25 Şubat 2015 Çarşamba

Boyun Bölgesiyle Başlıyoruz

Geçtiğimiz hafta sonunu Hart (Lazer) ile dolu dolu geçirdiğimi bilenler, bu akşamki seansa ondan öğrendiklerimi taşıyacağımı kolaylıkla tahmin edebilirler.

Bu hafta akış öncesinde, boyun bölgesindeki problemlere yönelik, başı sağa sola çevirme hareketini kolaylaştıran kısa bir seri ile ısınacağız. Bu seri, boynu hareket ettirmeden, omuz bölgesinde yer alan kaslarda hareket yaratarak boyna hareketlilik kazandırıyor. Bu kolay hareketleri daha sonra evde de uygulayarak boyun bölgeniz üzerinde çalışabilirsiniz. Akşam görüşmek üzere 

18 Şubat 2015 Çarşamba

Richard Freeman'ın İlham Almak

Richard Freeman’ın ‘The Mirror of Yoga’ kitabını okumaya ve okudukça yogayı daha derinden anlamaya devam ediyorum. Kelimeleri, bugüne kadar öğrendiğim ve deneyimlediğim her şeyin üzerine tüm boşlukları dolduran bir cila gibi yayılıyor. Bu bilgiden aldığım ilhamı kendi pratiğime ve derslere aktarabilmeyi umuyorum.

Bugün okuduğum bölümü şöyle özetleyebilirim (birebir çeviri değil, bende bıraktığı tat, benim metinden anladığım diyelim):

Asana, rahat oturuş anlamına gelir ve çoğu kişinin uyguladığı gibi kesinlikle bedene eziyet etmek değildir. Rahat bir yastığa yerleşircesine... Zihin ancak o rahatlık içinde sonsuzluğu yansıtmaya başlar.

Yoga, saf bilincin yükselmesine olanak tanıyan bir platform oluşturmaktır.

Photo Credits: http://www.yogateacherstruestories.com/ashtanga-yoga/interview-richard-freeman-on-ashtanga-yoga

13 Şubat 2015 Cuma

Nefes bir armağandır

Nefese sahip olamazsın. O gelir ve gider. İçinden akar ve geçer. O sana ait değil. Tek yapabileceğin onu izlemek, onun içindeki yolculuğuna tanıklık etmek ve buna müteşekkir olmak. Daha fazlası değil. Yoga bunu görmek ve hatırlamak için var. İyi ki var. Nefesin değerini hatırladığınız bir hafta sonu olsun!

"Az önce aldığın nefes... İşte o bir armağan." Rob Bell

"That breath that you just took... that's a gift." 
Rob Bell

11 Şubat 2015 Çarşamba

Garudasana

Bu akşam kar-kış dinlemeden stüdyoya gelenlerle GARUDASANA’ya doğru uzanan bir yolculukta buluşacağız. Bu asananın ismi Sanskritçe’de "kartal" anlamına gelen “garuda” kelimesinden geliyor. Hindu mitolojisinde Garuda kuşların kralı olarak bilinirdi. Kanatları, pençeleri ve gagası bulunan Garuda, kollara ve bacaklara da sahipti. Vishnu, karanlığa karşı verdiği mücadelede insanlığa yardım ederken Garuda onun taşıyıcısıydı. Adının “yok edici” anlamına geldiği de söyleniyor, çünkü Garuda özünde "güneşin her şeyi yakan şiddetli ışınlarını" temsil ediyor. Bu asana bize kendi korkularımızla, karşılaştığımız zorluklarla denge ve kararlılıkla savaşma gücümüzü hatırlatıyor.

Asananın fiziksel faydalarına gelince… Alt ve üst bacak kaslarını, ayak bileklerini güçlendiriyor. Omuz, kol ve üst sırt kaslarını esnetiyor. Denge ve koordinasyonun gelişmesine yardımcı oluyor, böylece odaklanabilmeyi kolaylaştırarak, konsantrasyonu güçlendiriyor.

9 Şubat 2015 Pazartesi

Akışa Teslim Ol

Hart (Lazer) aldığımız eğitim sırasında, bir ara cümle arasında 'Surrender Day (Teslimiyet Günü)' diye bir kavramdan söz etti. Sadece ayda bir ya da haftada bir gün, tek bir gün kendini hayata teslim etme çalışması. Zaten aksini insanın kendine ikna etmesi pek mümkün değil. Nedendir bilinmez, hep hayatın dediği olmasın, benim dediğim olsun diye sonsuz bir çatışma halindeyiz var olanla. Hayatın akışı bundan pek yorulmuşa benzemiyor ama akıntıya karşı yüzen bizlerin bundan bitap düştüğü açık.

Neyse, derken günlerden bir gün ben de bunu denemeye karar verdim. Gece yatarken dedim ki kendime yarın TESLİMİYET GÜNÜM olsun ve her şeye EVET diyeyim.  Birisi bana ‘hadi gel, şöyle yapalım’ derse evet, bindiğim otobüs bozulursa o anki alternatife evet, haydi bakalım her şeye evet. Kendi kendime de diyorum ki 'aaa, ben zaten son derece uyumlu bir insanım. Bu benim için hiç de zor olmaz! Ben zaten hayata teslim olarak yaşıyorum.’ 

Deneyimimi dürüstçe aktarmam gerekirse günün sonunda fark ettm ki, benim her günüm direnç göstermekle geçen müthiş bir eneji kaybıyla sonlanıyor. Her şeye direnç gösteriyorum (Hatta güne 'hayır' ile başladığımı fark etmem bile günün ortalarını buldu. Çünkü, sabah çalar saat beni güne uyandırdığı an güne başlamak yerine, 'hayır' dedim, 'beni bırak daha uyumak istiyorum'.) Uzun lafın kısası günün yarısı, hayatın bana sunduğu teklifleri fark etmemekle geçti, çünkü daha düşünmeden o kadar ani hayır diyordum ki, onun bir seçim olduğunu bile fark etmiyordum. Neyse ki fark edip evet dediklerim de oldu; ki bunlar da normal şartlar altında asla evet demeyeceğim şeylerdi. Mesela grup koşusuna katılan erkek arkadaşım haydi bugün sen de gel dedi (Teslimiyet günü çalışmamdan habersiz). Normal şartlarda yoga yapan insan koşarmıymıştan tutun da ama ben sabah pratiğimi yaptıma uzanan türlü sebeplerle buna evet demek aklımın en küçük köşesine bile uğramayacakken evet dedim. Sonra ne mi oldu? Sadece kendime söylediğim türlü kandırmacaları fark etmekle kalmadım aynı zamanda koşmanın yarattığı o özgürlük hissine bayıldım! Ben spor yapmayı çok özlemişim. Hem ‘Ben yoga yapıyorum, kondisyonum çok iyi’ değilmiş mesela. Koşarken dilim dışarda grubun en arkasındaymışım, egom da bundan hiç memnun değilmiş. Gibi gibi gibi….  Bir gün, sadece tek bir gün bana çok şey öğretti. Öneririm. Bir günününüzü, sadece tek bir gününüzü kendinizden ve tercihlerinizden vazgeçerek yaşayın. Bir arkadaşınız o kafeye değil de bu kafeye oturalım derse ‘peki’ deyin, haydi bu sabah şu yoldan gidelim derse eşiniz ‘yok yol uzar’ demeyin, peki deyin. Her şeye peki deyin. Bakalım neler olcak. (Bu arada ben zaten öyleyim diyenler büyük bir yanılgı içine girebilirler. Deneyin, ne demek istediğimiz anlayacaksınız.)

Nedense BEN dediğimiz sınırların dışına çıkmamak için sıkı sıkıya tutunuyoruz duvarlarımıza. Oysa dışarda kaçırdığımız neler var neler. Hayat var!

Olur da denerseniz, lütfen deneyimlerinizi paylaşın, duymaktan ve dinlemekten ya da okumaktan zevk duyacağım. Bu arada, tabii ki mantığın bir yandan işliyor olacağını kısaca hatırlatmak isterim. Sınırları zorlayayım derken kendimizi göz göre göre ateşe atmak da yok, ona göre.

Bu arada, bu yazıyı neden bugün paylaştın derseniz, bugün de teslimiyet günüm de ondan. Bakalım hayat bana neler gösterecek...
------