19 Mart 2015 Perşembe

Yoga tüm evrenime yayılıyor

YogaŞala Nişantaşı, Mysore, 17.03.2015
FOTOĞRAF: Beyza Yiğitcan
Yoga ile esneyen sadece bedenim değil. Yoga ile bedenim farklı enlemlerde uzarken zihnim de yeni boyutlar keşfediyor; bedenim esnedikçe farkındalığım da evrenin farklı uçlarına doğru uzanarak genişliyor, ben bedenimle sınırlı kalmıyorum; sınırlı kalmadıkça da bedenimin merkezinden başlayarak her şeyi daha çok seviyorum. Belki daha çok seviyorum demek yanlış, aslında zaten içimde olan sevgiyi daha çok fark ediyorum diyelim. Duyarlılıkla bedenimi anlıyor, bedenimi sevdikçe kendimi; kendimi sevdikçe zamanımı paylaştığım tüm insanları; sonra evimi, çiçeklerimi ve yaşadığım yeryüzünü daha çok seviyorum. Sevdikçe daha duyarlı oluyorum. Bedenimi güzel gıdalarla beslemek istiyorum, yakınımdakilere şefkat taşıyor içimden ve bu dünyayı kirletmeye kıyamıyorum. Yoga, matın üzerinden başlayarak evrenime yayılıyor. O benim öğretmenim ve her gün ondan öğrenmeyi seçiyorum.

13 Mart 2015 Cuma

Om Şifa Seansı


Gelecek Salı günü YogaŞala Etiler, Çarşamba günü ise YogaŞala Bağdat Caddesi’nde saat 18:00’de Swami Vishwachakradharananda (Güney Afrika’dan Dr. Jeeven Reddy) ile Maha Om Şifa Seansı düzenleniyor. Ücretsiz olan bu etkinlik herkese açık. İlgileniyorsanız katılmanızı öneririm. Ben daha önce YogaŞala Maslak şubesinde düzenlendiği zaman katılmıştım ve OM çemberinin içinde eridiğimi, zihnimin sınırlarının genişlediğini hissetmiştim. Denemeye değer.


Eğer katılamayacak olan ama şifa desteği göndermek istediğiniz bir yakınınız varsa adını bu etkinliği düzenleyen Yara (Leite Goulart Ulcay)’ya iletebilirsiniz (ya da benimle paylaşırsanız, ona gönderebilirim)

Etkinlik detayları için tıklayın
OM şifalandırma hakkında bilgi almak için buraya tıklayın

9 Mart 2015 Pazartesi

Zihin kandırılabilir, beden asla



görsel: http://3.bp.blogspot.com
Dün hediye gelen kitabımın sayfalarını karıştırırken, önüme çıkan ilk paragraf şu oldu: 
"Çocukluğumuza ilişkin gerçekler bedenimizde birikmiştir; onları bastırabiliriz ama asla değiştiremeyiz. Zihnimiz kandırılabilir, duygularımız yönlendirilebilir, algımız allak bullak olabilir, bedenimiz ilaçlarla oyuna getirilebilir. Ancak beden tıpkı hiçbir uzlaşmayı ve bahaneyi kabul etmeyen o çocuk kadar dürüst bir şekilde, bunların faturasını kesecektir ve biz gerçeklerden kaçınmaya bir son vermedikçe, bize eziyet etmeye son vermeyecektir." Alice Ailler 

(Geçmiş Şimdi Olduğunda, Dr. David Richo, s.165)

6 Mart 2015 Cuma

IŞIĞI YANSITIN

KARANLIĞI EMEN SÜNGER DEĞİL, IŞIĞI YANSITAN AYNA OL


Çoğumuz hayatımızda böyle durumlarla karşılaşıyoruz. Karşınızda sevdiğiniz bir insan oturuyor, size sıkıntılarından, yaşadığı sorunlardan bahsediyor; siz de ona yardım etmek için anlattığı tüm hikayeleri sabırla ve dikkatle dinliyor, yorum yapıyorsunuz. Ama zihinleri o kadar olumsuz bir yerde ki, hangi argümanla karşısına çıkarsanız çıkın, yavaş yavaş siz de onunla birlikte aşağı doğru çekildiğinizi hissediyorsunuz. Gabrielle Bernstein anlattıkları, tavırları ve düşünceleriyle üzerinizde olumsuz etkiler yaratan bu insanlar karşısında nasıl pozitif kalınabileceğini şöyle anlatıyor:

Bana düşen, olumsuzluğu emmek, olumsuzlukla mücadele ederek savaşmak değil; benim görevim kendi merkezimi korumak ve özüme bağlı kalmak, ki bu da şefkatin, ışığın, yargısızlığın olduğu alanda kalmak demek. Pek bir şey söylemeye, yorum yapmaya, savaşmaya gerek yok; sadece sakin olun, içinizdeki dengeyi koruyun. Siz kendi merkezinizde sağlam bir şekilde durdukça, o kişinin yumuşadığını, sakinleştiğini göreceksiniz. Karanlığı çeken bir sünger değil; ışığı yansıtan bir ayna olun. 

Pırıl pırıl bir hafta sonu olsun!

Gabrielle Bernstein’I izlemek ve bu içeriği onun dilinden dinlemek için buraya tıklayın

4 Mart 2015 Çarşamba

Kaybetmekten korkmadan, sahip olmamanın özgürlüğüyle

Bedenimiz bile bize ait değilmiş gibi deneyimleyebilir miyiz her asanayı? Kaybetmekten korkmadan, sahip olmamanın özgürlüğüyle, hiçbir şeye tutunmadan... 18.30’da görüşmek üzere!

Yamalardan üçüncüsü olan ASTEYA ‘çalmamak’ anlamına geliyor. Bu ilk duyduğumuz anda, zaten tanıdık bir etik kural gibi görünse de, Richard Freeman’ın aşağıda kısa çevirisine yer verdiğim ve bu konuya daha geniş bir anlam yükleyen yorumu ‘sahiplenmemek’ kavramı üzerine düşünmeye davet ediyor: 

“…Hatta bu kendi kontolümüzde olan şeyler için bile geçerli. Örneğin sahibi olduğumuz ev gibi tüm fiziksel varlıklar bile her şey gibi geçici olarak görülmelidir. Sonuçta 'asteya' hiçbir şeyin bütünden ayrı ve özel olarak şahsımıza ait olduğunu iddia etmemektir.   Eğer bedenimizin ve duyusal algılarımızın bize ait olmadığını, arka planlarından bağımsız olmadıklarını, hepimizin bir parçası olduğu yaşamın varlığının bağlayıcı ağı olduğunu göremiyorsak, bu da çalmanın bir biçimi olarak değerlendirilebilir.” 

---

“It even implies to the things that come into the sphere of our influence, for example physical property – a house we might own – which must ultimately be seen as impermanent like else. In the end ‘asteya’ means to not claim anything as being exclusively ours and separate from all else. It could even be considered a form of stealing if we cannot see that our very body and our sense perceptions are not ours that they are not to be separate from their background, the interlinking web of existence of the life we are part of.”

(The mirror of Yoga, Richard Freeman, PP.174)
Görsel: http://lululemon.com/community/blog/asteya-in-action/