26 Mayıs 2015 Salı

evren gözlerinin önüne seriliyor




Dr. David Richo'nun "Geçmiş Şimdi Olduğunda" kitabı bir yeni yıl armağanı olarak girdi hayatıma. Okumam uzun bir sürece yayıldı ve iyi ki de öyle oldu. Nasıl olduysa kitabın zamanı, benim hayat akışımla örtüştü ve her ihtiyacım olduğunda yeni bir bakış açısı kazandırarak cevapsız sorularıma yanıt oldu. Gerçek benlik, aktarımlar, çocukluğumuzun tüm hayatımıza yayılan haritası hakkında çok şey öğrendim.

Bugün son sayfasını okurken, bir kitabı daha tamamlamış olmanın huzuru var içimde... Bir de hep hatırlamak isteyeceğim son satırları:

"Sen de ağaçlar ve yıldızlar kadar evrenin çocuğusun; burada bulunmaya hakkın var. Sen açıkça gör ya da görme, hiç kuşkusuz evren gözlerinin önüne seriliyor… Bütün sahtelikleri, angaryaları ve kırık hayalleriyle birlikte hala harika bir dünya bu."  MAX EHRMANN

21 Mayıs 2015 Perşembe

Hammarskjöld der ki...

Olan her şey için: Teşekkürler
Olacak her şeye: Evet

Dag Hammarskjöld

----------
For all that has been, 
Thank you.
For all that is to come, 
Yes!

Dag Hammarskjöld

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Türkiye'nin Kuzeyinden

Sivrice Sahili'nden Bektaş Köyü'ne doğru çıkarken...
Bisiklet üzerinde geçen üç gün ıhlamur ağaçlarının, hanımeli çiçeklerinin kokusunu; kuş seslerini, ilkbaharın sarısını, yeşilini, hercaisini armağan etti. 

Ege'nin kuzey ucunda, şehrin hızından, gürültüsünden, telefondan uzak bu zaman dilimi; sadece nerede uyusak, ne pişirsek kaygılarıyla hayatın en sade haline geri dönüş haliydi. 

Sivrice Sahili'nden çıkmak da iniş kadar müthiş bir deneyimdi



Bu akşamki 18.30 seansında bizi yola çıkaran da -varsa- bir sonuca taşıyan da bu olacak işte. Bu sadeliği hatırlamak ve onun bize hatırlatacaklarına alan açmak...

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Neden yoga yapıyoruz?

Yediburunlar Lighthouse - Fethiye
Ürün Kurtiç Eşliğinde Yoga ile Yenilenme Kampı, Eylül 2014
Dinamik Yoga metodunun kurucusu Godfrey Devereux "neden yoga yapıyoruz?" sorusuna şöyle cevap veriyor:

Bence buna bir açıklık getirmekte yarar var. Aslında beden içindeki her bir hücrenin gelişmeye ve büyümeye karşı bir ihtiyaçı vardır. Hepimizin sezgisel olarak büyümeye ve olgunlaşmaya karşı bir dürtüsü vardır.

İçimizde sınırlanmış ve bastırılmış hissettiğimiz zaman kendimizi mutsuz hissederiz. Her insanın içinde daha tam ve özgür olma isteği vardır.

Belki ne olduğumuzu ve kim olduğumuzu tam bilmiyoruz. Belki kendimizi içimizde bastırılmış, karmaşık, tatminsiz hissediyoruz. Ama bu hisler bizi daha tam olmamız için bir yola doğru sürükleyebilir. Buna nasıl cevap veriyoruz?

Kendi içimizde bir cevap bulabiliriz. Hayat bilinç, akıl, ve duyarlılığa bağlı. Bu akıldan faydalanmak için onun dilini öğrenmemiz ve anlamamız gerekiyor. Zeka ile direk bilinçli, metodolojik bir şekilde ilişkiye girmemiz gerekiyor. Yoganın anahtarı hissetmekte yatıyor. Hissetmek bizi zihne karşı koruyabilir. Zihin ile yakınlaşmamız gerekiyor. Ve hissetmek bu ilişkinin anahtarını ve özünü oluşturuyor.

Yoga yaparken hissetmek ile bir ilişki kuruyoruz. Amacı kim olduğumuz ve ne olduğumuz ile yakınlaşmak. Beden, zihin ve ruh bir bütünlük içindeler. Ve bu bütünlüğü deneyimlemek, keşfetmek, anlamak ve onurlandırmak yoga aracılığı ile mümkün olabiliyor. Bu bütünlük içinde ikilik kavramları yok olmaya başlıyor.

Hassasiyet ve duyarlılığı davet ediyoruz. Ve var olan bütünlüğümüze yeniden erişmeye başlıyoruz.

Beden an be an his üretiyor. Bir his hissettiğin zaman artık biliyorsun ki gerçek bir şey ile meşgulsün. Bu şey şimdide oluşuyor, bu şey şimdide burada mevcut. Yoganın beden ve zihin zekâsına erişmekten başka bir gündemi yok. Olan ne varsa yogayı gerçek kılıyor.

Çoğu zaman yüzümüze bir tebessüm ifadesi getiriyoruz. Gülümsememiz gerekmediği halde, bazen yalan söylemek için gülümsüyoruz. Sosyal olarak yalan söylemeye teşvik ediliyoruz. Dürüst olmamaya alışkanlık olarak şartlandırılıyoruz. Duyarlı ve dürüst müyüz araştırmasına yoga aracılığı ile girmeye başlıyoruz. Araştırma içinde doğal olarak daha dürüst olmaya başlayacağız. Hayatın özünde yatan dürüstlük. 

Bedenimize bedenimizi onurlandırarak yaklaşmamız gerekiyor.

Bedenimiz, hayatımızın bir ifadesi ve aynası. Ve hareket etmeye programlanmış. Hareket eylemin temelini oluşturuyor. Sabitlik hareketsizlik demek değildir. Hayat ölüm demek değildir. Hayat ölüm üzerine inşa olmuştur o başka. Sabitlik öldüğün zaman gerçekleşir. Hareket sabitliğe açılan bir kapı aralığı, bir giriş. Hareket vasıtası ile hisler üretiyoruz ve hareket sayesinde hislerimiz ile samimileşiyoruz. Bedenin zekasını onurlandırdıkça aslında hayatı onurlandırıyoruz. Sabitlik sessizliktir. Ve yoga yaptıkça olan ne varsa daha rahat olmaya başlıyoruz. Ve böylece daha özgür ve tam bireyler olmaya başlıyoruz."

NOT: Bu metni aldığımız eğitim esnasında Mey Elbi paylaşmıştı. Üzerinde çevirmenin ismi yazmadığı için ben de paylaşamıyorum maalesef, ama emeğine saygımı buradan iletmek istiyorum.