli yapmanız önerilir) 
Halasana (saban duruşu)
Setu Bandha Sarvangasana (yarım köprü duruşu – destekli de olabilir)
Viparita Karani ( Destekli Ters Duruş ) 
Savasana ( Ceset Duruşu )



18 Aralık 2017 Pazartesi

KOZMİK SENFONİ

Bu hafta sonumu sergilere ayırdım. Benim için sanat, ötede olanla bağ kurma araçlarından biri. Varlıkları, olayları ve hayatı anlamaya dönük ince bakış ve gerçeği arayış hali; yani kimi zaman matematiksel oranla ve ölçülü olanla, kimi zaman ilahi akılla açıklanan sanat, beni her zaman daha yüksek bir bilinç haline taşıyor.  (Aslında bilim ve özellikle matematik için de aynı şeyi söyleyebilirim. Sonsuzluk Teorisi filmini izleyenler, neden böyle ifade ettiğimi anlamaya daha yakın olmalılar.) Bir sanatçının eserini yaratırken ona ruhunun derinliklerinden yol gösteren bilinç hali, belki de yoga ile yaklaştığımız yere yakın sularda seyrediyor.

Cumartesi günü gördüğüm ve burada sözünü etmek istediğim, Başak Çoraklı’nın KOZMİK SENFONİ isimli sergisi; çünkü buradaki çalışmalarda kozmik döngü farklı bir boyutta ifade buluyor. Güneş, ay ve gezegenler; renklerle, çakralarla ve seslerle bir dans içinde. Her şey birbirini tamamlıyor ve aslında aynı şarkıyı söylüyor sanki. Sayıca çok fazla sayıda eser yok, ama sergide yer alan tüm çini ve seramikler, büyük desenler ve dijital baskılar başka türlü dile getirdiğimiz bilinç halinin bir başka yansıması gibi. Tam da bu sebepten 24Aralık’a kadar MSGSÜ Tophane-i Amire’ye uğrayın derim ve sanatçının, evrenin tohum sesi OM’u bir başka düzlemde açıklarcasına kelimelere döktüğü metni ile davetimi tamamlamak isterim:

“Başlangıçta her şey karanlıktı…

Kesif, koyu bir karanlık, şekilsiz bir boşluk ve görkemli bir sessizlik vardı.

O görkemli sessizliğin içinde dönen dev orkestra kozmik senfoninin ilk notasını titreştirdiğinde zamanın ruhu harekete geçti ve evrenin kalbi tıpkı bir metronom gibi atarak boşluğun içinde genişlemeye başladı. Genişledikçe gökkubbenin ışıkları yandı; titreşimlerin, renklerin, notaların ve gezegenlerin birbiri içinde devindiği eşsiz dans.


Ve böylece başladı”  Yrd. Doç Başak Çoraklı Aralık 2017



11 Aralık 2017 Pazartesi

Yeni Program

Uzun bir aranın ardından, derslere geri döndüm. Artık her perşembe saat 17:00-18:00 arası üniversiteli yoga ile YogaŞala Nişantaşı'ndayım. (Katılmak için üniversiteli olmanız gerekmiyor, sadece öğrenci kartı gösterenler için avantajlı bir katılım imkanı sunuluyor.)

Sonra bu hafta 12 Aralık Salı akşamı, 19:30-20:50 arası YogaŞala Etiler'de kundalini yoga ve meditasyon dersini veriyor olacağım. Benimle kundalini yogayı denemek isteyenler vardı, bu davet onlara, çünkü bu ders sadece 1-2 hafta Nilay'ın yerine bende. 12 Aralık'ta yapacağımız set, derin meditasyona başlamak isteyenler için harika. Kanı temizleyen, göğüs kafesini açarak nefes kapasitesini artıran, tiroid ve paratiroid salgıları üzerinde çalışan ve dolaşım sistemini stimule eden bir çalışmamız var. Hem kolay, hem de etkili. Gelin.

Yine 23 Aralık cumartesi 10:15-11:20 Vinyasa 1'e katılarak hafta sonuna içinizdeki aydınlık renklerle temasa geçerek başlayabilirsiniz. Tercih sizin. Lütfen tarihleri, yerleri not edin ve ister benimle ister bensiz, takvimlerinizde yogaya mutlaka yer açın.

Jigar Gor'dan Alıntı

“Yoga, ayak parmaklarına değmek değil; öne eğilirken öğrendiklerindir” jigar gor

(Daha güzel özetlenemezdi, teşekkürler #ashtangayogamontreal)